Türkiye'nin en kapsamlı Mariah Carey sitesi, MariahTurkiye.net'e hoşgeldiniz.

Welcome to MariahTurkiye.net, the #1 source for everything Mariah in Turkish.
 
 


 
 

Tek yapabildiğim, yapmakta bulunduğum şeyi yapmaya ve hayranlarımın duymak istediği müziği üretmeye devam etmek. “Dünyanın en büyüğü olmak istiyorum.” gibi tavırlara giremem. Bilirsiniz; bunu önceden kestiremezsiniz, kontrol edemezsiniz. Tek yapabildiğim burada oturmak ve şarkılarımı yazmak, video kliplerimi çekmek, yemek, içmek, dans etmek, günün tadını çıkarmak, her ne olursa.

 
 

Adı: Mariah Turkiye
URL: www.mariahturkiye.net
Tema:
v2.0 - Purple Rain
Açılış: 18 Eylül, 2006
Webmaster: Can, Murat

 



 



::. #1's Hikayeleri

1.

 

Vision of Love

2.

 

Love Takes Time

3.

 

Someday

4.

 

I Don't Wanna Cry

5.

 

Emotions

6.

 

I'll Be There

7.

 

Dreamlover

8.

 

Hero

9.

 

Fantasy

10.

 

One Sweet Day

11.

 

Always Be My Baby

12.

 

Honey

13.

 

My All

14.

 

Heartbreaker

15.

 

Thank God I Found You

16.

 

We Belong Together

17.

 

Don't Forget About Us


1. Vision of Love

Mariah, 27 Mart 1970’de, New York City’de dünyaya geldi. Annesi Patricia ona bu adı, Lerner ve Loewe imzalı “Paint Your Wagon” müzikalinde yer alan “The Called The Wind Maria” isimli şarkıyı dinledikten sonra verdi. Muhtemelen annesi, Mariah’nın doğduğu gün Britanya’nın 1 numaralı şarkısının “Paint Your Wagon”dan Lee Marvin’in seslendirdiği “Wand’rin Star” olduğunu bilmiyordu.

Mariah şarkı söylemeye erken yaşlarda başladı, henüz 4 yaşındayken. 6 yaşındayken şiir yazıyordu. Annesi Patricia bir ses antrenörü, bir jazz vokalisti ve aynı zamanda New York City Opera’sında bir şarkıcıydı. Ve Mariah’nın ağabeyi ve ablası, küçük kardeşlerinin Stevie Wonder, Gladys Knight ve Aretha Franklin’in 45’liklerini dinlemesine izin veriyordu.

Mariah 16 yaşındayken ağabeyi Morgan, kardeşinin bir Manhattan stüdyosunda 24 şarkılık bir demo kasedi hazırlayabilmesi için tüm masrafları karşıladı. Mariah olay hakkında; “Birini aramıştık; ama gelememişti. Bu yüzden tesadüfen Ben (Margulies) ile karşılaştık. Ben çalışmalara katıldı, çok iyi klavye çalamıyordu ama bateride daha iyiydi. Fakat o günden sonra bağımızı koruduk şarkı sözü yazarı olarak birbirimizle iyi anlaştık.” diyor.

Margulies’in Chelsea/Bedworks’ta, babasının raflı dolap fabrikasında kurduğu bir stüdyosu vardı. Mariah, Ben ile çalışmaya başladığında ve birlikte ilk şarkıları “Here We Go Round Again”i yazdıklarında hala lisedeydi. Bunun hakkında Ben şöyle diyor: “Olay gerçek Motown havasındaydı. Mariah tüm dizeleri yazmıştı. Çok heyecanlanmıştık, çünkü sesi şarkıda muhteşemdi. Bu, işbirliğimizin başlangıcıydı.

Mariah liseden mezun olduğunda garsonluk ve vestiyerlik gibi işlerle kendini geçindirmeye çabalarken Ben ile birkaç yıl daha çalıştı. “Müzik, devam etmemizi sağladı. Çok fazla donanımım yoktu; fakat demoları muhteşem bir halde hazırlayabiliyorduk.” diyor Margulies.

Mariah’nın şarkıcı Brenda K. Starr için bateri çalan bir arkadaşı, Mariah’ya şarkıcının vokalistlerinden birinin işten ayrıldığını söyledi ve bu iş için görüşmeye gitmesini tavsiye etti. “Bunu yapmayı gerçekten istemiyordum; ama daha sonra bunun o sırada yaptığım işten daha iyi olacağını düşündüm. Görüşmeye gittim ve Brenda bana çok iyi davrandı.” diyor Mariah. Mariah sadece işe alınmamıştı; aynı zamanda Brenda ile yakın arkadaş olmuşlardı.

Brenda turnesine ara verdiği bir sırada, Mariah’yı CBS Records tarafından New York’ta düzenlenen bir partiye katılmaya davet etti. Brenda, partide Mariah’nın demo kasedini CBS Records Group başkanı Tommy Mottola’ya ulaştırdı ve Mottola kasedi limuziniyle evine dönerken dinledi. İlk iki şarkıyı dinledikten sonra şarkıcıyı bulmak için partiye geri döndü. Mariah ve Brenda partiden çoktan ayrılmışlardı ve kasedin üzerinde herhangi bir telefon numarası yoktu. Tommy bütün haftasonu Mariah’yı bulmaya çalıştı ve Brenda’nın menajerleri Mariah’yı tanımadığı için Pazartesi’yi beklemek zorunda kaldı. Konu hakkında “Telefonumda onun CBS Records’a gelmemi istediğini belirten mesajını dinlemiştim ve çok heyecanlanmıştım.” diyor Mariah.

Johnny Kemp ve Earth, Wind & Fire gibi CBS sanatçılarının yapımcılığında rol alan Rhett Lawrence’ın New York’a uçması ve Mariah’nın demo kasedini dinlemesi istendi. “Bana onu, 18 yaşında ve şu ana dek duyulan en muhteşem sese sahip olan bir kız olarak anlatmışlardı.” diyor Lawrence. “Onu dinlediğimde kollarımdaki tüyler diken diken olmuştu. Sesindeki güce ve olgunluğa inanamamıştım.

"Vision of Love" single kapağıCarey, Lawrence ile çalışmak üzere Los Angeles’e gitti. Lawrence, Mariah’nın Columbia ile anlaşmasından sonra Ben ile yazdığı “Vision of Love”ın ham halini dinledi. Mariah tarafından bir aşk şarkısından öte, sanatçının o dönemdeki hayatını kutlayan bir şarkı olarak tanımlanan şarkının demosu, şarkının aldığı son durumdan çok farklıydı. Lawrence’a göre “50’li yıllardan kalma, zamana göre farklı bir tempoya sahipti”. Lawrence, stüdyoda Mariah ve Ben ile çalışarak şarkının temposunu değiştirdi ve demodaki vokalleri şarkının ikinci vokal katmanı için kullandı. Mariah’nın yayımladığı ilk single “Vision of Love”, 2 Haziran 1990’da Billboard Hot 100 Singles listesine giriş yaptı ve dokuz hafta sonra 1 numaraya ulaştı.


2. Love Takes Time

Columbia Records, “Love Takes Time” için albüm basımını durdurdu.

Mariah, Ben Margulies ile bu şarkıyı yazdığında ilk albümünün kayıtları tamamlanmıştı ve mastering düzenlemeleri yapılıyordu. “Doğaçlamayla ortaya çıkardığım, gospeli andıran bir şeydi. Daha sonra üzerinde çalışmaya başladık. Çalışma kasetlerimizin birinin içindeydi. Ve hemen bir demo kaydettik. Sadece bir piyano-vokal demosuydu; ben piyanoyu çalmıştım, o da söylemişti.” diyor Margulies.

Mariah, bir piyanist ve üç vokalist eşliğinde on eyaleti kapsayan küçük bir turneye çıkmıştı. Bir gün şirketin uçağında, Columbia Records’ın başkanı Don Ienner için “Love Takes Time”ın demosunu çaldı. “Bütün önemli insanlar uçaktaydı.” diyor Margulies. “(Tommy) Mottola, Ienner, ve Bobby Colomby.” Mariah’ya şarkının bir kariyer yaratıcısı olduğu ve bunun ilk albümde yer almasının zorunlu olduğu söylendi. Mariah ise buna karşı çıktı; çünkü albümü çoktan mastering aşamasına girmişti ve bu balladı bir sonraki albümüne koymayı planlıyordu.

Demo, yapımcı Walter Afanasieff’e gönderildi. 1958’de Brezilya’nın Sao Paulo şehrinde doğan Afanasieff, San Francisco’da yetişmişti. 1981 yılında burada Narada Michael Walden ile tanıştı ve onunla stüdyoda ilk kez Aretha Franklin’in “Who’s Zoomin’ Who” albümünde çalıştı. Mariah, ilk albümünde yer alacak bazı şarkılar üzerinde Narada ile çalışmak için ülkenin batı kanadına uçtuğunda Tommy Mottola ve Don Ienner, Afanasieff’in ortaya çıkardığı işten çok etkilendiler ve ona şirkette uygulayıcı yapımcılık görevini verdiler.

Sanırım, Tommy doğru bir karar verip vermediğini anlamak amacıyla bir gün beni aradı ve şöyle dedi: ‘Mariah Carey’nin albümünü tamamladık; ama Ben Margulies ile yazdığı olağanüstü bir şarkı var ve bunu albüme koyabilmek için yapabileceğimiz her şeyi denemek istiyorum.’ Ben de: ‘Ne yapmamı istiyorsun?’ dedim. O da: ‘Sadece birkaç günün var; ama bunun için hazır mısın?’ dedi. Böyle bir fırsata inanamamıştım. O zamana kadar tek başıma hiçbir şey üretmemiştim.

Afanasieff’e göre demo, Mottola’nın istediği tamamlanmış şarkıya çok yakındı. “Verilen son teslim tarihi nedeniyle şarkıyı, müziği ve alt yapıyı yaklaşık bir günde tamamlamıştık. Bu işi ya yapacaktık, ya da kaçıracaktık. Kasedi aldık, her şeyi kaydettik, uçağa atladık ve Mariah’nın vokallerini kaydetmek üzere New York’a gittik. Hemen hemen bütün gece söyledi, bütün arka vokalleri kaydetti. Öğleden sonra bir bölümü çabucak düzeltmek için stüdyoya geri döndük, ardından (teknisyen) Dana (Jon Chapelle) ile kasedi alarak tekrar uçağa atladık, Sausalito’daki stüdyoya geri döndük ve miksajı tamamladık. Ve böylece işi üç günde bitirdik: Bir buçuk gün içinde müziği yaptık, yaklaşık bir gün içinde vokaller kaydedildi ve bir gün içinde de miksajı yaptık.” diyor Afanasieff.

Afanasieff, Columbia patronları tamamlanan şarkıyı aldıktan hemen sonra bir haber aldı. Mariah’nın vokallerinin daha yüksek sesli olmasını istediklerini belirttiler; bu yüzden Afanasieff miksajı hemen yeniledi ve onlara şarkının ilk albümde yer alıp alamayacağını sordu. “Elimizden gelenin en iyisini yapacağız.” cevabını aldı.

"Love Takes Time" single kapağıAlbüm yayımlandığı sırada “Love Takes Time” kasetlerde ya da kompakt disklerde listelenmemişti. Bu konuda Ben Margulies gülerek şöyle diyor: “Albümün bazı orijinal ilk baskılarında şarkının adını listelemek için vakitleri yoktu. Şarkı albümdeydi; ama albümün üzerinde adı geçmiyordu. Basımı durdurucak kadar güçlü bir şarkıydı bu. O ilk birkaç yüz kopyayı atmak zorunda mı kaldılar, ne yaptılar bilmiyorum.

Columbia Records, “Vision of Love” single’ı Billboard Hot 100 Singles listesinde 4 hafta zirvede kaldıktan sonra yeni single olarak “Love Takes Time”ı yayımladı. Single, 15 Eylül 1990 haftasında listeye 73 numaradan giriş yaptı (“Vision of Love” single’ı da listeye aynı numaradan giriş yapmıştı.) ve sekiz hafta sonra Mariah’nın ard arda çıkardığı ikinci 1 numara single’ı oldu.


"Love Takes Time"ın listelenmediği ilk albüm kartonetleri


3.
Someday

“Someday”, Mariah Carey’nin ilk albümünden yayımlanan üçüncü single olmasının yanısıra, sanatçının 1 numaraya oturan üçüncü single’ıydı.

Şarkı, davulu andıran bir bas ritimi gibi, neredeyse hip-hop havası taşıyan bir fikirle ortaya çıktı.” diyor Ben Margulies. “İnsanlar bunu şimdi ‘jackswing’ olarak adlandırıyorlar; ama bu müzik tarzı, bu terimler ortaya çıkmadan önce de vardı. Bu tarz, bazı güçlü değişimler ve oldukça ahenkli bir yapıyla bir evrim geçirdi. Mariah’nın doğaçlama vokaller üretmek gibi bir yeteneği var, bu sayede çok iyi sözler ve bölümler ortaya çıkarıyor. Genellikle ilk önce nakarat üzerinde çalışırız; ama Mariah önceki dizelerden esinlenerek bazı melodiler yaratır ve nakaratı böyle oluşturur.

Margulies, Mariah’nın şarkının sözlerini yazmada ne kadar hızlı olduğunu şöyle açıklıyor: “Bir süre aranjeyle oynarım ve neleri değiştirebileceğimi düşünürüm. O (Mariah) da oturur ve şarkı sözlerini yazar, ardından demoyu kaydeririz. Yani, kayıt cihazını ve bilgisayarları açar, hemen işe koyulurduk.

“Someday”, Mariah’nın demo kasedinde yer alan, Margulies ile ortak ürettiği dört şarkıdan biriydi. Bu konuda “CBS’e gönderilen bütün demolar, büyük özenle hazırlanmış düzenlemelerdi.” diyor Ben Margulies. “Tamamen aynı olmasa da bu şarkılar, albümdeki versiyonlarına çok yakındı.

CBS patronlarından Tommy Mottola, Mariah Carey’nin demo kasedini dinlemesi için Arista sanatçısı Taylor Dayne ile çalışmış olan Anglo-Amerikan yapımcı Ric Wake’e ricada bulundu. “Mariah’nın harika, çok iyi olduğu ortadaydı.” diyor Mottola ile bir Çarşamba günü bir araya gelen Wake. The CBS Records Group başkanı daha sonra Wake’e, Mariah ile Perşembe günü çalışmaya başlayabilip başlayamayacağını sordu. “Mariah ertesi günü evime geldi, “There’s Got To Be A Way” adlı şarkıyı yazdık ve toplam olarak birlikte dört şarkı hazırladık.” diyor Ric Wake.

Hazırlanan şarkılardan biri de “Someday” idi. “O şarkıyı başından beri sevdim.” diyor Ric Wake. “Tommy bana 12 şarkılık bir demo kasedi vermişti ve sanırım o sıralar bu işi başka birisi alacaktı. Müsaittim, Mariah bir gün beni aradı ve ‘Bunu senin yapmanı istiyorum, eğer yapmak istiyorsan.’ dedi. Bu harikaydı. Beni aramış olduğu için çok memnunum.

Demonun nasıl olduğunu hatırlıyorum; onun (Mariah’nın) bunu ne şekilde yapmak istediği hakkında pek emin değildim. İki veya üç saatte şarkıyı bitirdik.

Margulies, şarkılarının son halini beğenmişti; çünkü şarkı basit ve başarılı bir biçimde ortaya çıkmıştı ve istenilen noktaya ulaşılmıştı. Hiçbir şey değiştirilmemişti. Orijinal düzenleme ve yapım, çok basit ve çok iyiydi. İnsanı kendine çeken bir sadeliği vardı. İşi ileriye götürmek, şarkının ruhunu mahvedebilirdi.

"Someday" single kapağıMariah, Columbia ile anlaşmaya vardığında albümünün kendisi ve Margulies tarafından hazırlanmasını istiyordu. “Bir süperstar yapımcı ile çalışmaya açık değildim.” diyor Mariah, Rolling Stone ile yaptığı bir röportajda. Ben Margulies de konu hakkında şöyle diyor: “Kendi fikirleriniz ve yarattığınız şeyler vardır ve bazen olay zorlaşır. Şarkılarınızın ortaya çıkmak üzere olduğunu anlarsınız; ama aynı zamanda bebeklerinizin nasıl ortaya çıkacağı hakkında söz sahibi olmayı da istersiniz. Bu olaylar, embriyo çekirdeği gibi başlıyor. Oturursunuz ve çalmaya, doğaçlama söylemeye başlarsınız ve demonun iyiye dönüştüğü bir noktaya varırsınız. Ardından onu duymak istersiniz. Güçlü bir müzisyenseniz veya tüm işi üretmek ve düzenlemeye yatkınsanız, bazen bu gibi yarattığınız şeyleri başkalarına teslim etmeniz zordur. Ama her zaman bunun olması kaçınılmazdır ve bu yüzden insanların onlara özenle yaklaşmalarını umarsınız.

“Someday”, Billboard Hot 100 listesine 19 Ocak 1991 tarihinde 37 numaradan giriş yaptı. Ve yedi hafta sonra Mariah Carey, Whitney Houston’ın “All The Man That I Need” single’ını zirvedeki tahtından indirdi ve burada iki hafta hüküm sürdü.


4. I Don't Wanna Cry

“I Don’t Wanna Cry” bir numaraya ulaştığında Mariah Carey, Jackson 5’dan sonra çıkış albümünden yayımladığı ilk 4 single ile Billboard Hot 100 listesinde 1 numara olan ilk sanatçı oldu.

Whitney Houston, Starship, Aretha Franklin ve George Michael’ın bir numaraya çıkmış hitlerinin yapımcısı Narada Michael Walden, “I Don’t Wanna Cry”ın yapımcılığını ve ortak yazarlığını üstlendi. Yapımcı, Mariah’nın adını ilk olarak CBS Record Groups başkanı Tommy Mottola’dan aldığı bir telefonla duydu. “New York’ta iken oturup onunla tanışacağıma söz vermiştim.” diyen Walden sözlerine şöyle devam ediyor: “Ve öyle yaptım. Çok utangaçtı ve ona neyi sevdiğini sordum. George Michael dedi ve böylece nereden geldiği hakkında bir fikrim oldu. Daha sonra gidip şarkıp yazmak için bir gün ayarladık.

O sıralar, Narada Mariah’nın vokallerini duymamıştı. “Onun şarkı söylediğini ilk duyduğum zaman, Hit Factory’de birkaç şarkı yazdığımız bir çalışma oturumundaydık. Üç veya dört şarkı üzerinde çalıştıktan sonra tempoyu biraz yavaşlatmayı istedim. Çoğunlukla Chuck Jackson’ın şarkılarıyla büyüdüm, “I Don't Want To Cry”, “Any Day Now” gibi gerçekten dramatik baladlar veya Percy Sledge’den “When A Man Loves A Woman” gibi, o “ağlamaklı” tarzda olan baladlar. Ona birden bu şarkıyı söylemeye başladım ve o da beğendi.

Narada, hem Mariah Carey hem de Whitney Houston ile birlikte çalıştığı için basın tarafından birçok kez birbirine benzetilen bu iki şarkıcıyı karşılaştırabilmek gibi eşsiz bir pozisyonda. “Her ikisi de inanılmaz şarkıcılar. Whitney, daha çok yetiştirildiği ortamdan ve kilisede şarkı söylediğinden dolayı bu özelliğe sahip. Demek istediğim; kendisi çekirdekten tecrübeli, teyzeleri ve yeğenlerinden, Aretha’dan esinlenmesinden, Dionne Warwick’ten ve annesi efsanevi Cissy Houston’dan. O tüm bunları sahipti. Mariah’nın tarafına geçersek; onun çok iyi bir dinleyici olduğunu biliyorum. Aretha ve onun gibi pek çok şarkıcıdan esinlenmiş, Gladys Knight da bunlardan biri.“

Bunu yapmak, Carl Lewis ve Ben Johnson’ı karşılaştırmak gibi veya Tommy Hearns ve Sugar Ray Leonard’ı. İkisi de büyük yıldızlar, ikisi de iyi boksörler ve ben onlarla (Carey ve Houston) çalışma imkanı bulduğum için onur duyuyorum.

Mariah stüdyoda çok kurnaz, çok da seçici. Olumsuz bir anlamda demek istemiyorum, bu onun için bu bir artı; çünkü o kendini ne şekilde duymak istediğini biliyor. Mesela, “I Don’t Wanna Cry”da beni gerçekten mutlu eden bir bölüm var ve ilk başta sanırım o da sevmişti. Kaydettikten hemen sonra bizden onu düzeltmemizi istedi. Bilmiyorum kaç kere düzelttiğimizi, üç veya dört kere; ama kasedi New York’a uçarak ona geri götürdüm. Stüdyoya girdi, orayı düzeltti ve birkaç şey daha ekledi. Onu geri aradım ve dedim ki; ‘Bak, kaydettiğin yeni bölümleri sen sevdiğin için kullandım; ama eklediğin o diğer şeyler, onlara gerçekten ihtiyacın yok.’ Sonra o da kabul etti.

Bence tüm bu tecrübeler ilk albümünüzü yaparken yaşadığınız şeyler. Hatırlamak gerek ki Mariah ilk albümünü hazırlarken 19 veya 20 yaşındaydı. Bunun gerçekten özel olmasını istiyordu.

"I Don't Wanna Cry" single kapağıNarada, Mariah ile olan çalışmasını George Michael ile yaşadıklarına çok benzetiyor. “George Michael ile çalışırken, onu şarkı söylerken durdurmak zorunda kalırdım; çünkü bana iyi olan vokallerini sildiriyordu. Devam etmemi istiyordu ama hayır diyordum; çünkü biliyordum ki artık olmuştu. Aynı şey Mariah ile de oldu. Eğer daha çok söylerse, eski performansının ötesine geçeceğini düşünüyor. Ve biliyor musunuz? Tanrı onu kutsasın, bazen bunu gerçekten başarıyor.

"I Don't Wanna Cry" Billboard Hot 100 Singles listesine, 6 Nisan 1991’de, “Someday” ilk 10’un dışına çıkarken 50 numaradan girdi. Yedi hafta sonra Mariah listenin zirvesine geri döndü.


5. Emotions

Mariah Carey, “Emotions” single’ı Billboard Hot 100 listesinde zirveye oturduğunda listede tarih yazdı. Yayımladığı ilk 5 single’ının tamamı bir numaraya oturan ilk sanatçı ünvanını aldı ve yirmi bir yıl sonra Jackson 5’ın bu alandaki 4 single’lık rekorunu egale etti.

İçinde yer aldığı albümle aynı adı taşıyan “Emotions” şarkısı, sahip oldukları C & C Music Factory plak şirketi ile yakın zamanda listelerde zirveyi görmüş David Cole ve Robert Clivilles takımının ortak yapımcılığını gerçekleştirdiği albümde yer alan dört şarkıdan biriydi.

Cole, kendisine Mariah ile çalışma teklifini getiren kişinin CBS Records Group başkanı Tommy Mottola olduğunu belirtiyor ve şöyle diyor: “Her şeyden önce, Mariah ile çalışmak eğlenceliydi. Robert ve ben fikir üretirdik. Bir sürü ritim ortaya çıkarırdık. İşimize yarayanları kullanırdık, işimize yaramayanları geçerdik. Ve bütün projeyi bu şekilde gerçekleştirdik. Hepimiz bir araya gelirdik ve neyi kullanıp neyi kullanmayacağımız hakkında karar verirdik.

Komik olan şey; Robert ve Mariah’nın “Emotions”ın ritimi için aynı fikri birbirlerinden habersiz olarak benimsemeleriydi. Onun da, Robert’ın da bir fikri vardı. İkisi de The Emotions grubunun şarkılarına benzer bir şeyler yapmaktan bahsetmişti. Demek istediğim; The Emotions grubu, “Emotions” şarkısı için bir ilham kaynağıydı, bu yadsınamaz. Şarkı kesinlikle bu grubun hissine sahip; ama gidip onların bir şarkısını çalacak kadar da aptal değildik.

Cole’a göre şarkının isim fikri Mariah’dan çıkmıştı. “Bunun belki de biraz fazla olduğunu düşünmüştük. Sonra karar verdik, neden olmasın? Şarkıyı “Emotions” olarak adlandırmada bir sorun yok, şarkı için iyi bir isim bu.

“Emotions”ı ortaya çıkarmadan önce Cole ve Clivilles’in Mariah ile üzerinde çalıştığı ilk şarkı, albümden ilk single olarak yayımlanması planlanan “You’re So Cold” idi.

Cole, Mariah’nın oktav aralığı hakkında şöyle diyor: “Tiz sesler? Mariah bununla tanınıyor. Bunu şarkıda kullanmayı planlıyorduk; ama çalışmaya başladıktan sonra düşündüğümüz kadar fazla kullanmamaya karar verdik. Bunun bir şarkı yerine bir gösterişe dönüşmesini istemedik. Ama bu harika. Şarkının son bölümlerini dinleyin; çok kalın bir ses çıkarıyor ve bunu çıkardığı tiz seslerle kıyaslıyorsunuz. Mariah’nın gerçekten inanılmaz bir ses aralığı var.

"Emotions" single kapağı“Emotions”, 31 Ağustos 1991 tarihinde Billboard Hot 100 Singles listesine 35 numaradan girerek Mariah’nın o zamana kadar bu listeye en iyi giriş yapan single’ı ünvanını aldı. Single, altı hafta sonra 1 numaraya oturdu ve burada üç hafta kaldı. Columbia, bunu takip eden single olarak Mariah ve Walter Afanasieff tarafından yazılan ve üretilen “Can’t Let Go”yu yayımladı.

Mariah ve ben, albüm için şarkı yazmaya kayıtlara girmeden birkaç ay önce başlamıştık.” diyor Afanasieff. “Michael Bolton’ın albümü üzerinde çalışıyordum. Ve o dönemler Michael küçük bir turneye ya da tatile çıkardı, böylece Mariah ile şarkı yazmak için fırsatım olurdu.” Mariah ve Walter bir süre sonra Columbia patronlarına dinletip hangilerinin kaydedileceği kararını almak üzere geniş bir şarkı koleksiyonu hazırladı. Sonuç olarak, yazdıkları ilk şarkılardan biri olan “Can’t Let Go” albüme girdi.


6. I'll Be There

MTV, Unplugged şovlarından birine katılması için Mariah Carey ile anlaştığında Carey’nin canlı performans konusunda tecrübesi azdı. Mariah için “Çok genç ve utangaçtı.” diyen Walter Afanasieff şöyle devam ediyor: “Bu yüzden MTV Unplugged kurallarına uymak adına basit şov düzenledik. Elektrikle çalışan hiçbir enstrümanı kullanamıyorsunuz.

Şovun kaydedilmesinden iki gün önce Carey repertuvarına yeniden yorumlayacağı eski bir hit şarkıyı ekledi. USA Today’den Edna Gunderson ile yaptığı röportajda “Bebekliğimden beri Michael Jackson dinlerim.” diyor Carey. “O küçük bir çocukken, melek gibi şarkı söylüyordu. Bir çocuktan öyle bir sesi duymak inanılmazdı. Benim üzerimde çok etkisi vardır.” Carey, Unplugged şovunda söyleyeceği eski şarkıyı I’ll Be There olarak seçti. Afanasieff’e göre Mariah neredeyse başka bir şarkıyı seçebilirdi. Bu konu hakkında “O bugüne kadar yazılmış her şarkıyı biliyor. O yürüyen bir şarkı ansiklopedisi gibi, Stevie Wonder’ın bütün şarkılarından The Police’in yaptığı her şarkıya kadar. Yanında içi şarkı dolu bir sabit disk taşıyor adeta. Ve onun söyleyemeyeceği şarkı yok.” diyor Afanasieff.

Afanasieff’e göre, I’ll Be There’in seçilmesinin özel avantajları vardı: "Genç Michael Jackson’ın bir kadın sanatçıyla aynı perdede şarkı söylemesi işi kolaylaştırdı. Diğer kolaylaştırıcı faktör de; Jackson 5 grubunun nispeten daha büyük elemanlarından birinin şarkıyı neredeyse bir düet haline getiren kısımlarını söylemesiydi. Bu tam yerine oturdu; çünkü Trey Lorenz Carey’nin hemen yanında duruyordu." Güney Carolina Florence’’lı Lorenz, Carey’nin yakın arkadaşı ve vokalistiydi ve ilk büyük çıkışını I’ll Be there ile gerçekleştirdi. Bu işbirliği, Carey’nin de altı şarkının yapımcılığını üstlendiği ilk solo albümünün Columbia tarafından yayımlanmasını sağladı. Carey, Billboard dergisinden Melinda Newman’a Unplugged şovunun onun daha iyi bir yapımcı olmasına yardım ettiğini söylüyor: “Unplugged, kendim hakkında bana çok şey öğretti; çünkü ben yaptığım her şeyde kusur bulmaya çalışırım ve mükemmel olmasını isterim; çünkü ben bir mükemmeliyetçiyim. Trey’le çalışmaktan da çok şey öğrendim; çünkü başka bir şarkıcıyla çalışırken, o 'Bunu sevmedim, çok kötü.' derken siz 'Hayır, bu güzel.' diyorsunuz, ki bu bana çok yapılan bir şey. Her zaman gerçek işlenmemiş şeyleri geçerdim ve şu anda anlıyorum ki işlenmemiş şeyler genellikle daha iyi.

Jackson 5 grubuna ait olan şarkının orijinal versiyonuna oldukça benzeyen Carey’nin I’ll Be There‘i, Columbia tarafından single olarak satışa sunuldu. Bu, Afanasieff’i şaşırttı. “Biz Mariah için stüdyo albümlerinin uygun olduğunu düşünüyorduk. Ve birden plak şirketi ‘I’ll Be There’i single olarak yayımlamaya karar verdik.’ dedi ve herkes şarkı sözlerini yazmaya ve yapımına başladığımız yeni stüdyo albümünün erteleneceğini söyledi. Ama bu keyifli bir araydı. Arada bir düzenden ayrılmak gerçekten eğlenceli oluyor.

"I'll Be There" single kapağı"I'll Be There", Jackson 5 grubunun kariyerinde bir dönüm noktası olmuştu. Şarkı grubun ard arda 1 numara olan dördüncü single’ı idi ve bu onların ilk dört single’larıyla Billboard Hot 100 Singles listesinde bir numaraya oturan ilk sanatçı/grup olmalarını sağladı. İronik olarak bu rekoru “Emotions”ın 1 numara olmasıyla beş kez ard arda zirveye oturan Carey kırdı. İlk on single’ından sadece "Can't Let Go" ve "Make It Happen" zirveye erişemedi.

"I'll Be There", rock tarihinde iki farklı sanatçı tarafından yorumlanarak 1 numaraya çıkan sekizinci şarkıydı. Bunu başaran diğer şarkılar sırasıyla; "Go Away Little Girl", "The Loco-Motion", "Please Mr. Postman", "Venus", "Lean On Me", "You Keep Me Hangin' On" ve "When A Man Loves A Woman".


7.
Dreamlover

Mariah Carey, dördüncü albümü “Music Box” için çalışmalara başladığında altı adet 1 numara single'a sahipti. İyi yapımcı arayışları onu Mount Vernon/New York kökenli, Mary J. Blige ile henüz bir projeyi tamamlamış olan Dave Hall'a götürdü. “Dave'in o dönemlerde yaptığı işleri seviyordum.” diyor Carey. “İçinde mutluluk duyguları barındıran bir şeyler yapmak istiyordum ve bu gerçekten Dave'in tarzı değildi. Bu, onun tam zıttı bir olay. Bu yüzden bana şöyle demişti: ‘Bu mutlu şeyi yapmayı istiyor musun? Pekala, pekala...' Bunu yapmaya pek istekli değildi. Daha sonra bir sürü döngü dinledik ve ‘Blind Alley'nin döngüsünü kullanmakta karar kıldık ve şarkıyı onun üzerine söylemeye başladım.

Carey, “Blind Alley” döngüsü hakkında şunları söylüyor: “Bu, eski bir albüme ait. Şarkının çok altında, duyamıyorsunuz bile. Daha önce Big Daddy Kane'e ait Ain't No Half-Steppin' adlı rap şarkısında kullanılmış ve muhtemelen başka bir sürü şarkıda da kullanılmıştır. Ama daha önce bu tarz bir şarkının üzerinde kullanılmadı. Şarkıyı bu döngü üzerine inşa ettik, şarkı sözlerini ve melodiyi yazdım ve Dave ortaya çıkan sonuçtan hoşlandı.

Carey ile çalışmaktan Hall da hoşlanmıştı: “Mariah ile yaşadığım deneyim iyiydi. Bazı sanatçılar vaktinde gelmez ve sizi stüdyoda bekletir. Ama Mariah her zaman vaktinde gelirdi. O bir mükemmeliyetçi. Stüdyoya girdiğimizde tam olarak ne istediğini bilirdi. Sabah bazı fikirler üretirdik, akşam eve dönerdi ve sonraki akşama kadar üzerinde çalışırdı. O gece nakaratı ortaya çıkarmaya başlardık, Mariah bunu yapmada oldukça hızlı.

Hall, çalışmaya başladıklarında Carey'nin aklında şarkı isminin “Dreamlover” olmadığını söylüyor ve şöyle diyor: “Genellikle çalışma yöntemim adsız bir şarkı yapmak. Nakaratı alır ve onu şarkının adı olarak kullanırız.” Carey ekliyor: “İlk önce dizeleri yazdım. Aslında her zaman ilk önce melodiyi yaparım. Bazen bir şarkı sözü fikrim olur. Eğer birileriyle işbirliği yapıyorsam, onları akor olarak gittiğim yöne yönlendiririm; çünkü melodiyle ilgili fikirlerim oluyor ve yanımda iyi klavye çalan biri olmazsa onları kaybediyorum. Bu yüzden işbirliği yapmaya hevesliyim; çünkü akorları belirlediğim anda fikirlerimi kaybediyorum. Bütün melodi fikirlerim uçup gidiyor.

"Dreamlover" single kapağıO sıralar Sony Müzik Entertainment başkanı ve Carey'nin nişanlısı olan Tommy Mottola, Hall ve Carey'nin üzerinde çalıştıkları “Dreamlover”ı duydu ve Walter Afanasieff'e ulaşarak şarkıda onlarla işbirliği yapmasını istedi. “Mariah ve Dave bu döngü olayını yaptı ve o sıralar pop yapımcılarını kullanmak yeni bir şeydi.” diyor Afanasieff. “Onların Dreamlover versiyonunda eksik pek çok şey vardı. Şarkının ruhu yüksekti; fakat bu yeterli değildi.” Afanasieff davullar, org ve klavye üzerinde yeniden çalıştı. “Org bölümünü ve hi-hat'i (zil) değiştirmemle şarkı daha canlı ve daha harekete geçirici bir şarkı oldu.” diyor Afanasieff. “Çok farklı bir renk tonu ekledik.

"Dreamlover", Billboard Hot 100 Singles listesinin zirvesinde sekiz hafta kalarak Carey'nin o güne kadarki en büyük hiti oldu. “Birçok insanın kendine uyarlayacağı ve eşlik edeceği şarkılar yapabilmeyi seviyorum; çünkü ben de bunu yapıyorum,” diyor sanatçı. “Radyo açık olmadan hiçbir yere gitmiyorum. Bununla geçiniyor olabilmekten mutluyum.


8. Hero

“Hero” kulağınıza bir filmin kapanışında yer almalıymış gibi geliyorsa bunun güzel bir sebebi var. Dustin Hoffmaen ve Geena Davis, bir Columbia Pictures filmi olan “Hero” adında bir filmde başrolü paylaşmıştı. Konu hakkında yapımcı Walter Afanasieff şöyle diyor: “Epic Records yapımcıları film için bir soundtrack albümü hazırlayacaktı. Tema şarkısını Mariah’nın söylemesini istemişlerdi; ama bunu başarabileceklerinden gerçekten emin değillerdi; çünkü o dönemler Mariah’yı sinemayla ilgili herhangi bir projenin yakınına çekmek olanaksızdı. Bu yüzden diğer seçeneği denemeyi istediler; bizim bir şeyler yazmamızı.

Film, Los Angeles’da Afanasieff’e gösterildi ve kendisine tema şarkısını seslendirmesi için büyük bir olasılıkla Gloria Estefan’a teklif götürüleceği söylendi. O dönemlerde Afanasieff, Carey’nin son albümü “Music Box” üzerinde çalışıyordu. “New York’a dönmüştüm, stüdyodaydık ve ara vermiştik. Piyanonun başında oturuyordum ve Mariah’ya bu filmden bahsettim. İki saat içinde, ‘Hero’nun tohumlarını attık. Asla Mariah’nın söylemesi için tasarlanmamıştı. Ona göre, Gloria Estefan’ın bu film için söyleyeceği bir şarkı yazıyorduk. Daha sonra Mariah’nın pek girmediği bir bölgeye gelmiştik. Onun deyimiyle şarkı, söz ve müziği bakımından biraz fazla ağdalıydı, fazla pop baladıydı ya da fazla eski modaydı.

Çift, Sony Music Entertainment’in başkanı ve Carey’nin nişanlısı (daha sonra kocası) Tommy Mottola stüdyoya geldiğinde şarkıyı neredeyse tamamlamıştı. Üzerinde çalıştıkları şarkıyı duydu, bunun ne olduğunu sordu ve Carey şu cevabı verdi: “Bu şarkı, ‘Hero’ filmi için.” Afanasieff, Mottola’nın şu yanıtı verdiğini hatırlıyor: “Benimle dalga mı geçiyorsun? Bu şarkıyı bu filme veremezsin. Bu, çok iyi. Mariah, bu şarkıyı sen almak zorundasın. Bunu yapmak zorundasın.

Carey başlangıçta filmin konusu bakımından yönlendirilmişti; fakat Afanasieff, sanatçının bu şarkıyı çok kişisel bir şarkı haline getirdiğini belirtiyor. Mariah şarkıyı vermeme kararını aldığında şarkının sözlerini tamamladı ve şarkıyı kendisine ait kıldı. Yapımcı, soundtrack albümü çalışanlarıyla tekrar bir araya geldi ve onlara “Biliyor musunuz? Hiçbir şey ortaya çıkaramadım.” Estefan, aslında kendisi için yazılması planlanan şarkıyı hiçbir zaman duyamadı ve Luther Vandross tarafından yazılan, üretilen ve kaydedilen “Heart Of A Hero” adlı şarkıyı söyledi.

Afanasieff ve Carey, stüdyoda “Hero”nun birkaç farklı versiyonunu türetmişti. “Bir tane daha basit, bir tane de Mariah’nın daha fazla bölümle daha çok söylediği daha zor bir versiyon vardı. Fakat orta derecesini seçtik. Ciddi olarak şarkı, hayal ürünü olan bir şeyden bahsetmiyor. O (Mariah) sürekli içindeki güçlerle savaşıyor; çünkü o kendi şeytanının avukatı. O, çok iddialı bir şey yapmak ve sahip olduğu yetenekleri ve sesi kullanmak istiyor. Ama kendisini dizginlemek zorunda olduğunu ve müziğin neyi gerektirdiğini de biliyor.

"Hero" single kapağıŞarkı Billboard Hot 100 Singles listesinde 1 numara olmadan önce Carey, single satışlarından elde edilecek gelirin 7 Aralık’ta Los Angeles demiryolunda gerçekleşen silahlı saldırıda ölenlerin ailelerine bağışlanacağını açıkladı. Trajediden üç gün sonra Carey, Madison Square Garden’da sahne alarak “Hero”yu saldırganı kontrol altına alan üç kişiye ithaf etti. Long Island demiryolunun yoğun saatlerinde Penn Station’dan kalkan trende pek çok kez yolcu olan Carey, bu anlamsız olayın vahşeti karşısında şok olmuştu. Afanasieff, seyircinin tepkisini hatırlıyor: “Şarkıyı çalmaya başladık, koridor bölümünde bir adam vardı ve sahnenin ışıkları ona vurdu. Yetişkin bir adamdı ve gözlerinden yaşlar akıyordu. Baktım ve birçok kişinin ağladığını gördüm ve o an şarkının gücünün farkına vardım.


9. Fantasy

Fantasy’nin melodi fikri kafamda çoktan oluşmuştu. Bir gün radyo dinliyordum ve ‘Genius of Love’ şarkısını duydum. Şarkıyı uzun süreden beri dinlememiştim.” diyor Mariah Carey. “Ve şarkı bana radyo dinleyerek büyüdüğüm eski yılları hatırlattı ve kullanmayı planladığım melodi ile bu melodiyi birleştirebileceğim fikrini verdi.” Eski Talking Heads üyelerinin oluşturduğu Tom Tom Club’ın 1982 yılında yayımlanan “Genius of Love” single’ı, zamanında Billboard Hot 100 Singles listesinde 32 numaraya kadar çıkmıştı. “Tom Tom Club’ı aradık ve bununla gerçekten ilgilendiler.” diyor Mariah, “Daydream” albümünün ilk single’ı hakkında.

“Dreamlover” şarkısında Carey ile birlikte çalışan Dave Hall, “Fantasy”yi “eğlenceli bir şarkı” olarak tanımlıyor: “Mariah bana ‘Genius of Love’ şarkısını getirdi, üzerine bazı eklemeler yaptım ve gerçekten Mariah’ya uyacağını düşündüğüm bir ritim kazandırdım. Bu şarkıyı bir dakikada yapmadık, Mariah bununla iki gün uğraştı. Ham bir kopya hazırladık ve Tommy Mottola’ya (Sony Music Entertainment başkanı) dinlettik, o da beğendi. Ardından tek yapmamız gereken şey, şarkıyı bitirmek ve kaydetmek oldu.

“Daydream” albümü, Mariah’nın hip-hop müziğine karşı duyduğu sevgiyi yansıttı. Mariah bu sevgiyi “Fantasy” ile bir adım daha ileriye taşıyarak, Sean “Puffy” Combs’a şarkı için orijinal pop versiyonundan daha fazla bas ritimleri barındıran bir remiks hazırlaması teklifini götürdü. Ve ayrıca, remikse biraz rap eklemesi için Wu-Tang Clan grubundan Ol’ Dirty Bastard’ı da davet etti.

“Fantasy”, Carey’nin kariyerinde önemli bir adımdı. Single, Michael Jackson’ın “You Are Not Alone” single’ından sonra Billboard Hot 100 Singles listesine direkt 1 numaradan giren ikinci single olmakla beraber, bir kadın sanatçı tarafından yayımlanan ve bu alanda başarı yakalayan ilk single oldu. “Fantasy” ayrıca Carey’nin ilk video yönetmenliği deneyimini yaşadığı bir çalışma oldu. “Bir sürü video klip çektim; ama hiçbir zaman tamamen heyecanlı hissetmemiştim.” diyor Carey. “Daha da önemlisi, ortaya çıkan sonuçlardan hiçbir zaman memnun kalmamıştım. Bu yüzden bir kere denemeye karar verdim.” Carey, dar pantolonuyla lunaparktaki hız treninde çektiği sahnelerin ve bir direğe bağlanmış bir palyaçonun bulunduğu sahnelerin yer aldığı video klibiyle yüksek notlar aldı.

"Fantasy" single kapağı“Fantasy”nin Billboard Hot 100 Singles listesine direkt 1 numaran giriş yapmasından üç hafta sonra, aynı başarıyı Billboard 200 albüm listesinde “Daydream” albümü tekrarladı. Böylece ilk kez bir sanatçı, bir albümü ve o albümden yayımlanan ilk single’ı ile listelere direkt 1 numaradan giriş yaptı. Ama Carey için daha da önemlisi, altıncı albümünü hazırlarken edindiği deneyimin ilk albümde edindiği deneyimden oldukça farklı olmasıydı. “Artık daha kolay geliyor.” diyor Carey. “İlk albümümü düşündüğümde, diğer insanlar ve yapımcılarla gerçekleşen çalışma sürecine pek alışık olmadığımı ve bu süreçte oynadığım rolün farklı olduğunu hatırlıyorum. Stüdyodaki yapımcının misafiri gibiydim, anlaşması olan ve biraz başarı kazanmayı dileyen bir çocuk gibi. Fakat şimdi kendimi daha rahat ve özgür hissediyorum; çünkü öyleyim. Giriyorum ve istediğimi yapıyorum. Kendi kendime şarkı söylüyorum ve bir yardımcı yapımcının projenin sonunda gelmesi ve bana bazı eleştiride bulunması iyi bir şey, buna gerçekten açığım. Fakat son birkaç albümümden bu yana yaptığım işlerde kendimi daha özgür hissediyorum.


10. One Sweet Day

Süperstarların ortak çalışmaları, hit şarkılara aç olan radyo programcılarına çok çekici gelir. Paul McCartney ve Stevie Wonder, George Michael ve Elton ikililerinin şarkıları gibi, Diana Ross ve Lionel Richie ikilisinin birlikte imza attıkları şarkının zirveye oturması kaçınılmaz bir gerçekti. Bu yüzden, Mariah Carey ve Boyz II Men’in aynı başarıyı yakalayacağından kim kuşku duyabilirdi ki? Gerçekten onlar (Carey ve Boyz II Men), Billboard Hot 100 Singles listesine direkt 1 numaradan girerek ve zirvede geçirdikleri rekorları alt üst eden 16 haftalık bir maraton ile daha önceki tüm süperstar ortak çalışmalarından daha büyük bir başarıya imza attılar.

Carey, “One Sweet Day” fikri için aldığı ilhamı, kaybettiği belirli bir kişiden değil, birçok kişiden aldığını ifade ediyor ve şarkının ortaya çıkışı hakkında şunları dile getiriyor: “Walter’a (Afanasieff) fikirden bahsettim ve kafamda duyduğumu ortaya çıkarması için onu yönlerdiğim her zamanki çalışma sürecine girdim. Walter’a şarkıyı söylemeden önce şarkının ilk bölümünü ve nakaratı çoktan yazmıştım. Kafamda nakaratı oluşturmadıysam şarkıyı bitirmem biraz zaman alıyor; neyse ki nakaratı yazmıştım. Daha sonra durdum; çünkü şarkıyı Boyz II Men ile bitirmek istiyordum.

Afanasieff, bu büyük buluşma hakkında şunları dile getiriyor: “O dönemler Boyz II Men, en büyük olaydı. Bu dört adamla buluşmak ve şarkıyla ilgilenip ilgilenmeyeceklerini görüşmek üzere menajerleri yardımıyla bir buluşma ayarladık. Şarkıyı beğendiler. Stüdyoda şarkı çalarken Mariah da eşlik ediyordu. Ve Mariah şarkıyı söylerden grup elemanlarından biri melodiye eşlik etmeye başladı.

Boyz II Men grubu Nathan Morris, dinlediği şarkı karşısında şaşkınlığa uğramıştı. “Mariah çoktan yazmış olduğu ilk bölümü söyledi. Şarkının fikri ve sözleri, yazmış olduğum başka bir şarkıyla çok uyumluydu. Bu tesadüf şaşırtıcıydı; çünkü onun benim yazdığım bir şarkıyla ilgili olan bir şarkı yazdığını bilmiyordum.” diyor Nathan. Daha sonra neler olduğunu Afanasieff şöyle açıklıyor: “Birlikte iki şarkının sözlerini ve bir parça melodilerini birleştirdik. Bu yüzden, şarkının yazarları Mariah ve Boyz II Men.

"One Sweet Day" single kapağıYapımcı Afanasieff, kayıt döneminde yaşanan kargaşa hakkında şunları hatırlıyor: “Çılgıncaydı. Film ve video ekibi vardı. Klavyenin başında, şarkıyı bestelemeye çalışıyordum. Boyz II Men elemanları, dünyadaki en meşgul insanlar. Saat 4:30, menajerleri ve korumaları bekleme odasındalar ve saat 7’ye kadar iş devam edecek. Karşınızda dört adam var ve hala onların (şarkıdaki) bölümleri üzerinde çalışmamışsınız. Bu yüzden terliyordum. Ve bu çocuklar etrafta koşturup eğleniyorlar, Mariah ile gülüyorlar ve röportaj gerçekleştiriyorlar. Ve ben insanların omuzlarına vurarak şöyle diyorum: ‘Mikrofon başına gelmemiz gerekiyor! Birkaç saat sonra ayrılıyorlar, çalışmanın yeterli olmasını dileyerek söyledikleri her şeyi kaydediyorum. Evimdeki stüdyoya giriyorum, kayıtları bir araya getiriyorum ve dört adamın vokallerini harmanlıyorum. Ardından stüdyoya Mariah geliyor, biraz daha vokal kaydedip eklemek üzere. Çünkü şarkı, kulağa tamamen bir Boyz II Men şarkısı gibi geliyordu ve içinde yeteri kadar Mariah Carey yoktu.

Dünyanın dört bir yanındaki Carey takipçileri gözlerini Billboard Hot 100 Singles listesine dikmişti, “One Sweet Day” daha önce zirvede geçirilen 14 haftalık rekoru egale ederken. “Son anlara kadar buna hiç odaklanmamıştım.” diyor Carey. “İyi bir şey değil bu. Bunun iyi bir davranış olduğunu düşünmüyorum. Ama bu başarı kesinlikle bir lütuf ve bunun için gerçekten çok minnettarım.


11. Always Be My Baby

Mariah Carey’nin “Daydream” albümünden yayımlanan üçüncü single’ı “Always Be My Baby”nin (Carey’nin) onbirinci 1 numaralı hit single’ı olmasıyla, Carey o zamana dek en çok 1 numara single’a sahip olan solo kadın sanatçılar Whitney Houston ve Madonna ile eşit konuma geldi. Ayrıca “Always Be My Baby”, Carey için üçte üç idi; çünkü sanatçının beşinci stüdyo albümünden yayımlamış olduğu üç single’ın üçü de 1 numaraya oturmuştu. “Forever” bir radyo hiti olsa da, “Always Be My Baby”den sonra albümden başka bir single yayımlanmadı.

“Daydream”de çalışmak üzere giriştiği yapımcı arayışlarında Carey’nin rastladığı insanlardan biri de Jermaine Dupri idi. Carey, bu Atlanta kökenli müzisyen ile çalışmak istediğini, Dupri’nin Kris Kross için yaptığı “Jump” şarkısından beri biliyordu. Dupri ayrıca sahip olduğu plak şirketi So So Def çatısı altında bulunan Xscape grubu için yazdığı ve ürettiği şarkılar ile başarı kazanmıştı. “Çok farklı bir ruhu var.” diyor Carey, Jermaine Dupri hakkında. “Jermaine, Manuel (Seal) ve bir araya geldik ve Jermaine bateriyi programladı. Ona isteğim duygudan bahsettim, Manuel ellerini klavyenin üzerine koydu ve ben melodiyi söylemeye başladım. Şarkının köprü ve ikinci bölümü üzerinde gidip geldik. Şarkı sözlerinin taslağını hazırlamıştım ve birdenbire “Always Be My Baby”i söylemeye başladım.

Kendisinden önceki yapımcılar gibi, Dupri de Carey’nin vokal yeteneklerinden etkilenmişti. “Sesiyle her şeyi yapabiliyor, vokal olarak gerçekten güçlü.” diyor Jermaine Dupri. Carey’nin yetenekleri, onun arka vokallerine de yansıyor. Birçok şarkısında olduğu gibi “Always Be My Baby”deki arka vokalleri, diğer sanatçıların şarkılarında yer alan enstrümanların bazı görevlerini üstleniyor. “Çoğu zaman arka vokalleri kendim yapmayı bu yüzden seviyorum, ya da en azından başlangıçta bazı kayıtlar gerçekleştiriyorum. Sesimi iki katmanlı kaydediyorum veya kaydettiğim birkaç ses kaydını bir araya getiriyorum. Sesimle uyum sağlamak bana kolay geliyor. Arka vokaller için diğer vokalistleri kullanacaksam, benim sesimin üzerine çıkmalarına izin veriyorum. Bana göre bu tarz şarkılarda nakarat gerçekten çok önemli. Ve birçok doğaçlama vokal eklemeye çalışıyorum, şarkının tek düze olmaması için.

"Always Be My Baby" single kapağı“Always Be My Baby”den ardından bir yıldan daha az bir süre geçtikten sonra Carey Hot 100 listesine geri döndü. Fakat bir sanatçı olarak değil, sahip olduğu plak şirketi Crave’in patronu olarak. Crave’in listelerde yarışmak üzere yayımladığı ilk single, R&B bayan grubu Allure’ün seslendirdiği “Head Over Heels” şarkısıydı. “Hiç kimseyi tanımamanın, gidecek bir yer bilmemenin, farkedilmek veya anlaşılmak için beklemenin nasıl bir his olduğunu hatırlıyorum. Bu yüzden Crave, benim bir rüyamdı. Desteğimi, yardımımı veya ortak çalışmamı isteyen her sanatçıyla çalışmaya çalışıyorum. Ve bu onlar için önemli; çünkü onlara kılavuzluk yapıyorum. Başarıya erken bir yaşta ulaştım ve bu sayede onlara sadece bir plak şirketi çalışanı olarak değil, bir arkadaş olarak yaklaşmam daha kolay oluyor.

Carey, şirketin adının nereden geldiğini açıklamaya henüz hazır değil gibi görünüyor. “Bu adı henüz hiçkimsenin dinlemediği bir şarkımdan aldım. Bu bir sır. Bir gün bunun hakkında konuşacağım.


12. Honey

“Butterfly” albümünde yer alacak birkaç şarkıda çalışması için Carey’den teklif alan Bad Boy Entertainment’ın kurucusu Sean “Puffy” Combs’a (şimdiki adıyla P. Diddy) göre Mariah Carey büyük bir hip-hop hayranı. “Mariah ve Q-Tip’in (A Tribe Called Quest grubu elemanı) bir fikri vardı, bu yüzden benden albümde yapımcılık yapmamı istediler.” diyor Combs. Fakat onun mükemmeli arayış ihtiyacı, onu bulmayı beklediğiniz bir yerden uzak tutmuştu. Bu konuda şöyle devam ediyor Combs: “Birçok insan, benim çok emir verici olduğumu düşünüyor. Bu yüzden Mariah stüdyoda vokallerini kaydederken içeriye girmeme izin verilmedi. Bunun hakkında çalışmaya çalışıyorum. Bazen insanlara nefes alma fırsatı vermeyecek kadar mükemmeliyetçi bir insanım. Bu yüzden birçok stüdyoda çalışmam yasaklandı. Mariah, ‘Honey’i mükemmel hale geldiğini düşündüğü ana kadar kaydetti, belki yüz kere. Seçmem için bana yüz tane kayıt verdi.

“Butterfly” albümünden yayımlanan ilk single ve hemen bir hit olan “Honey”, Billboard Hot 100 Singles listesine direkt 1 numaradan giriş yaptı. Single, o zamana dek bu başarıyı gerçekleştiren altıncı single olmasının yanısıra, “Fantasy” ve “One Sweet Day”den sonra bu başarıyı gösteren üçüncü Mariah Carey single’ı oldu. O zaman dek hiçbir sanatçının bu listeye direkt 1 numaradan girebilmiş iki tane bile şarkısı yoktu. “Honey” ayrıca Carey’i diğerlerinden ayıran bir single idi. Carey, “Always Be My Baby” single’ı ile Billboard Hot 100 Singles listesinde en çok 1 numara single’a sahip olan solo kadın sanatçılar Whitney Houston ve Madonna ile bu alanda eşit bir konuma gelmişti. Bu üç kadının da 11 tane 1 numara hiti vardı. Fakat “Honey” sayesinde Carey, diğerlerinin önüne geçmiş oldu. Carey artık bu alanda Beatles (20 adet), Elvis (17 adet) ve Michael Jackson’ın (13 adet) hemen arkasında; kendisiyle aynı miktarda 1 numara single’a sahip olan Supremes ile dördüncü sırayı paylaşıyordu. Carey’nin bağlı bulunduğu Columbia plak şirketi ise, “Honey” ile o güne dek toplam seksen adet 1 numara single yayımlayarak müzik tarihinde bir ilke imza atmıştı.

“Honey” ayrıca Combs’a etkileyici bir liste başarısı kazandırdı. Single, Stevie J. İle yapımcılığını üstlendiği Billboard Hot 100 Singles listesinde peş peşe 1 numara olan üçüncü single’dı. Müzik tarihinde bu başarı, bir yapımcı ve yapımcı takımı tarafından yalnızca üçüncü kez yakalanıyordu. George Martin, 1964 yılında Beatles’a verdiği “I Want To Hold Your Hand”, “She Loves You” ve “Can’t Buy Me Love” şarkılarıyla peş peşe üç gol atmıştı. 1978 yılında ise Ben Gibb, Andy Galuten ve Karl Richardson’dan oluşan takım, aynı başarıyı Bee Gees’in yorumladığı “Stayin’ Alive”, Andy Gibb’in yorumladığı “(Love Is) Thicker Than Water” ve yine Bee Gees’in yorumladığı “Night Fever” single’larıyla yakalamıştı. Sean ve Stevie ise yapımcılığını gerçekleştirdikleri “I’ll Be Missing You”, “Mo’ Money Mo’ Problems” ve “Honey” single’ları ile bu başarıyı tattı. Bu üç hit single’ın yapımcısı ayrıca başka bir ilke daha imza attı: 1997 yılının bütün bir yazında 1 numarada kaldılar. Daha önce hiçbir yapımcı veya yapımcı grubu, yayımladığı single veya single’lar ile tamamen bir mevsim boyunca Billboard Hot 100 Singles listesinin zirvesinde kalamamıştı.

"Honey" single kapağıDaha kişisel bir bilgi: “Honey”, 1997 yılında Sony Music Entertainment başkanı Tommy Mottola’dan ayrılmasından sonra Carey’nin yayımladığı ilk single idi. Şarkı, “Butterfly” albümünün genelinde de görüldüğü gibi daha önceki albümlerinde dinlediğimiz kadından daha rahat, daha olgun ve açıkça daha şehvetli bir Mariah Carey ortaya çıkardı. “Kendi başıma da başarılıyım.” demişti Carey, Los Angeles Times yazarı Elysa Garder’a. “Hayatımın bu noktasında, hissettiklerimi açığa çıkarmak için kendimi yeterince özgür hissediyorum, bir maske takmadan… Bu benim için kesinlikle bir evrim.” 27 yaşındaki süperstar için bu evrim, bir menajer ve avukat değişikliğini ve filmlerde ve televizyonda oyunculuk merakının ortaya çıkmasını da kapsamıştı.



13. My All

Mariah Carey “Butterfly” albümünün çalışmalarına, diğer albümlerinde olduğu gibi başlamıştı. “Bütün dünya, yeni bir albüm hazırlamaya başlama vaktimin geldiğini söylüyordu.” diyor Carey. Ama bu, her zamanki “iş” gibi değildi. “Hayatım farklı bir yöne doğru ilerlemeye başlamıştı ve şarkılar da bunu yansıtıyordu. Aynı zamanda, Puffy ve Stevie J. gibi bana ilham vermiş olan farklı yapımcılarla ilk kez çalışabilme fırsatını yakalayabilmiştim. Yine Walter Afanasieff ile çalışıyordum; fakat artık yapımda biraz daha fazla söz sahibi olmaya başlamıştım. ‘Şurası daha değişik olmalı, şurayı yumuşatmamız gerekiyor.’ diyordum. Gerçek ben ortaya çıkıyordu.

“My All”, Afanasieff ve Carey’nin birlikte çalıştığı son şarkılardan biriydi. “Puerto Rico’ya gitmiştim ve Latin müziğinden oldukça etkilenmiştim. Geri döndüğümde melodi aklımdaydı. Hayatımın melankolik bir noktasıydı ve şarkı içimdeki arzuyu yansıtıyor. Özgür kalmak istiyorsunuz ama bunu başaramıyorsunuz gibi bir durumdu bu; hapsedilmişsiniz, ama bu duygularınızı şarkı sözleriyle ve şarkı söyleyerek serbest bırakıyorsunuz. Bu yüzden birçok insanın şarkıyı olcukça güçlü bir şekilde hissettiğini düşünüyorum; çünkü dinlediğinizde duygunun çok açık olduğunu anlıyorsunuz.” diyor Carey, şarkının çıkış noktası hakkında.

Carey sonuç olarak “My All”u Afanasieff’in San Francisco’daki stüdyosunda kaydetse de, (Carey ve Afanasieff) şarkıyı Carey’nin New York’taki malikanesinde yer alan stüdyoda yazdılar. “Birinin evinde gördüğüm en iyi stüdyoydu.” diyor Afanasieff. “Artık orada değil. Ama klavyelerimin yer aldığı ve oturup geç saatlere kadar şarkı yazdığımız stüdyonun arka kısmında geçirdiğim anları hatırlıyorum. Trinity adında yeni çıkan bir klavye vardı, bazı melodiler üzerinde gelip gidiyordum ve çelik akustik gitardan farklı bir melodi hücum etti. Sonunda “My All”u ortaya çıkaran bu güzel melodiyle oynadım. Mariah söylemeye başladı, ben de çalmaya başladım ve böylece şarkının temelini oluşturduk. Biraz da bateri ritimi ekledim. Bu, onunla yazması daha basit olan şarkılardan biriydi.

"My All" single kapağı“My All”daki İspanyol gitarının tınıları, Carey ve Afanasieff’i köklerine götürdü; Carey, büyürken çok Latin müziği dinlemediğini hatırlasa da. “İspanyol kökenli büyükbabamla (baba tarafı) çok vakit geçirmedim; ama onu ziyaret etmek için Queens’e gittiğimde, bu müziği duyduğumdan ve bunun bilinç altıma yerleştiğinden eminim.” diyor Carey. Brezilya’da doğan; fakat Rus kökenli olan Afanasieff ise şöyle diyor: “Hayatım boyunca Rus, Latin ve Brezilya müziği dinlemiştim ve gerçekleştirmesi zor olan eski tarz Rus, Latin-İspanyol tarzı karışımı bir müzik yaratma işine girişmiştim.


14. Heartbreaker

“Rainbow”, Mariah Carey’nin ilk albümünden beri bağlı bulunduğu Columbia plak şirketinden yayımladığı son stüdyo albümüydü. “Dürüst olmam gerekirse, bir albüm daha yayımlayıp ayrılmak istiyordum; çünkü özel hayatım değişmişti. Hala sistemin içinde olmak benim için zordu; fakat stüdyoya girip en kişisel şarkılarımdan biri olan ‘Petals’ı yazmak benim için harika bir çıkış yolu olmuştu. Bence bu şarkı, şu ana dek yazmış olduğum en samimi şarkı sözlerine sahip.” diyor Carey.

“Petals” bir single değildi. Şirket, Carey ve Carey’nin ortak arkadaşları sayesinde tanıştığı DJ Clue tarafından üretilen “Heartbreaker”da karar kılmıştı. “DJ Clue, Stacey Lattisaw’ın ‘Attack of the Name Game’ döngüsünü tavsiye etmişti; çünkü bunun diğer mutlu şarkılar gibi bana çok uygun olduğunu düşünüyordu. Daha sonra remiks için ‘It Ain’t Fun’ı önerdi. O anda olayın bittiğini anladım ve bunun o ana dek yapmış olduğum kulüp şarkıları içinde en ateşlisi olduğunu söyledim. Kulüplere gittiğinizde hala Ol’ Dirty Bastard’lı ‘Fantasy’yi ve Missy (Elliott) ve (Da) Brat’lı ‘Heartbreaker Remix’i çaldıklarını görebilirsiniz. Clue ile çalışmaya bayılıyorum.” diyor Carey. Carey, “Heartbreaker”da çalıştığı Jay-Z hakkında da heyecan duyuyor: “Uyum sağladığınız ve saygı duyduğunuz birisini bulduğunuzda çalışmalar eğlenceli oluyor. Jay-Z, bir şarkı sözü yazarı ve bir sanatçı olarak çok takdir ettiğim biri. Birlikte stüdyoda otururken birdenbire kafiyeli dizeler ortaya çıkarabiliyor. Bir kalem ve kağıda ihtiyacı olmuyor. Bunu, mikrofunu eline alarak doğaçlama vokaller söyleyen ve sizi bambaşka bir yere götüren bir şarkıcının yaptığı iş ile eşdeğerde görüyorum.

Carey, “Heartbreaker”ın şarkı sözleri için aldığı ilham hakkında şunları dile getiriyor: “Aynı erkeğe geri dönmeye devam eden ve kendilerine engel olamayan kızların bakış açısından yazdım. İncineceklerini biliyorlar. Ben de bu kızlardan biriydim, ve biliyorum ki etrafta onlardan çok var.

“Heartbreaker”ın arka vokalleri, Carey’nin uzun zamandan beri tanıdığı biri tarafından seslendirildi; Trey Lorenz. Mariah’nın tekrar yorumladığı Jackson 5’ın “I’ll Be There”inde yer alan erkek sesi de Lorenz’e aitti. “O, harika bir şarkı sözü yazarı ve şarkıcı.” diyor Carey, Lorenz hakkında. “Güncel tarzda müzik yapsa da, eski tarz müzikten çok etkileniyor. Onunla daha ilk albümüm yayımlanmadan önce tanışmıştım. O harika biri, sadık bir arkadaş.

"Heartbreaker" single kapağı“Rainbow”daki “Heartbreaker”ın orijinal versiyonunda bir parti atmosferi hissediliyor. Fakat stüdyoda hiç de kalabalık bir topluluk yoktu. Bu konu hakkında şöyle diyor Carey: “Stüdyoda sadece ben, Clue, Jay-Z ve Clue’nun getirdiği herhangi bir yapımcı vardı. Clue bir DJ olduğu için, parti atmosferi taşıyan birçok farklı fikir üretebiliyor.

“Heartbreaker”, Carey’nin toplam dokuz yıl içinde Billboard Hot 100 Singles listesinde 1 numaraya ulaşan ondördüncü single’ıydı. “Heartbreaker” ile Carey, o zamana dek kendisi gibi 13 adet 1 numara single’a sahip olan Michael Jackson’ı geride bıraktı ve bu alanda üçüncü sıraya yükseldi. Artık Carey’nin önünde sadece Beatles (20 adet 1 numara single) ve Elvis Presley (17 adet 1 numara single) bulunuyordu.


15. Thank God I Found You

Mariah Carey ile ilk kez çalışmaya başladıklarında yapımcılar Jimmy Jam ve Terry Lewis’ı en çok etkileyen şey, Carey’nin tam olarak ne istediğini bilmesi ve yapımcıların geçmiş eserleri hakkında özel bir ilgiye sahip olmasıydı. “Yaptığımız bütün şarkıları biliyordu.” diyor Jimmy Jam ve şöyle devam ediyor: “Bizim ve yaptıklarımız hakkında her şeyi biliyordu. Diana Warren ile ‘Can’t Take That Away’ adında bir şarkı yazmıştı ve bize ‘ ‘Again’de kullandığınız yaylı çalgılar böyleydi, ‘On Bended Knee’de buna benzeyen bir bateri programı kurmuştunuz.’ dedi. Şarkının son halinin nasıl olması gerektiği konusunda bize tam bir resim çizebiliyordu.

Jam ve Lewis, Carey’den ne istedikleri hakkında belirli bir ön fikre sahip değildi. “Birlikte büyüdüğümüz Janet (Jackson) gibi değildi. Mariah kendi işini kendi yapıyordu ve şarkılarının düzenlemesi ve yapımı hakkında çok çalışıyordu. Bu yüzden buna saydı duyduk ve ‘Senin için ne yapabiliriz?’ dedik. Bizimle beş ya da altı saatliğine çalışmak için bu şehire uçardı. Birkaç şarkı yazardık. Tekrar uçağa atlardı ve sıradaki diğer işlerini bitirmeye giderdi.

Bir gece Timberwolves maçındayken Jam ve Lewis, Carey’nin asistanından Carey’nin bir şarkı için bir fikri olduğunu ve geceyarısı Minneapolis’e varacağı haberini aldılar. Kararlaştırılan saatte onunla stüdyoda buluştular. “Şarkı ‘Thank God I Found You’ idi.” diyor Jam. “Mariah melodiyi söyledi. Genellikle bu gibi çalışmalarda akorları düzenlemesi için Big Jim Wright’la çalışırız; fakat o gece orada değildi ve bunu kendim yapmak zorunda kaldım. Çalarken nasıl devam edeceğimi bilemediğim bir bölümle karşılaşmıştım. Mariah’nın oldukça iyi bir kulağı var, onun yardımı sayesinde bunu hallettim.

Bu gece yarısı çalışması hakkında Carey’nin de benzer bir hatırası var: “Birbirimize danışarak stüdyoda oturuyorduk. ‘Thank God I Found You’, o sıralar yaşadığım bir ilişkiden ilham aldığım bir aşk şarkısıydı. Şarkıyı önce Jimmy ve Terry’ye söyledim, daha sonra birlikte üzerinde çalıştık. (Jam ve Lewis) Hayatım boyunca bana büyük bir ilham kaynağı oldu. Büyürken, onların yazmış olduğu birçok klasik şarkı dinledim.

Bu gece çalışmasında Jam ve Lewis, Carey’nin bu şarkıya bazı erkek şarkıcıların katılmalarını istediğini biliyordu. “Şarkıyı yazarken yaptığımız ilk seçim, K-Ci and JoJo idi. Ama onlar farklı bir plak şirketine bağlıydılar ve şarkıda yer almak için alacakları izin hakkında birçok sorun yaşandı. Stüdyo vaktini ayarlayıp onlara ‘Gelin ve söyleyin. Bir saat içinde bitirebilirsiniz. Sorunlar hakkında daha sonra endişeleniriz.’ dedik.” Ama bu olay hiç gerçekleşmedi. “Bu yüzden, şarkıya uyabilecek sesler hakkında düşünmeye başladık. Joe, R&B’de tanınan biriydi; fakat şimdiki gibi bir yıldız değildi. Joe’nun, video ve performanslarda yer alabilecek iyi bir çocuk olduğunu düşündük. Düet yaptığınızda bu işler çok önemli oluyor, (Joe’nun) plak şirketi de istekliydi.” Joe, kendisinden böyle bir şey istendiği için çok memnun olmuştu. “Mariah beni stüdyoya gelmem için çağırdığında ne kaydedeceğim hakkında hiçbir fikrim yoktu; fakat bu fırsatı kaçırmak istemedim. Ben kayıt odasında şarkı söylerken o da kontrol odasında oturuyordu. Onu orada otururken ve gülümserken görmek, onunla aynı ortamda bulunmak harikaydı.” diyor Joe.

"Thank God I Found You" single kapağıJam ve Lewis, şarkıda erkek vokal armonisi yer almasını da istiyordu; bu yüzden 98 Degrees’in dört üyesini projeye dahil ettiler. “Kendi bölümlerini kısa bir sürede kaydetmek zorunda kaldıkları için ‘Vokaller için üzgünüz.’ dediler. Ama katıldılar ve şarkının hakkını verdiler. Joe da verdi. Her zaman, onun çok yetenekli olduğunu ve bulunduğu konumdan daha iyi bi yerde olması gerektiğini düşünmüşüzdür. Bu şarkı, onun kendini göstermesi için bir atlama taşı görevi görmüştü.” diyor Jam ve Lewis.



16. We Belong Together

Mariah’nın on altıncı 1 numara single’ını ortaya çıkaran çalışma, neredeyse gerçekleşmiyordu.

Mariah’nın bir mucizeye ihtiyacı vardı.

2004 Kasım’ında Mariah, hala kariyerini bitirme noktasına getiren derin bir başarısızlığın içindeydi. (“Glitter”ı hatırlayanınız var mı?) Fakat çantasında, başarısının fitilini ateşleyeceğinden emin olduğu bütün bir albüme yetecek kadar yeni materyal vardı.

Bağlı bulunduğu plak şirketinin patronu L.A. Reid, yine de Carey’nin biraz sigortaya ihtiyacı olduğunu düşündü ve özgürlük bildirgesi “The Emancipation of Mimi”ye son sihirli tozları serpiştirmek üzere bir çalışma dönemi daha gerçekleştirmesini tavsiye etti. Carey, konu hakkında şöyle diyor: “L.A Reid bana, ‘Sen ve Jermaine Dupri, birlikte sihir oluşturuyorsunuz, neden onunla birlikte stüdyoya girmiyorsun?’ demişti. Ben de; ‘Jermaine’i seviyorum, acaba boş mudur?’ diye cevap vermiştim. Biliyordum ki Usher veya bir başkası için milyonlarca iş üzerinde çalışıyordu. Fakat Jermaine; ‘Haydi yapalım.’ diye cevap verdi.

Son yirmi yılın en büyük hit yapımcılarından biri olan Dupri; Mariah’nın yanısıra Usher, TLC, Alicia Keys, Jay-Z, Nelly, Aaliyah, Kris Kross ve daha birçok şarkıcı için hit şarkılar üretmişti. Carey, ertesi gün Dupri’nin Atlanta’daki stüdyosuna vardığında Dupri ile aralıksız çalıştı ve iki gün içinde iki şarkı ortaya çıkardılar: “Get Your Number” ve “Shake It Off”.

O zamana kadar Carey ve Reid, yeni albümün ilk single’ı olarak bir Snoop Dogg ve Pharrell Williams ortak çalışması olan “Say Somethin”i yayımlamayı planlıyordu. Reid’in, Dupri imzalı yeni şarkıları dinledikten sonra verdiği tepkiyi Carey şöyle hatırlıyor: “L.A. Reid, ‘Ah, hayır! Şimdi single’ı değiştirmek zorundayız. Bunları birinci ve ikinci single olarak yayımlamalıyız.’ demişti.

Carey, fikri benimsemişti: “Kimse bana ‘Shake It Off’un ilk single olamayacağını söyleyemezdi. Demodan itibaren benim favori şarkımdı.

Dupri, albümün neye ihtiyacı olduğu hakkında hemen bir çalışma yapmıştı: “İçerdiği hip-hop esintileri bir yana, yaptığım şarkılar kulağa çok hoş geliyor. Bence Mariah’nın eksiği buydu.

Dupri ve Mariah, iki gün içinde bu iki şarkıyı ortaya çıkardıktan sonra neden dursunlardı ki? “Reid bana, ‘Tekrar Atlanta’ya gitmek ister misin?’ diye sormuştu.” diyor Carey. Ve böylece Carey ve Dupri tekrar bir araya geldiler, iki gün içinde albümdeki ilk iki şarkı ve single olan “It’s Like That” ve “We Belong Together”ı meydana getirdiler. Çalışma hakkında şunları diyor Carey: “ ‘Tamam, Shake It Off’u seviyoruz. Bu şarkının üstüne nasıl çıkacağımızı bilmiyoruz, ama bir deneyelim.’ dedik. Fitili ateşleyen ‘It’s Like That’ oldu, ardından daha büyük bir şarkı olan ‘We Belong Together’ geldi.” “We Belong Together”, Carey’nin tatlı on altısıydı: On altıncı 1 numara hit single’ı; bir kadın sanatçı tarafından yayımlanan en çok 1 numara single miktarı.

Dupri, Mariah’ya yaptırmadığı şeyden ötürü daha fazla saygı hak edebilir. Multi-oktav vokal jimnastikleriyle tanınan biri olarak (Sözlükte “melisma” başlığına baktığınızda Mariah’nın bir resmini göreceksiniz.), Carey “We Belong Together”da kendini dizginlediği için bir model teşkil ediyor: Şarkının son anlarına dek sesini hiç yükseltmiyor. Nakaratı, sanki istediğini elde edememeye boyun eğmiş gibi söylüyor ve bu yaklaşım şarkıyı haykırmasından daha güçlü kılıyor.

İnsanlar, ince detay sanatını öğrenmek zorunda.” diyor Carey. “Bunu yaptıktan sonra şarkıyı nasıl söylediğim hakkında bir ilham kaynağı teşkil ettiğini fark ettik. Şarkı bize dokunduysa başkalarına da ulaşacağı belliydi.

Carey ayrıca her heceye düşen notalar ve şarkıyı öne çıkaran hip-hop esintili tarz (şarkının müziği, bir ana tempo ve birkaç basit piyano melodisinden oluşuyor) yüzünden, o güne dek kullandığı alışılmış şarkı söyleme tekniğinin dışına çıktı.

Jermaine’den beklemediğim bir şekilde, temponun konsepti ve melodik fikirler hakkında düşünceler üretmeye koyulduk; çünkü genelde bütün müziği dikte ettiren ben olurdum.” diyor Carey ve şöyle devam ediyor: “Ama gerçekten bazı harika fikirleri vardı.

Şarkının büyük bir kısmı, klasik kalp kırıklığını dile getiriyor. Şarkının ikinci bölümü için Mariah, bir şarkıyı özel kılan şeyin ne olduğunu anlamak üzere Dupri ile bir görüşme yaptı.

İkili, Carey’nin şarkıda radyoyla uğraşırken karşımıza çıkacak olan Bobby Womack’ın “If You Think You’re Lonely Now” ve Babyface’in “Two Occasions” şarkılarında karar kıldı: "I gotta change the station. / So I turn the dial, tryin' to catch a break. / And then I hear Babyface. / “I only think of you” and it's breaking my heart. / I'm trying to keep it together but I'm falling apart." (İstasyonu değiştirmem gerek. / Bu yüzden kolu çeviyorum, bir ara vermeye çalışarak. / Ve sonra Babyface’i duyuyorum. / “Sadece seni düşünüyorum” ve bu kalbimi kırıyor. / Bir arada tutmaya çalışıyorum; ama parçalara ayrılıyorum.)

"We Belong Together" single kapağıCarey şarkının sonunda, kalbindeki güçlü tutkuyu ifade eden vokal çıkışıyla melonkolik ruhu koruyor. Kariyerini tekrar canlandırdığı gibi.

İki yıl önce, komik çiftlikteki en çılgın kişi gibiydi. Ama bu imaj artık yok oldu.” diyor Dupri ve devam ediyor: “Ve ‘eski Mariah’ iken bile bu kadar çok dalda aday olmamıştı. Mariah Carey olarak tanıdığımız kişinin tekrar doğuşu gibi oldu bu.” Carey ise şöyle diyor: “Atlanta’ya gitmiş olduğum için çok memnunum. Ve şunu da söylemeliyim ki, birlikte albümdeki bazı favorilerimi yazdık. Jermaine hakkında çok gurur duyuyorum; o işine çok odaklı ve ne yapılması gerektiğini iyi biliyor.

Yeteneği görmezden gelemezsiniz.” diye ekliyor Carey. Özellikle kendi yeteneğini.


Sıradaki #1 Single: Don't Forget About Us... (Yakında)


Not:
Bu sayfadaki içerik, Fred Bronson'ın "The Billboard Book of Number 1 Hits, Updated And Expanded 5th Edition" adlı kitabından (1. - 15. single'lar) ve MTV News yazarı Jennifer Vineyard'ın "Road To The Grammys: The Story Behind Mariah Carey's 'We Belong Together'" adlı makalesinden (16. single) alınmış olup Türkçe çevirisi MariahTurkiye.net tarafından hazırlanmıştır.
Lütfen izinsiz yayımlamayın.


<< Makale ve Röportajlar