Türkiye'nin en kapsamlı Mariah Carey sitesi, MariahTurkiye.net'e hoşgeldiniz.

Welcome to MariahTurkiye.net, the #1 source for everything Mariah in Turkish.
 
 


 
 

Gerçekten içinize bakıp içsel gücünüzü bulmak ve kendinize “Ne ve kim olduğum hakkında gurur duyuyorum, sadece kendim olacağım.” demek zorundasınız.

 
 

Adı: Mariah Turkiye
URL: www.mariahturkiye.net
Tema:
v2.0 - Purple Rain
Açılış: 18 Eylül, 2006
Webmaster: Can, Murat

 



 


>> Müziği hakkında
>> Şöhret ve kariyer hakkında
>> Hayatı hakkında
>> Zorluklar hakkında
>> Aşk hakkında
>> Diğer


:: Müzik ::


H
ayatımda bana bu kadar ilham veren başka bir şey olmadı. Çılgınca; ama müziği her zaman sevdim ve yapmak istediğimin bu olduğunu her zaman bildim. Bir şarkıcı olmak istemediğim herhangi bir dönemi hatırlamıyorum.


Sevdiğim, hissettiğim şey müzik. Zevk alabildiğim ve diğer insanlara biraz zevk verebildiğim bir şeyleri yaptığımı bilmek harika bir duygu. Bunun için çok minnettarım.


İnsanları zorla bir dükkana sokup bir albüm aldırtamazsınız, bunu müzik yapmak zorunda. Sahip olduğum başarı, müziğimle bağlantı kuran insanların sayesindedir.


Vision Of Love”, bilirsiniz, ilk single'ım. Hakkında düşündüğümde, bu şarkıyı yazdığım ve kaydettiğim dönemin hayatımın çok iyi bir anı olduğunu hatırlıyorum. Şarkıyı varoştaki bir kulübenin arka tarafında, küçük bir stüdyoda diğer demolarımı hazırlarken kaydetmiştim. Bu yüzden, bu şarkı hakkında her zaman iyi hislere sahip olacağım. Bu şarkıyı canlı olarak söylemeyi seviyorum. Bilirsiniz, eski hatıraları kesinlikle geri getiriyor.
(“Vision Of Love” hakkında / 1999)


Daha güncel bir video klip seçemez misin? (gülerek) O video klibi arşivlerde veya herhangi bir yerde kaybedemez misiniz? Yanmasına izin veremez misiniz?
(Programda yayınlanması için bir hayrandan istek alan “Vision Of Love” video klibi –Mariah bu video klibi fazla beğenmiyor- hakkında, MTV #1's özel programı / 1999)


"Vision Of Love" için sürprize uğradım; çünkü bence o dönemde müzik olarak yürüyen şey bu değildi.
(2002)


Belki birisi single'larımdan birini duyacak ve “Ah lütfen, bu şarkının sözleri çok sıkıcı.” diyecek. Ben de “Evet, sadece bitirmek zorundaydım. İyi bir kıvama geldi; fakat şimdiye kadar yazdığım en dokunaklı şarkı sözü değildi. Öyleyse gidin, alkollü araba kullanarak kaza yapan ve hayatını kaybeden bir arkadaşım için yazdığım ‘The Wind' şarkısının sözlerine bir göz atın.” diyerek kabul ederim.


Hero”yu canlı olarak söylemeyi seviyorum; çünkü söylemesi oldukça kolay ve üzerinde albümde olmadığı gibi farklı şeyler deneyebiliyorum. Albüme canlı bir versiyonunu koyacaktım, ama sadece normal versiyonu koymamı istediler… Albümde daha orta yollu mainstream tarzında ortaya koyulabilirdi, o tarza daha yakın bir şekilde söylenebilirdi. Şarkıyı canlı olarak sunarken farklı şekilde söylemeyi tercih ediyorum, canlı olarak hiçbir şeyi albümdeki gibi söylemem. Bence, içerdiği mesaj çok güçlü olduğu için evrensel bir şarkıya dönüştü.
(“Hero” hakkında / 1999)


Şarkılarımın klüp remikslerini yapmayı seviyorum; çünkü birçok farklı elementi bir araya getirme ve albümlerime koyamadığım farklı tarzları keşfetme fırsatını elde ediyorum. Mesela, Fantasy'nin onbir dakikalık bir klüp remiksini alıp albümüme koyamam… Bu remiksleri meydana getirirken şarkıyı bir bakıma baştan yaratıyoruz, neredeyse yepyeni bir şarkı yazıyormuşuz gibi. (1995)


Hip-hop'ı çok dinlerim, bir bakıma bir dinleyici olarak onunla birlikte büyüdüm… Jermaine Dupri'yle ilk kez, birkaç yıl önce Kris Kross için “Jump” şarkısını yaptığı dönemlerde çalışmaya karar verdim. İnsanlar o şarkıyı dinleyip “Ah, Mariah Carey bu adamla çalışmalı.” demiyorlar, bilirsiniz. Ama ben dinleyip “Bu kayıt, üzerine bir şarkı yazabileceğim ve sesimi koyabileceğim, kendime ait bir şeye dönüştürebileceğim bir kayıt.” diye düşünüyorum.
(1995)


ODB ile çalışmamı öneren Sony değildi. Onlar “Rap geçici bir heves, niçin kendini bu işin içine sokuyorsun?” dediler.


Bunu “Vay canına, birdenbire R&B yapmaya başladım.” olarak görmüyorum. Bunu yapmayı istiyor olmam ve hayatımda güçlü bir etki kaynağı olduğu çok belliydi. Bana hiç de yeni gelen bir şey değil. Ve “My All”, “Butterfly”, “Whenever You Call” ve şu anda yaptığım şeylere baktığınızda kesinlikle şiddetli bir geçiş de değil. İlk çıktığım dönemdeki kimliğimden ayrılmadım; yalnızca müziğime gerçek esin kaynaklarımı yavaş yavaş dahil etmeye başladım.
(Müzik tarzının değiştiğini dile getiren eleştiriler hakkında / 1999)


Ses katmanları oluşturmayı ve farklı ses dokularıyla oynamayı seviyorum. Mesela dört tane soluklu şarkı yapıyorsam, bir miktar da farklı tarzlara ait şarkı yapıyorum ve sesimin kaç farklı insan gibi çıkacağını denemek ve görmek için hepsini bir araya getiriyorum. Sadece oyun oynuyorum. Sesimle farklı deneyimler yaşamak benim için çok eğlenceli. (1995)


Yazdığım her şey hayal gücümden ileri geliyor. Asıl mesele; tüm bunları deneyimleyecek kadar zamana sahip olmamış olmam, ama bu kalbimden geldiği gibi yazmıyorum anlamına da gelmiyor; çünkü kalpten yazıyorum. Kendimi başka kadınların yerine koyuyorum, düşündüğümde onların sevinç ve acılarını hissedebiliyorum. Hepimiz aynıyız, hepimiz kadınız.


Sizi sanatçı yapan şey, şarkı sözü yazabilmenizdir. Sadece notaları yorumlamak hiçbir şey ifade etmez.


Bal ve aşk fikrini nereden aldığımı bilmiyorum; ama bundan hoşlanıyorum.
(“Honey” hakkında / 1997)


Diğer video kliplerime göre bu video klip gerçekten benim karakterimle daha fazla ilintili, bu yüzden kendimi çok daha fazla emin ve rahat hissediyorum.
(“Honey” video klibi hakkında / 1997)


Butterfly” hayatımda her zaman o bir çeşit özgür kalma, birçok şeyden korkma anımı sembolize edecek.
(“Butterfly” albümü hakkında / 1997)


Müziğime kendimden daha fazlasını koyabilmek için daha özgür hissediyorum. “Butterfly”da birçok gerçek duygu var. Onunla yaşadım, onunla uyandım.
(“Butterfly” albümü hakkında / 1997)


Albüme “Butterfly” adını vermemin sebebi; bir söz yazarı olarak bu şarkıyı güçlü bir şekilde hissetmem. Ayrıca çok umut ve dayanma gücü verici olması, bir durumun doğru olmadığı anı kabullenmek için yeterince güçlü olmakla ilgili olması ve serbest bırakmak için insanın içindeki güce sahip olması ile ilgili.
(“Butterfly” albümü ve şarkısı hakkında / 1997)


İnsanlar “Breakdown”a en kişisel şarkımmış gibi bakıyorlar ve durumumla bağdaştırmaya çalışıyorlar; ama o şarkı tamamen esinlendiğim ritmik ve melodik bir akıntıdan, yani Bone Thugs-N-Harmony'nin kafiyelerinden ve şarkı söyleme biçimlerinden ibaretti. Stüdyoya gelip şarkıyı dinlemek istediklerinde tamamen onlardan etkilendiğimi hemen anlamaları için onların tarzında bir şarkı yapmak istedim.
(“Breakdown” hakkında / 1997)


Bana göre “Breakdown”, güncellenmiş bir “Always Be My Baby” gibi. İçerisinde Bone Thughs-N-Harmony yer aldığı için o kadar da köklü bir değişim değil. Biliyorsunuz, şarkıda çılgınlar gibi rap yapmıyorlar. Bu kulağa hoş gelen, ortaya çıkardığımız melodik bir sound. Bu yüzden “Ah, bu kadın çıldırdı, hip-hopçı olmaya çalışıyor.” diyen insanlar için “Butterfly” albümünün tam olarak ne olduğu hakkında ciddi olarak yanlış bir tanımlama yaptıklarını düşünüyorum. Hiç de sanıldığı gibi değil; bu doğal bir evrim ve devam edecek.
(“Breakdown” şarkısı ve “Butterfly” albümüne yapılan eleştiriler hakkında / 1999)


Albümde, bana göre en kişisel şarkım olan ve muhtemelen şimdiye dek yazdığım en kişisel şarkı olan “Close My Eyes” adlı bir şarkı var. Bu şarkıyı dört yıl önce, o zamana dek verdiğim ilk büyük ve kalabalık konser olan NBC özel konserinden sonra yazmaya başladım. Kuvette oturuyordum ve aya bakıyordum, ve birden aklıma bu düşünce geldi. Şarkı o anda bana geldi, bir bakıma hayatımı ve beni bu noktaya taşıyan şeyleri düşünüyordum. Oldukça önemli bir andı, şarkıyı yazdım ve geçmişe bakarak “Vay canına, uzun bir yol katetmişim.” diye düşündüm. Daha sonra şarkıyı bir kenara kaldırdım; çünkü şarkı hayatımın büyük bir kısmını ve geçmiş yıllarda üstesinden geldiğim birçok şeyi dile getiriyordu.
(“Close My Eyes” hakkında / 1997)


Bu albümde birçok farklı işbirliği, renk ve doku var. Bir albümle, eğlenebilmek ve birçok farklı tarzı bir araya getirebilmek zorundayım.
(“Rainbow” albümü hakkında / 1999)


Missy (Elliott) ve (Da) Brat'lı “Ain't No Fun”ın bir döngüsüyle başlayıp, Phil Collins'in “Against all Odds”unu tekrar seslendiren bana kadar gelen çok fazla albüm yoktur.
(“Rainbow” albümü hakkında / 1999)


Şarkı yazabilme yeteneğine sahip olduğum için Tanrı'ya çok minnettarım; çünkü bu kendimi ifade edebilmem adına çok önemli bir şey. Bu gece Rainbow Turnesi için prova yapıyordum ve direkt içimden gelen bazı şarkıları söyledim. Çok duygusaldı ve merak ettim; bu şarkıları ben yazmamış olsaydım, bende hala aynı etkiyi yaratabilirler miydi?
(Söz yazarlığı hakkında / Şubat 2000)


Bu şarkıyı herhangi bir güçlüğün, savaşın, acının üstesinden gelen herkes için yazdım. Bu, sizin için.
(Divas Live 2000 konserinde “Can't Take That Away (Mariah's Theme)” performansına giriş yapaken / 2000)


Sıradaki şarkıyı, burada bir parça cesarete ihtiyacı olan herkese ithaf ediyorum. Sanırım bazen hepimizin ihtiyacı oluyor. Kim ne derse desin, sizden ruhunuzu almalarına izin vermeyin. Siz izin vermedikçe bunu başaramazlar.
(Rainbow Tour – Boston konserinde “Can't Take That Away (Mariah's Theme)” performansına giriş yaparken / 2000)


Geçen gün bir radyo röportajı yapıyordum ve benden şarkım için sunum yapmamı istediler, ben de: “Pekala, işte ilk albümümden yeni şarkım Through The Rain.” dedim. ‘İlk albümüm” dedim, çılgınca bir şeydi; çünkü “Charmbracelet” bana neredeyse ilk albümümmüş gibi bir his veriyor. Sebebini bilmiyorum; sanırım albümü kaydetme biçimimle, şehri tüm curcunanın ortasında terkedip gitmemle ilgili.
(“Charmbracelet” albümünün kendisine hissettirdikleri hakkında / 2002)


Albümdeki favori şarkım… Çünkü oldukça manevi bir mesaja sahip. Sadece mesajın albüme eklemek için gerçekten önemli olduğunu hissettim; albümün kapanış şarkısı olması da bu sebepten. Bir bakıma her şeyi bir araya getiriyor, bir anlamda sizi manevi olarak yüksek coşkulu bir anın içinde bırakıyor.
(“Fly Like A Bird” hakkında / 2005)


:: Şöhret ve Kariyer ::


Bu ihtişama inanmaya başladığınız an, yokuş aşağı inmeye başladığınız andır. Kimsenin demo kaydımı dinlemediği 2 sene önce nasıl bir insansam hala kesinlikle aynıyım. Beni ayakta tutan bu. Yeni ve güzel olma telaşı kaybolup gidebilir, kaybolacak da. Ama, müzik her zaman orada olacak.


İnsanların sandığı hikaye benim oraya gidip kaba bir şekilde "İşte, işte benim (demo) kaydım." demem. Onun (Thomas Mottola) kim olduğunu bilmiyordum bile...
(2002)


Bana "Tamam, şimdi oraya çık ve BİR YILDIZ OL!" derlerdi ve ben de "Ah-ham... Merhaba... (gülerek) İşte yeni şarkım Vision Of Love..." gibi olurdum.
(2002)


Buna, "Evet! Ben büyük bir yıldızım!" diyerek bakmıyorum. Demek istediğimi anlıyor musunuz? Hayatıma böyle bakmıyorum. "Huzurluyum." diyerek bakıyorum ve Tanrı'ya her gün teşekkür ediyorum.


Bunun gerçekleşmesi için çok dua ettim, ve gerçekleşti de. Ne başardığım hakkında düşünmüyorum bile, bunun üzerine odaklanmadım. Keşke öyle yapsaydım; çünkü gerçekten bunun tadını çıkarmak istiyorum, ve tadını çıkarıyor muyum bilmiyorum; çünkü hayatımda bir buldozer gibi ilerliyorum. Olanlara hala hayret edemiyorum.


Kariyerimin ilk 5 yılında Mary Poppins gibiydim.


Balıkçı yaka giymek zorunda kaldığım bir dönem vardı, ve o ben değildim. Bundan kurtulduğumda herkes şoka uğradı.
(Eski eşinin görünümü üzerindeki baskısı hakkında)


Sorun, öyleymiş gibi olmam değildi; etrafımdaki insanlardı. Öyleymiş gibi olmamı onlar istediler.
(Eski eşinin ve diğer otoritelerin görünümü üzerindeki baskısı hakkında)


Her hafta görüntüsünü ve saç rengini değiştiren diğer insanlardan çok daha az değiştim. Aslında, aynı görünüyorum; şimdi sadece kendim olabilmek ve istediğimi giyebilmek için özgürüm. İlk başladığım sıralar çok gençtim, insanların üzerimdeki kontrolü çok fazlaydı ve sadece sahnede durup uzun bir elbisenin içinde şarkı söyleyen dokunulmaz diva olarak algılanmamı istiyorlardı. Bilirsiniz, ya da önü iliklenmiş bir gömlekle bir tarlanın içinde gezinmemi. Ama, bu ben değilim... Aslında, bu benim bir parçam; fakat istediğimi giyebilmek ve istediğimi yapabilmek bana yaratıcı olarak çok daha fazla ilham veren bir şey... Benden hoşlanırsanız, hoşlanırsınız; hoşlanmazsanız, asla hoşlanamazsınız.
(Eski eşinin ve diğer otoritelerin görünümü üzerindeki baskısı hakkında)


Bazı insanlar bana bakıyor ve parlak cildimi, saçımı görüyor. Görünüşüm hakkında bir şey yapamam; çünkü bu benim. Belirli bir tarzda görünmeye veya şarkı söylemeye çalışmıyorum, sadece kendim olmaya çalışıyorum. İnsanlar müziğimden zevk alıyorlarsa ne olduğumla ilgilenmemeliler, bu bir sorun olmamalı.


Kazandığım ve kaybettiğim ödül törenlerinde bulundum. Kazanmak elbette daha iyi. Demek istediğimi anlıyor musunuz? Orada oturup tam altı kez "Merhaba!" demekten daha iyi. Hayattan her şeyin gerçekleşmesini bekleyemezsiniz, gerçekten. Bana düşen şeyin kazanan insanları kabul etmek olduğunu düşünüyorum, çok yetenekliler, işte bu. Bir dahaki sefere.
(6 dalda aday olup hiçbirini kazanamadığı Grammy gecesi hakkında / 1996)


Külkedisi değilim, hayatım bir peri masalı olmadı! Görüntüyü unutun, elbiseleri unutun, dedikoduları unutun, kısa etekleri unutun, kabarık saçları, her neyse!
(Billboard Müzik Ödülleri töreninde “On Yılın Sanatçısı” özel ödülünü alırken / 1999)


Beni sadece bir prenses olarak görürseniz, kim olduğumu ve nelerin üstesinden geldiğimi anlayamazsınız.


Benim için her şey çok çabuk gelişip gerçekleşse de, başarım için minnettarım. Buralara gelmem ne kadar zaman alırsa alsın hiçbir zaman vazgeçmeyeceğimi biliyordum.


Gizemini ve erişilmezliğini korumak isteyen insanlar vardır. Her neyse, bu bir kuram. Ama, ben hala benim. Büyük bir rüyayla büyüyen o küçük kızım.


Sanki henüz başlamışım gibi hissediyorum; çünkü bir sanatçı, daha da önemlisi bir insan olarak gerçekten mutluyum ve nihayet kendim olabildiğim için özgürüm.
(Billboard Müzik Ödülleri Töreninde / 1999)


Bana göre ırksal ve müzikal çizgileri, sınırları aşmak çok önemli... Bu, benim için muazzam bir başarı oldu. Yapmayı sevdiğim şey bu.


Rüyamın başlangıç noktasına hoş mu geldim??? Bu kapılardan ilk kez içeriye girdiğimde çok korktuğumu hatırlıyorum.
(İlkokulunun spor salonunda düzenlediği "Homecoming Special" konserinde "Mariah, rüyanın başlangıç noktasına hoşgeldin!" yazılı bir pankart dikkatini çektiği anda / 1999)


Geçen gece Prince beni aradı ve dedi ki: “İyi bir anlaşma yaptığını sanıyorsun, değil mi?” Ve sonra bana, onların bir kaydı nasıl 18.99 dolara sattıklarını ve çoğu sanatçının her cd üzerinden nasıl 1 dolardan daha az para kazandığını anlattı. Ardından, şunu söyledi: “Haydi, benimle matematik yap.” Ben de: “Prince, ben matematikten Purple Rain çıkmadan önce kaldım.” dedim.
(Virgin Records firmasıyla yaptığı 80 milyon dolarlık anlaşma hakkında / 2001)


"Ah, eleştirmenler veya sert insanlar ne diyecekler?" diye düşünemem. Buna gerçekten odaklanamam; özellikle iyi bir performans sergilemeye çalışırken.
(“Glitter” filminin setinde, MTV röportajı / 2001)


Bunun içinde kişisel bir amacım vardı; ama şimdi uzak durmuş olmam gerektiğini anlıyorum, çünkü tasarladığım şey bu değildi. Dünyadaki en iyi işin bu olduğunu mu düşünüyorum? Hayır. Dünyadaki en kötü işin bu olduğunu mu düşünüyorum? Hayır.
(“Glitter” filmi hakkında / 2002)


Başından beri farklı bir konsept idi. Bundan öğrendiğim şey; yanınızda bir fikri veya herhangi bir şeyi geliştirmek üzere Hollywood sisteminde yer alan bilgili ve güçlü birileri bulunmadıkça işiniz tamamen kötüye gidebilir.
(“Glitter” filmi hakkında / 2002)


O yıl uğraşmak zorunda kaldığım bunca şeyden sonra bu hiç de destekleyici bir durum olmadı, ve bana “Pekala, sıradaki ne?” gibi hissettirdi. Her zaman “Kendinize inanmazsanız, size başka kimse inanmaz.” sözünün sağlam bir inananı olmuşumdur. Yalnızca yürümeye devam etmek zorundasınız.
(2001 yılında Virgin Records firmasından zorunlu olarak ayrılması hakkında / 2002)


Tek yapabildiğim, yapmakta bulunduğum şeyi yapmaya ve hayranlarımın duymak istediği müziği üretmeye devam etmek. “Dünyanın en büyüğü olmak istiyorum.” gibi tavırlara giremem. Bilirsiniz; bunu önceden kestiremezsiniz, kontrol edemezsiniz. Tek yapabildiğim burada oturmak ve şarkılarımı yazmak, video kliplerimi çekmek, yemek, içmek, dans etmek, günün tadını çıkarmak, her ne olursa.


90'lardan sonra da etrafta bulunmayı umuyorum. Sadece bu dönemin insanı olarak sınıflandırılmak istemiyorum. Amacım, ayakta duran bir kariyere sahip olmak.


Bu sistemdeki tüm kadınlar radyolarda ve listelerde yer almak için yarışıyor, ama yürüyebildiği kadar. Janet Jackson benimle aynı hafta bir albüm mü çıkarmış? İyi. Herkes için yer var.


Hit şarkılara sahip olmak, her zaman en önemli şey değildir.


Eleştirmenlerin özel hayatımla ilgili sorunları varsa, bu onların sorunu. Yarım akıllı bir insan bile aslolanın listeler olduğunu anlayabilir.


Kayıtlarım sattığı sürece hiçbir fotoğrafçının beni yakalamasından ve bu fotoğrafların fikirleri umrumda olmayan insanlar tarafından dikkatlice incelenmesinden endişe duyamam.


Büyük sese derinizin renginden değil, kalbinizden ulaşırsınız.


Sesim her zaman sırrım olmuştur.


:: Hayat ::


Annem her zaman devam ettiğim ve kendime inandığım sürece istediğim her şey olabileceğimi söylerdi. Fakat, diğer insanlar bana aynı cesareti vermedi. Öğretmenlerimden birine bir şarkıcı olmak istediğimi söyledim ve “Dünyada şarkıcı olmak isteyen milyonlarca insan var. Seni farkı kılan nedir? Boşuna umutlanma.” cevabını aldım. Bir öğretmenin, bir rüyaya sahip olan birine gerçekten böyle bir şey söyleyebileceğine inanamadım.
(1994)


İnsanlar rüyalarımın aptalca olduğunu söylediler, ama cesaretimi kırmalarına asla izin vermedim.


Hiçbir şeyin değerini hafife almamaya çalışıyorum. Evin etrafında yürüyorum, güzel şeyleri görüyorum ve çok uzun olmayan bir süre önce her şeyin nasıl olduğunu hatırlıyorum. Bence, büyürken müziğin herhangi bir alanında bir kariyer sahibi olma tutkusundan başka hiçbir şeyi olmayan o insan her zaman benimle birlikte olacak. Çok şanslıyım.
(1995)


Büyümek için acıların üstesinden gelmek zorundasınız; bu yüzden “olgunlaştıran acılar” diyorlar!


Bir erkeğin gelip günü kurtarması arayışında değilim… Ama, günü kurtaran herhangi birinin olup olmayacağını da bilmiyorum; çünkü bu benden gelmek zorunda. Belki de yanlış düşünüyorum, ama yakışıklı bir prensin at üzerinde gelip herkesin sorununu çözmesini hayal edemiyorum.
(2002)


Üç ömüre sığabilecek, yeteri kadar duygusal şey yaşadığımı düşünüyorum.


Kendinizle barışık olursanız size hiç kimse dokunamaz, hiçbir şeyin önemi yoktur.


Evet, tüm bu şöhret güzel. İyi kayıt satışları da güzel. Ama değiştiremediğiniz şeyler; geriye dönüp onaramadığınız insan ilişkileri gibi, odaklanmanız, öncelik tanımanız gereken ve gerçek olup olmadığının farkına vardığınız şeylerdir.
(2002)


Onun bir sanatçı olarak yaptığım şeyi anladığını hiç hissetmemiştim, bununla ilgilenip ilgilenmediğini bilmiyordum. Birçok şey ortaya çıktı.
(2002 yazında kaybettiği babası hakkında / 2002)


Yalnızca ailemin problemleri olduğunu söyleyeceğim, ve bazıları diğer ailelerinkinden daha şiddetli.


Gerçekten içinize bakıp içsel gücünüzü bulmak ve kendinize “Ne ve kim olduğum hakkında gurur duyuyorum, sadece kendim olacağım.” demek zorundasınız.


Yaşım bana hiç de gerçekçi gelmiyor, hala 12 yaşındaymışım gibi hissediyorum. Ama, ilginç bir serüvene sahibim.
(2006)


Olanları çok ciddiye almıyorum. Yaşananları hep olumlu karşılamaya çalışıyorum; bardak yarı doludur, yarı boş değil. Düşünceleri çeviriyorum ve hiçbir şeyin moralimi bozmasına izin vermiyorum.


Her biriniz birer armağansınız. Hepiniz, içinizde güzel bir şeye sahipsiniz ve kimse bunu sizden alamaz. Kimse buna dokunamaz.


Annem bana her zaman derdi ki: “ ‘Yaparsam' deme; ‘Yaptığımda' de.”


Karanlıkta kalmak, hepimizi eşit kılar.


Benim problemim insanlara gerçekten güvenememem; çünkü onların gündeminin nerede ve ne olduğunu asla bilemezsiniz.


Çok hayal kırıklığına uğradım, özellikle geçen sene. Sanırım sürekli olarak kandırılıyorum. Kesinlikle sadık ve vefalı bir insanım. Lisedeki arkadaşlarımla iletişimi koparmamaya çalıştım, ama birden her şey “Ah, onu tanıyorum.” şeklinde ortaya çıkan ben merkezli sohbetlere dönüşmeye başladı. Çocukluğumdan beri zor ve akıllı biri olduğumu sanırdım; zayıf değil. Ama, öyleyim.


Birisine yakınlaşırken hemen hemen şüpheciyimdir.


Mutluluk içten gelmek zorunda. Bir sarayda yaşayabilir ve berbat hissedebilirsiniz, veya evsiz olabilir ve sevdiğiniz, sizi seven birine sahip olabilirsiniz.


Kendinize farklı bir şekilde bakıyorsunuz, ben ise dünyaya farklı bir şekilde bakıyorum ve özellikle ırklar arası ilişkileri düşünürek sadece şunu diliyorum; keşke insanlar bir araya gelebilse, bilirsiniz... Umarım bir gün...


:: Zorluklar ::


Başından beri bu bir domino etkisi gibi oldu. Çalışmaya çok küçükken başladım, tamamen parasızdım. 16 yaşımdan beri çok çalışarak kendi başıma yaşıyorum. Gecenin 01:00'ine kadar bir restoranda, sabahın 08:00'ine kadar da stüdyoda çalışır, birkaç saatlik uykudan sonra tekrar başlardım. Her zaman bir işçi oldum. Ama, plak şirketi yapımcıları böyle bir çalışma ahlakını gördüklerinde bunu kullanıyorlar. Sizi kuruyana kadar kullanıyorlar.
(İşkolikliği ve o döneme kadar birlikte çalıştığı plak şirketlerinin bunu istismar etmeleri hakkında / 2002)


Bir insan olarak kendimi ihmal etmiştim. Bir an ne dedim, biliyor musunuz? "Unut bunu, şu an tüm bu kariyeri unut." Benim için çok fazlaydı... Glitter için ikinci video klibi çekmem istendiğinde "Bugün olmaz, yapamam." dedim ve kimse bu cevabı kabul edemedi. Ve çıldırmaya başladığım an, o andı. "Bakın; çok bitkinim, yorgunum. Bir insan olarak bunu yapamam." Şu son kelimeleri kimse duymadı; "bir insan olarak..." Hayır dememe kimse alışkın değildi. Tüm bunlardan sonra "Biliyor musunuz? Artık bunu kaldıramıyorum." dedim, annemin evine gittim ve orada yığılıp kaldım. Büyük bir baygınlık geçirmişim. Annem de ne yapacağını bilememiş, 911'i aramış. Bu şey eminim birçok ünlünün de başına geliyordur; ama genellikle bunları örtbas eden profesyonel insanlara sahip oldukları için hiçbirini duymuyoruz. Annem sadece benim annem ve endişelendiğinde olaylarla böyle başa çıkıyor. Bu yüzden, gelen ekiple birlikte gittim ve "Hastaneye gidersem insanlar belki de bir insan olduğumun farkına varırlar." diye düşündüm. (2001 Haziran'ında yaşadıkları hakkında / 2002)


Yokuş yukarı uzanan bir mücadelenin içindeydim ve durma vaktim gelmişti. Bazen bunu yapmak zorundasınız; yoksa fiziksel olarak çökersiniz. Bana olan da buydu işte. (2001 yazında yaşadıkları hakkında)


Hayır, kesinlikle hayır. Hayatıma hiçbir şekilde son veremem, gitme vaktimin gelip gelmediğine sadece Tanrı karar verir. Beni inciten bu; böyle şeyler yazdıklarında gerçekten çok sinirlendim.
(İntihara kalkıştığını iddia eden dedikodular hakkında / 2002)


Sinirsel bir bunalıma girdiğinizde bu kadar çabuk iyileşmezsiniz... Gerçekten tek ihtiyacım olan, beş saatlik uykuydu. Her şeyden önce grup terapilerine ve alışıldığı gibi herkesin problemlerini çözmeye son verdim; o dönemin tam olarak rahat geçmediğini bu yüzden söylüyorum.
(Hastanede yaşadıkları hakkında / 2002)


İnsanlar sürekli “Her şey yolunda mı?” diye soruyor. Ben de; “Bakın, depresyona girmedim, tamam mı? Sadece müthiş bir şekilde bitkindim.” diyorum.
(2001 yazında yaşadıkları hakkında)


Dinlendiğimde ve benim için tüm bunlar bittiğinde aynı şeyin tüm dünya için de biteceğini sandım. Ama bunu yapmadılar, her yaptığımı bir mikroskop altında incelemeye başladılar.
(Taburcu olduktan sonra maruz kaldığı yoğun medya baskısı hakkında / 2002)


Daha çok, kırılganımdır. Kendime yemek yemeyen ve uyumayan bir çizgi film karakteriymiş gibi davranmak yerine bir insanmış gibi davranmak zorunda olduğumu anladım. Şimdi daha güçlüyüm; çünkü böylesine olayların üstesinden gelebileceğimi hiç düşünmemiştim. Bilirsiniz; darbe üstüne darbe, tokat üstüne tokat. Aslolan; ayağa kalkmaya çalışıp yürümeye devam etmek zorunda olduğunuzdur. Sizi öldürmeyen, daha güçlü kılar.
(2002)


Her zaman altımdaki halı her an çekilecekmiş gibi hissettim. Ve, ırk olarak çeşitli bir arka plana sahip olduğum için her zaman gerçekten hiçbir yere uymadığımı hissettim.
(Melez olması hakkında)


Bunu yaparak büyüdüm. Fakat bir sürü tuhaf kıskançlık saçmalıklarına şahit oldum; gerçek arkadaş olduklarını sandığım insanlardan, ülkeyi benimle birlikte gezen ve uğurlarında yapabildiğim her şeyi yaptığım insanlardan veya kötü niyetli ve hainlere dönüşen insanlardan.


İnsanlar, benim özen gösterilen küçük bir kız olduğumu sanırlardı. Bir kafesteki kanarya gibi... Bu bir bakıma doğru; fakat kafesin yarı-bedeli benim tarafımdan ödeniyordu.
(Eski evliliği hakkında)


Artık hiçkimseye güvenemiyorum, çünkü neler olduğunu anlayamıyorum...
(25.07.2001 tarihinde internet sitesine bıraktığı sesli mesajından)


:: Aşk ::


Küçük bir kızken kendi kendime “Günün birinde bana benzeyen melez biriyle tanışacağım ve benzer bir hayatımız olacak, olduğumuzdan daha mutlu olacağız ve bu beni bir şekilde tamamlayacak...” derdim. Ama işler öyle yürümüyor, duygusal olarak uyum sağlayabileceğiniz birini bulmak zorundasınız.
(2002)


Bir ilişki, bir şeyin içinde olabilmeniz için kendinizi vermeyi gerektirir. Ve bende o yok.


Gerçekten aşık olduğumu bilmiyorum.


Her iki tarafın da birbirine karşı duyduğu tam ve koşulsuz güven. Her an onunla birlikte olma arzusu, ama her an onunla birlikte olmamanız gerektiğini bilmeniz, ve kendinizi ayırabilme yeteneği. Ve sonra ona geri dönmek.
(Aşk üzerine)


Günübirlik seks, insanın kendine olan özsaygısını mahvediyor. Bu yüzden hiçbir zaman her önüme gelenle ilişkiye girecek kadar rahat olamadım.


Bugüne kadar birlikte olduğum erkeklerin miktarını tek elimle gösterebilirim.
(2002)


K
albim hiç kırılmadı, kimseninkini de kırmadım.


:: Diğer ::


Herkes elbise olayını çok büyütüyor. İnsanlara, iyi bir kalbe sahip olanlara ve olmayanlara, bilirsiniz, orada ayakta durup kendini övmekten daha fazlasını yapanlara odaklanamaz mıyız?
(2000)


Bir elbisenin içinde vücudumu göstermek istiyorsam, gösteririm!
(2000)


Her şeyden önce, aslında sizin dilinizi konuşmayan bir sürü insanın önündesiniz. Bu yüzden alışması biraz zaman aldı, ama konserin sonuna doğru herkesin rahatladığını düşünüyorum. (gülerek) Orada oturup “Pekala millet, şu anda ne dediğimi anlıyor musunuz?” diye sordum.
(Daydream turnesinin Japonya ayağı hakkında / 1996)


Hayranlarımla aramda çok özel bir sevgi bağının olduğunu düşünüyorum. Aramızda kendimize ait küçük şeyler, söylemekten hoşlandığımız şeyler var. Pekala, oradaki bazılarınız, bu şeylerin farkında olmayabilirsiniz. “Lamb”in ne olduğunu bilmeyebilirsiniz, “chops”un dahi ne olduğunu bilmeyebilirsiniz, “ensemble” olayını da bilmeyebilirsiniz.
(Rainbow Tour – Chicago konserinde / 2000)


Biliyor musunuz? Gerçekten kimsenin hakkımda ne dediği umrumda değil… Umrumda olan sizsiniz… Burada beni desteklemiş olan herkes!
(Rainbow Tour – Boston konserinde / 2000)


Hayranlarıma karşılık vermek için elime ne zaman bir fırsat geçse bunu yaparım; çünkü onlar olmadan burada olamazdım.


Ünlüler dünyasının tamamına gülebilmek zorundasınız. Şimdi gülebiliyorum, ve gülüyorum da.


Şimdi sahip olduğum huzur için mutluyum, şimdi kendim olabildiğim için mutluyum, aradığım tek şey mutluluğu ve iç huzuru bulmak.


Buradaki herkes, sakın hiçbir zaman hiç kimseyi görmemezlikten gelmeyin; çünkü onları ne zaman kaybedeceğinizi asla bilemezsiniz.
(“Glitter” filminde, “Never Too Far” performansına giriş yaparken / 2001)


Karşılaşabileceğiniz en yoğun çalışan insan benim.


(gülerek) Arada sırada herkesin biraz terapiye ihtiyacı var ve benim için o an bugün. (MTV TRL stüdyosuna yaptığı sürpriz ziyaret esnasında / 19.07.2001)


Yüzmeye gidebileceğim, gökkuşaklarını izleyebileceğim ve dondurma yiyebileceğim sadece boş bir gün istiyorum.
(MTV TRL stüdyosuna yaptığı sürpriz ziyaret esnasında / 19.07.2001)


Sanırım ilk kez bir süperstarın ne demek olduğunu küçük bir kızken annemle birlikte televizyonda Diana Ross'un canlı Central Park konserini izlerken anladım.


Playboy benden onlar iç
in bir şeyler yapmamı isteyebilir, fakat size şunu söyleyeceğim... Çok para teklif etmek zorunda kalacaklar.


Tek çift ayakkabısı olan kız şimdi birçoğuna sahip...
(MTV Cribs programı için evini tanıtırken, meşhur ayakkabı odasında. / 2002)


Sahnede bir şey giydiğim zaman detaylar hakkında çok dikkatli olmak zorundayım. Aşırı bir şekilde karnımı sıkan herhangi bir şey giyemem; çünkü yüksek notalara ulaşabilmem için karın bölgemi kontrol etmek zorundayım. Hiçbir şeyi riske atamam.


Hangi aktörlerle çalışmak istediğimi açıklamaktan çekiniyorum, çünkü “Ah, onu hiç beğenmiyorum.” demelerinden ve bir aptal gibi görünmekten korkuyorum.


Moda olayında oldukça abartmış bazı sanatçıların olduğunu düşünüyorum. Bence bu gerçekten kariyerlerine zarar veriyor. Barbie bebeği gibi süslenmeye ihtiyacım yok. Modanın müziğin önüne geçmesini istemiyorum. Her beş dakikada bir görüntüsünü değiştirme ihtiyacını duyan insanlardan biri değilim; çünkü telafimi başka alanlarda sağlıyorum.


İnsanların hakkında konuştuğu ve yazdığı biri olmak zor, anlıyor musunuz? Beni tanımıyorlar.


Gerçekten talihliyim. Gerçekten mutluyum, ve gerçekten, gerçekten bulunduğum yerde olduğum için şanslıyım.


Tünelin sonunda bir ışık var, umarım bir yük treni değildir.


Kelebekler her zaman beni takip ediyor, gittiğim her yerde.


Ben bir şarkıcıyım ve kendi şarkılarımı yazarım, başka kimseyi tanımam. Biri benimle aynı saç stiline sahipse bu benim sorunum değil.


Bazen artık nerede olduğumun farkına varamıyorum.


Benden başka kimsenin kendim için en doğrusunu bildiğini sanmıyorum.


Sadece yola çıkmak, kendimi ve hayranlarımı eğlendirmek istiyorum. Bu bizim kutlama, bir macera yaşama zamanımız. Önce özgür kalırsınız, sonra bir macera yaşarsınız.
(“The Emancipation Of Mimi: The Voice, The Hits, The Tour” turnesi hakkında / 2006)



<< Mariah