::. #1's Hikayeleri
1. Vision of Love
Mariah, 27 Mart 1970’de, New York City’de
dünyaya geldi. Annesi Patricia ona bu adı, Lerner ve Loewe
imzalı “Paint Your Wagon” müzikalinde yer alan “The Called
The Wind Maria” isimli şarkıyı dinledikten sonra verdi.
Muhtemelen annesi, Mariah’nın doğduğu gün Britanya’nın
1 numaralı şarkısının “Paint Your Wagon”dan Lee Marvin’in
seslendirdiği “Wand’rin Star” olduğunu bilmiyordu.
Mariah şarkı söylemeye erken yaşlarda
başladı, henüz 4 yaşındayken. 6 yaşındayken şiir yazıyordu.
Annesi Patricia bir ses antrenörü, bir jazz vokalisti ve
aynı zamanda New York City Opera’sında bir şarkıcıydı.
Ve Mariah’nın ağabeyi ve ablası, küçük kardeşlerinin Stevie
Wonder, Gladys Knight ve Aretha Franklin’in 45’liklerini
dinlemesine izin veriyordu.
Mariah 16 yaşındayken ağabeyi Morgan,
kardeşinin bir Manhattan stüdyosunda 24 şarkılık bir demo
kasedi hazırlayabilmesi için tüm masrafları karşıladı.
Mariah olay hakkında; “Birini aramıştık; ama gelememişti.
Bu yüzden tesadüfen Ben (Margulies) ile karşılaştık. Ben
çalışmalara katıldı, çok iyi klavye çalamıyordu ama bateride
daha iyiydi. Fakat o günden sonra bağımızı koruduk şarkı
sözü yazarı olarak birbirimizle iyi anlaştık.” diyor.
Margulies’in Chelsea/Bedworks’ta, babasının
raflı dolap fabrikasında kurduğu bir stüdyosu vardı. Mariah,
Ben ile çalışmaya başladığında ve birlikte ilk şarkıları
“Here We Go Round Again”i yazdıklarında hala lisedeydi.
Bunun hakkında Ben şöyle diyor: “Olay gerçek Motown
havasındaydı. Mariah tüm dizeleri yazmıştı. Çok heyecanlanmıştık,
çünkü
sesi şarkıda muhteşemdi. Bu, işbirliğimizin başlangıcıydı.”
Mariah liseden mezun olduğunda garsonluk
ve vestiyerlik gibi işlerle kendini geçindirmeye çabalarken
Ben ile birkaç yıl daha çalıştı. “Müzik, devam etmemizi
sağladı. Çok fazla donanımım yoktu; fakat demoları muhteşem
bir halde hazırlayabiliyorduk.” diyor Margulies.
Mariah’nın şarkıcı Brenda K. Starr için
bateri çalan bir arkadaşı, Mariah’ya şarkıcının vokalistlerinden
birinin işten ayrıldığını söyledi ve bu iş için görüşmeye
gitmesini tavsiye etti. “Bunu yapmayı gerçekten istemiyordum;
ama daha sonra bunun o sırada yaptığım işten daha iyi olacağını
düşündüm. Görüşmeye gittim ve Brenda bana çok iyi davrandı.”
diyor Mariah. Mariah sadece işe alınmamıştı; aynı zamanda
Brenda ile yakın arkadaş olmuşlardı.
Brenda turnesine ara verdiği bir sırada,
Mariah’yı CBS Records tarafından New York’ta düzenlenen
bir partiye katılmaya davet etti. Brenda, partide Mariah’nın
demo kasedini CBS Records Group başkanı Tommy Mottola’ya
ulaştırdı ve Mottola kasedi limuziniyle evine dönerken
dinledi. İlk iki şarkıyı dinledikten sonra şarkıcıyı bulmak
için partiye geri döndü. Mariah ve Brenda partiden çoktan
ayrılmışlardı ve kasedin üzerinde herhangi bir telefon
numarası yoktu. Tommy bütün haftasonu Mariah’yı bulmaya
çalıştı ve Brenda’nın menajerleri Mariah’yı tanımadığı
için Pazartesi’yi beklemek zorunda kaldı. Konu hakkında
“Telefonumda onun CBS Records’a gelmemi istediğini
belirten mesajını dinlemiştim ve çok heyecanlanmıştım.” diyor Mariah.
Johnny Kemp ve Earth, Wind & Fire
gibi CBS sanatçılarının yapımcılığında rol alan Rhett Lawrence’ın
New York’a uçması ve Mariah’nın demo kasedini dinlemesi
istendi. “Bana onu, 18 yaşında ve şu ana dek duyulan
en muhteşem sese sahip olan bir kız olarak anlatmışlardı.”
diyor Lawrence. “Onu dinlediğimde kollarımdaki tüyler
diken diken olmuştu. Sesindeki güce ve olgunluğa inanamamıştım.”
Carey, Lawrence ile çalışmak üzere Los
Angeles’e gitti. Lawrence, Mariah’nın Columbia ile anlaşmasından
sonra Ben ile yazdığı “Vision of Love”ın ham halini dinledi.
Mariah tarafından bir aşk şarkısından öte, sanatçının o
dönemdeki hayatını kutlayan bir şarkı olarak tanımlanan
şarkının demosu, şarkının aldığı son durumdan çok farklıydı.
Lawrence’a göre “50’li yıllardan kalma, zamana göre
farklı bir tempoya sahipti”. Lawrence, stüdyoda Mariah ve Ben
ile çalışarak şarkının temposunu değiştirdi ve demodaki
vokalleri şarkının ikinci vokal katmanı için kullandı.
Mariah’nın yayımladığı ilk single “Vision of Love”, 2 Haziran
1990’da Billboard Hot 100 Singles listesine giriş yaptı
ve dokuz hafta sonra 1 numaraya ulaştı.
2. Love
Takes Time
Columbia Records, “Love Takes Time” için
albüm basımını durdurdu.
Mariah, Ben Margulies ile bu şarkıyı yazdığında
ilk albümünün kayıtları tamamlanmıştı ve mastering düzenlemeleri
yapılıyordu. “Doğaçlamayla ortaya çıkardığım, gospeli
andıran bir şeydi. Daha sonra üzerinde çalışmaya başladık.
Çalışma
kasetlerimizin birinin içindeydi. Ve hemen bir demo kaydettik.
Sadece bir piyano-vokal demosuydu; ben piyanoyu çalmıştım,
o da söylemişti.” diyor Margulies.
Mariah, bir piyanist ve üç vokalist eşliğinde
on eyaleti kapsayan küçük bir turneye çıkmıştı. Bir gün
şirketin uçağında, Columbia Records’ın başkanı Don Ienner
için “Love Takes Time”ın demosunu çaldı. “Bütün önemli
insanlar uçaktaydı.” diyor Margulies. “(Tommy)
Mottola, Ienner, ve Bobby Colomby.” Mariah’ya şarkının bir kariyer
yaratıcısı olduğu ve bunun ilk albümde yer almasının zorunlu
olduğu söylendi. Mariah ise buna karşı çıktı; çünkü albümü
çoktan mastering aşamasına girmişti ve bu balladı bir sonraki
albümüne koymayı planlıyordu.
Demo, yapımcı Walter Afanasieff’e gönderildi.
1958’de Brezilya’nın Sao Paulo şehrinde doğan Afanasieff,
San Francisco’da yetişmişti. 1981 yılında burada Narada
Michael Walden ile tanıştı ve onunla stüdyoda ilk kez Aretha
Franklin’in “Who’s Zoomin’ Who” albümünde çalıştı. Mariah,
ilk albümünde yer alacak bazı şarkılar üzerinde Narada
ile çalışmak için ülkenin batı kanadına uçtuğunda Tommy
Mottola ve Don Ienner, Afanasieff’in ortaya çıkardığı işten
çok etkilendiler ve ona şirkette uygulayıcı yapımcılık
görevini verdiler.
“Sanırım, Tommy doğru bir karar verip
vermediğini anlamak amacıyla bir gün beni aradı ve şöyle
dedi: ‘Mariah Carey’nin albümünü tamamladık; ama Ben Margulies
ile yazdığı olağanüstü bir şarkı var ve bunu albüme koyabilmek
için yapabileceğimiz her şeyi denemek istiyorum.’ Ben de:
‘Ne yapmamı istiyorsun?’ dedim. O da: ‘Sadece birkaç günün
var; ama bunun için hazır mısın?’ dedi. Böyle bir fırsata
inanamamıştım. O zamana kadar tek başıma hiçbir şey üretmemiştim.”
Afanasieff’e göre demo, Mottola’nın istediği
tamamlanmış şarkıya çok yakındı. “Verilen son teslim
tarihi nedeniyle şarkıyı, müziği ve alt yapıyı yaklaşık
bir günde
tamamlamıştık. Bu işi ya yapacaktık, ya da kaçıracaktık.
Kasedi aldık, her şeyi kaydettik, uçağa atladık ve Mariah’nın
vokallerini kaydetmek üzere New York’a gittik. Hemen hemen
bütün gece söyledi, bütün arka vokalleri kaydetti. Öğleden
sonra bir bölümü çabucak düzeltmek için stüdyoya geri döndük,
ardından (teknisyen) Dana (Jon Chapelle) ile kasedi alarak
tekrar uçağa atladık, Sausalito’daki stüdyoya geri döndük
ve miksajı tamamladık. Ve böylece işi üç günde bitirdik:
Bir buçuk gün içinde müziği yaptık, yaklaşık bir gün içinde
vokaller kaydedildi ve bir gün içinde de miksajı yaptık.”
diyor Afanasieff.
Afanasieff, Columbia patronları tamamlanan
şarkıyı aldıktan hemen sonra bir haber aldı. Mariah’nın
vokallerinin daha yüksek sesli olmasını istediklerini belirttiler;
bu yüzden Afanasieff miksajı hemen yeniledi ve onlara şarkının
ilk albümde yer alıp alamayacağını sordu. “Elimizden
gelenin en iyisini yapacağız.” cevabını aldı.
Albüm yayımlandığı sırada “Love Takes
Time” kasetlerde ya da kompakt disklerde listelenmemişti.
Bu konuda Ben Margulies gülerek şöyle diyor: “Albümün
bazı orijinal ilk baskılarında şarkının adını listelemek
için
vakitleri yoktu. Şarkı albümdeydi; ama albümün üzerinde
adı geçmiyordu. Basımı durdurucak kadar güçlü bir şarkıydı
bu. O ilk birkaç yüz kopyayı atmak zorunda mı kaldılar,
ne yaptılar bilmiyorum.”
Columbia Records, “Vision of Love” single’ı
Billboard Hot 100 Singles listesinde 4 hafta zirvede kaldıktan
sonra yeni
single olarak “Love Takes Time”ı yayımladı. Single, 15
Eylül 1990 haftasında listeye 73 numaradan giriş yaptı
(“Vision of Love” single’ı da listeye aynı numaradan giriş
yapmıştı.) ve sekiz hafta sonra Mariah’nın ard arda çıkardığı
ikinci 1 numara single’ı oldu.
|
|
 |
"Love
Takes Time"ın listelenmediği ilk albüm kartonetleri
|
3. Someday
“Someday”,
Mariah Carey’nin ilk albümünden yayımlanan üçüncü single
olmasının yanısıra, sanatçının 1 numaraya
oturan üçüncü single’ıydı.
“Şarkı, davulu andıran bir bas ritimi gibi, neredeyse
hip-hop havası taşıyan bir fikirle ortaya çıktı.” diyor
Ben Margulies. “İnsanlar bunu şimdi ‘jackswing’ olarak
adlandırıyorlar; ama bu müzik tarzı, bu terimler ortaya
çıkmadan önce de vardı. Bu tarz, bazı güçlü değişimler
ve oldukça ahenkli bir yapıyla bir evrim geçirdi. Mariah’nın
doğaçlama vokaller üretmek gibi bir yeteneği var, bu sayede
çok iyi sözler ve bölümler ortaya çıkarıyor. Genellikle
ilk önce nakarat üzerinde çalışırız; ama Mariah önceki
dizelerden esinlenerek bazı melodiler yaratır ve nakaratı
böyle oluşturur.”
Margulies, Mariah’nın şarkının sözlerini yazmada ne kadar
hızlı olduğunu şöyle açıklıyor: “Bir süre aranjeyle
oynarım ve neleri değiştirebileceğimi düşünürüm. O (Mariah)
da
oturur ve şarkı sözlerini yazar, ardından demoyu kaydeririz.
Yani, kayıt cihazını ve bilgisayarları açar, hemen işe
koyulurduk.”
“Someday”, Mariah’nın demo kasedinde yer alan, Margulies
ile ortak ürettiği dört şarkıdan biriydi. Bu konuda “CBS’e
gönderilen bütün demolar, büyük özenle hazırlanmış düzenlemelerdi.”
diyor Ben Margulies. “Tamamen aynı olmasa da bu şarkılar,
albümdeki versiyonlarına çok yakındı.”
CBS patronlarından Tommy Mottola, Mariah Carey’nin demo
kasedini dinlemesi için Arista sanatçısı Taylor Dayne ile
çalışmış olan Anglo-Amerikan yapımcı Ric Wake’e ricada
bulundu. “Mariah’nın harika, çok iyi olduğu ortadaydı.”
diyor Mottola ile bir Çarşamba günü bir araya gelen Wake.
The CBS Records Group başkanı daha sonra Wake’e, Mariah
ile Perşembe günü çalışmaya başlayabilip başlayamayacağını
sordu. “Mariah ertesi günü evime geldi, “There’s Got
To Be A Way” adlı şarkıyı yazdık ve toplam olarak birlikte
dört şarkı hazırladık.” diyor Ric Wake.
Hazırlanan şarkılardan biri de “Someday” idi. “O şarkıyı
başından beri sevdim.” diyor Ric Wake. “Tommy
bana 12 şarkılık bir demo kasedi vermişti ve sanırım o
sıralar bu işi başka
birisi alacaktı. Müsaittim, Mariah bir gün beni aradı ve
‘Bunu senin yapmanı istiyorum, eğer yapmak istiyorsan.’
dedi. Bu harikaydı. Beni aramış olduğu için çok memnunum.”
“Demonun nasıl olduğunu hatırlıyorum; onun (Mariah’nın)
bunu ne şekilde yapmak istediği hakkında pek emin değildim.
İki veya üç saatte şarkıyı bitirdik.”
Margulies, şarkılarının son halini beğenmişti; çünkü şarkı
basit ve başarılı bir biçimde ortaya çıkmıştı ve istenilen
noktaya ulaşılmıştı. Hiçbir şey değiştirilmemişti. Orijinal
düzenleme ve yapım, çok basit ve çok iyiydi. İnsanı kendine
çeken bir sadeliği vardı. İşi ileriye götürmek, şarkının
ruhunu mahvedebilirdi.
Mariah, Columbia ile anlaşmaya vardığında albümünün kendisi
ve Margulies tarafından hazırlanmasını istiyordu. “Bir
süperstar yapımcı ile çalışmaya açık değildim.” diyor Mariah,
Rolling Stone ile yaptığı bir röportajda. Ben Margulies
de konu hakkında şöyle diyor: “Kendi fikirleriniz ve
yarattığınız şeyler vardır ve bazen olay zorlaşır. Şarkılarınızın
ortaya
çıkmak üzere olduğunu anlarsınız; ama aynı zamanda bebeklerinizin
nasıl ortaya çıkacağı hakkında söz sahibi olmayı da istersiniz.
Bu olaylar, embriyo çekirdeği gibi başlıyor. Oturursunuz
ve çalmaya, doğaçlama söylemeye başlarsınız ve demonun
iyiye dönüştüğü bir noktaya varırsınız. Ardından onu duymak
istersiniz. Güçlü bir müzisyenseniz veya tüm işi üretmek
ve düzenlemeye yatkınsanız, bazen bu gibi yarattığınız
şeyleri başkalarına teslim etmeniz zordur. Ama her zaman
bunun olması kaçınılmazdır ve bu yüzden insanların onlara
özenle yaklaşmalarını umarsınız.”
“Someday”, Billboard Hot 100 listesine 19 Ocak 1991 tarihinde
37 numaradan giriş yaptı. Ve yedi hafta sonra Mariah Carey,
Whitney Houston’ın “All The Man That I Need” single’ını
zirvedeki tahtından indirdi ve burada iki hafta hüküm sürdü.
4. I
Don't Wanna Cry
“I Don’t Wanna Cry” bir numaraya ulaştığında
Mariah Carey, Jackson 5’dan sonra çıkış albümünden yayımladığı
ilk 4 single ile Billboard Hot 100 listesinde 1 numara
olan ilk sanatçı oldu.
Whitney Houston, Starship, Aretha Franklin
ve George Michael’ın bir numaraya çıkmış hitlerinin yapımcısı
Narada Michael Walden, “I Don’t Wanna Cry”ın yapımcılığını
ve ortak yazarlığını üstlendi. Yapımcı, Mariah’nın adını
ilk olarak CBS Record Groups başkanı Tommy Mottola’dan
aldığı bir telefonla duydu. “New York’ta iken oturup
onunla tanışacağıma söz vermiştim.” diyen Walden sözlerine şöyle
devam ediyor: “Ve öyle yaptım. Çok utangaçtı ve ona
neyi sevdiğini sordum. George Michael dedi ve böylece nereden
geldiği hakkında bir fikrim oldu. Daha sonra gidip şarkıp
yazmak için bir gün ayarladık.”
O sıralar, Narada Mariah’nın vokallerini
duymamıştı. “Onun şarkı söylediğini ilk duyduğum zaman,
Hit Factory’de birkaç şarkı yazdığımız bir çalışma oturumundaydık.
Üç veya dört şarkı üzerinde çalıştıktan sonra tempoyu biraz
yavaşlatmayı istedim. Çoğunlukla Chuck Jackson’ın şarkılarıyla
büyüdüm, “I Don't Want To Cry”, “Any Day Now” gibi gerçekten
dramatik baladlar veya Percy Sledge’den “When A Man Loves
A Woman” gibi, o “ağlamaklı” tarzda olan baladlar. Ona
birden bu şarkıyı söylemeye başladım ve o da beğendi.”
Narada, hem Mariah Carey hem de Whitney
Houston ile birlikte çalıştığı için basın tarafından birçok
kez birbirine benzetilen bu iki şarkıcıyı karşılaştırabilmek
gibi eşsiz bir pozisyonda. “Her ikisi de inanılmaz
şarkıcılar. Whitney, daha çok yetiştirildiği ortamdan ve
kilisede şarkı
söylediğinden dolayı bu özelliğe sahip. Demek istediğim;
kendisi çekirdekten tecrübeli, teyzeleri ve yeğenlerinden,
Aretha’dan esinlenmesinden, Dionne Warwick’ten ve annesi
efsanevi Cissy Houston’dan. O tüm bunları sahipti. Mariah’nın
tarafına geçersek; onun çok iyi bir dinleyici olduğunu
biliyorum. Aretha ve onun gibi pek çok şarkıcıdan esinlenmiş,
Gladys Knight da bunlardan biri.“
“Bunu yapmak, Carl Lewis ve Ben Johnson’ı
karşılaştırmak gibi veya Tommy Hearns ve Sugar Ray Leonard’ı.
İkisi de büyük yıldızlar, ikisi de iyi boksörler ve ben
onlarla (Carey ve Houston) çalışma imkanı bulduğum için
onur duyuyorum.”
“Mariah stüdyoda çok kurnaz, çok da
seçici. Olumsuz bir anlamda demek istemiyorum, bu onun
için bu
bir artı; çünkü o kendini ne şekilde duymak istediğini
biliyor. Mesela, “I Don’t Wanna Cry”da beni gerçekten mutlu
eden bir bölüm var ve ilk başta sanırım o da sevmişti.
Kaydettikten hemen sonra bizden onu düzeltmemizi istedi.
Bilmiyorum kaç kere düzelttiğimizi, üç veya dört kere;
ama kasedi New York’a uçarak ona geri götürdüm. Stüdyoya
girdi, orayı düzeltti ve birkaç şey daha ekledi. Onu geri
aradım ve dedim ki; ‘Bak, kaydettiğin yeni bölümleri sen
sevdiğin için kullandım; ama eklediğin o diğer şeyler,
onlara gerçekten ihtiyacın yok.’ Sonra o da kabul etti.”
“Bence tüm bu tecrübeler ilk albümünüzü
yaparken yaşadığınız şeyler. Hatırlamak gerek ki Mariah
ilk albümünü hazırlarken 19 veya 20 yaşındaydı. Bunun gerçekten
özel olmasını istiyordu.”
Narada, Mariah ile olan çalışmasını George
Michael ile yaşadıklarına çok benzetiyor. “George Michael
ile çalışırken, onu şarkı söylerken durdurmak zorunda kalırdım;
çünkü bana iyi olan vokallerini sildiriyordu. Devam etmemi
istiyordu ama hayır diyordum; çünkü biliyordum ki artık
olmuştu. Aynı şey Mariah ile de oldu. Eğer daha çok söylerse,
eski performansının ötesine geçeceğini düşünüyor. Ve biliyor
musunuz? Tanrı onu kutsasın, bazen bunu gerçekten başarıyor.”
"I Don't Wanna Cry" Billboard
Hot 100 Singles listesine, 6 Nisan 1991’de, “Someday” ilk
10’un dışına çıkarken 50 numaradan girdi. Yedi hafta sonra
Mariah listenin zirvesine geri döndü.
5. Emotions
Mariah Carey, “Emotions” single’ı Billboard
Hot 100 listesinde zirveye oturduğunda listede tarih yazdı.
Yayımladığı ilk 5 single’ının tamamı bir numaraya oturan
ilk sanatçı ünvanını aldı ve yirmi bir yıl sonra Jackson
5’ın bu alandaki 4 single’lık rekorunu egale etti.
İçinde yer aldığı albümle aynı adı taşıyan
“Emotions” şarkısı, sahip oldukları C & C Music Factory
plak şirketi ile yakın zamanda listelerde zirveyi görmüş
David Cole ve Robert Clivilles takımının ortak yapımcılığını
gerçekleştirdiği albümde yer alan dört şarkıdan biriydi.
Cole, kendisine Mariah ile çalışma teklifini
getiren kişinin CBS Records Group başkanı Tommy Mottola
olduğunu belirtiyor ve şöyle diyor: “Her şeyden önce,
Mariah ile çalışmak eğlenceliydi. Robert ve ben fikir üretirdik.
Bir sürü ritim ortaya çıkarırdık. İşimize yarayanları kullanırdık,
işimize yaramayanları geçerdik. Ve bütün projeyi bu şekilde
gerçekleştirdik. Hepimiz bir araya gelirdik ve neyi kullanıp
neyi kullanmayacağımız hakkında karar verirdik.”
“Komik olan şey; Robert ve Mariah’nın
“Emotions”ın ritimi için aynı fikri birbirlerinden habersiz
olarak benimsemeleriydi. Onun da, Robert’ın da bir fikri
vardı. İkisi de The Emotions grubunun şarkılarına benzer
bir şeyler yapmaktan bahsetmişti. Demek istediğim; The
Emotions grubu, “Emotions” şarkısı için bir ilham kaynağıydı,
bu yadsınamaz. Şarkı kesinlikle bu grubun hissine sahip;
ama gidip onların bir şarkısını çalacak kadar da aptal
değildik.”
Cole’a göre şarkının isim fikri Mariah’dan
çıkmıştı. “Bunun belki de biraz fazla olduğunu düşünmüştük.
Sonra karar verdik, neden olmasın? Şarkıyı “Emotions” olarak
adlandırmada bir sorun yok, şarkı için iyi bir isim bu.”
“Emotions”ı ortaya çıkarmadan önce Cole
ve Clivilles’in Mariah ile üzerinde çalıştığı ilk şarkı,
albümden ilk single olarak yayımlanması planlanan “You’re
So Cold” idi.
Cole, Mariah’nın oktav aralığı hakkında
şöyle diyor: “Tiz sesler? Mariah bununla tanınıyor.
Bunu şarkıda kullanmayı planlıyorduk; ama çalışmaya başladıktan
sonra düşündüğümüz kadar fazla kullanmamaya karar verdik.
Bunun bir şarkı yerine bir gösterişe dönüşmesini istemedik.
Ama bu harika. Şarkının son bölümlerini dinleyin; çok kalın
bir ses çıkarıyor ve bunu çıkardığı tiz seslerle kıyaslıyorsunuz.
Mariah’nın gerçekten inanılmaz bir ses aralığı var.”
“Emotions”, 31 Ağustos 1991 tarihinde
Billboard Hot 100 Singles listesine 35 numaradan girerek
Mariah’nın o zamana kadar bu listeye en iyi giriş yapan
single’ı ünvanını aldı. Single, altı hafta sonra 1 numaraya
oturdu ve burada üç hafta kaldı. Columbia, bunu takip eden
single olarak Mariah ve Walter Afanasieff tarafından yazılan
ve üretilen “Can’t Let Go”yu yayımladı.
“Mariah ve ben, albüm için şarkı yazmaya
kayıtlara girmeden birkaç ay önce başlamıştık.” diyor Afanasieff.
“Michael Bolton’ın albümü üzerinde çalışıyordum. Ve
o dönemler Michael küçük bir turneye ya da tatile çıkardı,
böylece
Mariah ile şarkı yazmak için fırsatım olurdu.” Mariah ve
Walter bir süre sonra Columbia patronlarına dinletip hangilerinin
kaydedileceği kararını almak üzere geniş bir şarkı koleksiyonu
hazırladı. Sonuç olarak, yazdıkları ilk şarkılardan biri
olan “Can’t Let Go” albüme girdi.
6. I'll
Be There
MTV, Unplugged şovlarından birine katılması
için Mariah Carey ile anlaştığında Carey’nin canlı performans
konusunda tecrübesi azdı. Mariah için “Çok genç ve
utangaçtı.”
diyen Walter Afanasieff şöyle devam ediyor: “Bu yüzden
MTV Unplugged kurallarına uymak adına basit şov düzenledik.
Elektrikle çalışan hiçbir enstrümanı kullanamıyorsunuz.”
Şovun kaydedilmesinden iki gün önce Carey
repertuvarına yeniden yorumlayacağı eski bir hit şarkıyı
ekledi. USA Today’den Edna Gunderson ile yaptığı röportajda
“Bebekliğimden beri Michael Jackson dinlerim.”
diyor Carey. “O küçük bir çocukken, melek gibi şarkı
söylüyordu. Bir çocuktan öyle bir sesi duymak inanılmazdı.
Benim üzerimde
çok etkisi vardır.” Carey, Unplugged şovunda söyleyeceği
eski şarkıyı I’ll Be There olarak seçti. Afanasieff’e göre
Mariah neredeyse başka bir şarkıyı seçebilirdi. Bu konu
hakkında “O bugüne kadar yazılmış her şarkıyı biliyor.
O yürüyen bir şarkı ansiklopedisi gibi, Stevie Wonder’ın
bütün şarkılarından
The Police’in yaptığı her şarkıya kadar. Yanında içi şarkı
dolu bir sabit disk taşıyor adeta. Ve onun söyleyemeyeceği
şarkı yok.” diyor Afanasieff.
Afanasieff’e göre, I’ll Be There’in seçilmesinin
özel avantajları vardı: "Genç Michael Jackson’ın
bir kadın sanatçıyla aynı perdede şarkı söylemesi işi kolaylaştırdı.
Diğer kolaylaştırıcı faktör de; Jackson 5 grubunun nispeten
daha büyük elemanlarından birinin şarkıyı neredeyse bir
düet haline getiren kısımlarını söylemesiydi. Bu tam yerine
oturdu; çünkü Trey Lorenz Carey’nin hemen yanında duruyordu."
Güney Carolina Florence’’lı Lorenz, Carey’nin yakın arkadaşı
ve vokalistiydi ve ilk büyük çıkışını I’ll Be there ile
gerçekleştirdi. Bu işbirliği, Carey’nin de altı şarkının
yapımcılığını üstlendiği ilk solo albümünün Columbia tarafından
yayımlanmasını
sağladı. Carey, Billboard dergisinden Melinda Newman’a
Unplugged şovunun onun daha iyi bir yapımcı olmasına yardım
ettiğini söylüyor: “Unplugged, kendim hakkında bana
çok şey öğretti; çünkü ben yaptığım her şeyde kusur bulmaya
çalışırım ve mükemmel olmasını isterim; çünkü ben bir mükemmeliyetçiyim.
Trey’le çalışmaktan da çok şey öğrendim; çünkü başka bir
şarkıcıyla çalışırken, o 'Bunu sevmedim, çok kötü.' derken
siz 'Hayır, bu güzel.' diyorsunuz, ki bu bana çok yapılan
bir şey. Her zaman gerçek işlenmemiş şeyleri geçerdim ve
şu anda anlıyorum ki işlenmemiş şeyler genellikle daha
iyi.”
Jackson 5 grubuna ait olan şarkının orijinal
versiyonuna oldukça benzeyen Carey’nin I’ll Be There‘i,
Columbia tarafından single olarak satışa sunuldu. Bu, Afanasieff’i
şaşırttı. “Biz Mariah için stüdyo albümlerinin uygun
olduğunu düşünüyorduk. Ve birden plak şirketi ‘I’ll Be
There’i single
olarak yayımlamaya karar verdik.’ dedi ve herkes şarkı
sözlerini yazmaya ve yapımına başladığımız yeni stüdyo
albümünün erteleneceğini söyledi. Ama bu keyifli bir araydı.
Arada bir düzenden ayrılmak gerçekten eğlenceli oluyor.”
"I'll Be There", Jackson 5 grubunun
kariyerinde bir dönüm noktası olmuştu. Şarkı grubun ard
arda 1 numara olan dördüncü single’ı idi ve bu onların
ilk dört single’larıyla Billboard Hot 100 Singles listesinde
bir numaraya oturan ilk sanatçı/grup olmalarını sağladı.
İronik olarak bu rekoru “Emotions”ın 1 numara olmasıyla
beş kez ard arda zirveye oturan Carey kırdı. İlk on single’ından
sadece "Can't Let Go" ve "Make It Happen" zirveye
erişemedi.
"I'll Be There", rock tarihinde
iki farklı sanatçı tarafından yorumlanarak 1 numaraya çıkan
sekizinci şarkıydı. Bunu başaran diğer şarkılar sırasıyla; "Go
Away Little Girl", "The Loco-Motion", "Please
Mr. Postman", "Venus", "Lean On Me", "You
Keep Me Hangin' On" ve "When A Man Loves A Woman".
7. Dreamlover
Mariah
Carey, dördüncü albümü “Music Box” için çalışmalara başladığında
altı adet 1 numara single'a sahipti. İyi yapımcı arayışları
onu Mount Vernon/New York kökenli, Mary J. Blige ile henüz
bir projeyi tamamlamış olan Dave Hall'a götürdü. “Dave'in
o dönemlerde yaptığı işleri seviyordum.” diyor Carey. “İçinde
mutluluk duyguları barındıran bir şeyler yapmak istiyordum
ve bu gerçekten Dave'in tarzı değildi. Bu, onun tam zıttı
bir olay. Bu yüzden bana şöyle demişti: ‘Bu mutlu şeyi
yapmayı istiyor musun? Pekala, pekala...' Bunu yapmaya
pek istekli değildi. Daha sonra bir sürü döngü dinledik
ve ‘Blind Alley'nin döngüsünü kullanmakta karar kıldık
ve şarkıyı onun üzerine söylemeye başladım.”
Carey, “Blind Alley” döngüsü hakkında şunları söylüyor: “Bu, eski bir albüme
ait. Şarkının çok altında, duyamıyorsunuz bile. Daha önce Big Daddy Kane'e ait
Ain't No Half-Steppin' adlı rap şarkısında kullanılmış ve muhtemelen başka bir
sürü şarkıda da kullanılmıştır. Ama daha önce bu tarz bir şarkının üzerinde kullanılmadı.
Şarkıyı bu döngü üzerine inşa ettik, şarkı sözlerini ve melodiyi yazdım ve Dave
ortaya çıkan sonuçtan hoşlandı.”
Carey ile çalışmaktan Hall da hoşlanmıştı: “Mariah ile yaşadığım deneyim
iyiydi. Bazı sanatçılar vaktinde gelmez ve sizi stüdyoda bekletir. Ama Mariah
her zaman vaktinde gelirdi. O bir mükemmeliyetçi. Stüdyoya girdiğimizde tam olarak
ne istediğini bilirdi. Sabah bazı fikirler üretirdik, akşam eve dönerdi ve sonraki
akşama kadar üzerinde çalışırdı. O gece nakaratı ortaya çıkarmaya başlardık,
Mariah bunu yapmada oldukça hızlı.”
Hall, çalışmaya başladıklarında Carey'nin aklında şarkı
isminin “Dreamlover” olmadığını söylüyor ve şöyle diyor:
“Genellikle çalışma yöntemim adsız bir şarkı yapmak.
Nakaratı alır ve onu şarkının adı olarak kullanırız.” Carey ekliyor:
“İlk önce dizeleri yazdım. Aslında her zaman ilk
önce melodiyi yaparım.
Bazen bir şarkı sözü fikrim olur. Eğer birileriyle işbirliği
yapıyorsam, onları akor olarak gittiğim yöne
yönlendiririm; çünkü melodiyle ilgili fikirlerim oluyor
ve yanımda iyi klavye çalan biri olmazsa onları kaybediyorum.
Bu yüzden işbirliği yapmaya hevesliyim; çünkü akorları
belirlediğim anda fikirlerimi kaybediyorum. Bütün melodi
fikirlerim
uçup gidiyor.”
O
sıralar Sony Müzik Entertainment başkanı ve Carey'nin nişanlısı
olan Tommy Mottola, Hall ve Carey'nin üzerinde çalıştıkları
“Dreamlover”ı duydu ve Walter Afanasieff'e ulaşarak
şarkıda onlarla işbirliği yapmasını istedi. “Mariah ve
Dave bu
döngü olayını yaptı ve o sıralar pop yapımcılarını kullanmak
yeni bir şeydi.” diyor Afanasieff. “Onların Dreamlover
versiyonunda eksik pek çok şey vardı. Şarkının ruhu yüksekti;
fakat bu yeterli değildi.” Afanasieff davullar, org ve
klavye üzerinde yeniden çalıştı. “Org bölümünü ve
hi-hat'i (zil) değiştirmemle şarkı daha canlı ve daha harekete
geçirici bir şarkı oldu.” diyor Afanasieff. “Çok
farklı bir renk tonu ekledik.”
"Dreamlover", Billboard Hot 100 Singles listesinin
zirvesinde sekiz hafta kalarak Carey'nin o güne kadarki
en büyük hiti oldu.
“Birçok insanın kendine uyarlayacağı ve eşlik edeceği
şarkılar yapabilmeyi seviyorum; çünkü ben de bunu yapıyorum,” diyor
sanatçı. “Radyo açık olmadan hiçbir yere gitmiyorum.
Bununla geçiniyor olabilmekten mutluyum.”
8. Hero
“Hero” kulağınıza bir filmin kapanışında
yer almalıymış gibi geliyorsa bunun güzel bir sebebi var.
Dustin Hoffmaen ve Geena Davis, bir Columbia Pictures filmi
olan “Hero” adında bir filmde başrolü paylaşmıştı. Konu
hakkında yapımcı Walter Afanasieff şöyle diyor: “Epic
Records yapımcıları film için bir soundtrack albümü hazırlayacaktı.
Tema şarkısını Mariah’nın söylemesini istemişlerdi; ama
bunu başarabileceklerinden gerçekten emin değillerdi; çünkü
o dönemler Mariah’yı sinemayla ilgili herhangi bir projenin
yakınına çekmek olanaksızdı. Bu yüzden diğer seçeneği denemeyi
istediler; bizim bir şeyler yazmamızı.”
Film, Los Angeles’da Afanasieff’e gösterildi
ve kendisine tema şarkısını seslendirmesi için büyük bir
olasılıkla Gloria Estefan’a teklif götürüleceği söylendi.
O dönemlerde Afanasieff, Carey’nin son albümü “Music Box”
üzerinde çalışıyordu. “New York’a dönmüştüm, stüdyodaydık
ve ara vermiştik. Piyanonun başında oturuyordum ve Mariah’ya
bu filmden bahsettim. İki saat içinde, ‘Hero’nun tohumlarını
attık. Asla Mariah’nın söylemesi için tasarlanmamıştı.
Ona göre, Gloria Estefan’ın bu film için söyleyeceği bir
şarkı yazıyorduk. Daha sonra Mariah’nın pek girmediği bir
bölgeye gelmiştik. Onun deyimiyle şarkı, söz ve müziği
bakımından biraz fazla ağdalıydı, fazla pop baladıydı ya
da fazla eski modaydı.”
Çift, Sony Music Entertainment’in başkanı
ve Carey’nin nişanlısı (daha sonra kocası) Tommy Mottola
stüdyoya geldiğinde şarkıyı neredeyse tamamlamıştı. Üzerinde
çalıştıkları şarkıyı duydu, bunun ne olduğunu sordu ve
Carey şu cevabı verdi: “Bu şarkı, ‘Hero’ filmi için.” Afanasieff,
Mottola’nın şu yanıtı verdiğini hatırlıyor: “Benimle
dalga mı geçiyorsun? Bu şarkıyı bu filme veremezsin. Bu,
çok
iyi. Mariah, bu şarkıyı sen almak zorundasın. Bunu yapmak
zorundasın.”
Carey başlangıçta filmin konusu bakımından
yönlendirilmişti; fakat Afanasieff, sanatçının bu şarkıyı
çok kişisel bir şarkı haline getirdiğini belirtiyor. Mariah
şarkıyı vermeme kararını aldığında şarkının sözlerini tamamladı
ve şarkıyı kendisine ait kıldı. Yapımcı, soundtrack albümü
çalışanlarıyla tekrar bir araya geldi ve onlara “Biliyor
musunuz? Hiçbir şey ortaya çıkaramadım.” Estefan, aslında
kendisi için yazılması planlanan şarkıyı hiçbir zaman duyamadı
ve Luther Vandross tarafından yazılan, üretilen ve kaydedilen
“Heart Of A Hero” adlı şarkıyı söyledi.
Afanasieff ve Carey, stüdyoda “Hero”nun
birkaç farklı versiyonunu türetmişti. “Bir tane daha
basit, bir tane de Mariah’nın daha fazla bölümle daha çok
söylediği
daha zor bir versiyon vardı. Fakat orta derecesini seçtik.
Ciddi olarak şarkı, hayal ürünü olan bir şeyden bahsetmiyor.
O (Mariah) sürekli içindeki güçlerle savaşıyor; çünkü o
kendi şeytanının avukatı. O, çok iddialı bir şey yapmak
ve sahip olduğu yetenekleri ve sesi kullanmak istiyor.
Ama kendisini dizginlemek zorunda olduğunu ve müziğin neyi
gerektirdiğini de biliyor.”
Şarkı Billboard Hot 100 Singles listesinde
1 numara olmadan önce Carey, single satışlarından elde
edilecek gelirin 7 Aralık’ta Los Angeles demiryolunda gerçekleşen
silahlı saldırıda ölenlerin ailelerine bağışlanacağını
açıkladı. Trajediden üç gün sonra Carey, Madison Square
Garden’da sahne alarak “Hero”yu saldırganı kontrol altına
alan üç kişiye ithaf etti. Long Island demiryolunun yoğun
saatlerinde Penn Station’dan kalkan trende pek çok kez
yolcu olan Carey, bu anlamsız olayın vahşeti karşısında
şok olmuştu. Afanasieff, seyircinin tepkisini hatırlıyor:
“Şarkıyı çalmaya başladık, koridor bölümünde bir adam
vardı ve sahnenin ışıkları ona vurdu. Yetişkin bir adamdı
ve
gözlerinden yaşlar akıyordu. Baktım ve birçok kişinin ağladığını
gördüm ve o an şarkının gücünün farkına vardım.”
9. Fantasy
“Fantasy’nin
melodi fikri kafamda çoktan oluşmuştu. Bir gün radyo
dinliyordum ve ‘Genius of Love’
şarkısını duydum. Şarkıyı uzun süreden beri dinlememiştim.”
diyor Mariah Carey. “Ve şarkı bana radyo dinleyerek
büyüdüğüm eski yılları hatırlattı ve kullanmayı planladığım
melodi
ile bu melodiyi birleştirebileceğim fikrini verdi.” Eski
Talking Heads üyelerinin oluşturduğu Tom Tom Club’ın 1982
yılında yayımlanan “Genius of Love” single’ı, zamanında
Billboard Hot 100 Singles listesinde 32 numaraya kadar
çıkmıştı. “Tom Tom Club’ı aradık ve bununla gerçekten
ilgilendiler.”
diyor Mariah, “Daydream” albümünün ilk single’ı hakkında.
“Dreamlover” şarkısında Carey ile birlikte
çalışan Dave Hall, “Fantasy”yi “eğlenceli bir şarkı” olarak
tanımlıyor: “Mariah bana ‘Genius of Love’ şarkısını
getirdi, üzerine bazı eklemeler yaptım ve gerçekten Mariah’ya
uyacağını
düşündüğüm bir ritim kazandırdım. Bu şarkıyı bir dakikada
yapmadık, Mariah bununla iki gün uğraştı. Ham bir kopya
hazırladık ve Tommy Mottola’ya (Sony Music Entertainment
başkanı) dinlettik, o da beğendi. Ardından tek yapmamız
gereken şey, şarkıyı bitirmek ve kaydetmek oldu.”
“Daydream” albümü, Mariah’nın hip-hop
müziğine karşı duyduğu sevgiyi yansıttı. Mariah bu sevgiyi
“Fantasy” ile bir adım daha ileriye taşıyarak, Sean “Puffy”
Combs’a şarkı için orijinal pop versiyonundan daha fazla
bas ritimleri barındıran bir remiks hazırlaması teklifini
götürdü. Ve ayrıca, remikse biraz rap eklemesi için Wu-Tang
Clan grubundan Ol’ Dirty Bastard’ı da davet etti.
“Fantasy”, Carey’nin kariyerinde önemli
bir adımdı. Single, Michael Jackson’ın “You Are Not Alone”
single’ından sonra Billboard Hot 100 Singles listesine
direkt 1 numaradan giren ikinci single olmakla beraber,
bir kadın sanatçı tarafından yayımlanan ve bu alanda başarı
yakalayan ilk single oldu. “Fantasy” ayrıca Carey’nin ilk
video yönetmenliği deneyimini yaşadığı bir çalışma oldu.
“Bir sürü video klip çektim; ama hiçbir zaman tamamen
heyecanlı hissetmemiştim.” diyor Carey. “Daha
da önemlisi, ortaya çıkan sonuçlardan hiçbir zaman memnun
kalmamıştım. Bu yüzden
bir kere denemeye karar verdim.” Carey, dar pantolonuyla
lunaparktaki hız treninde çektiği sahnelerin ve bir direğe
bağlanmış bir palyaçonun bulunduğu sahnelerin yer aldığı
video klibiyle yüksek notlar aldı.
“Fantasy”nin Billboard Hot 100 Singles
listesine direkt 1 numaran giriş yapmasından üç hafta sonra,
aynı başarıyı Billboard 200 albüm listesinde “Daydream”
albümü tekrarladı. Böylece ilk kez bir sanatçı, bir albümü
ve o albümden yayımlanan ilk single’ı ile listelere direkt
1 numaradan giriş yaptı. Ama Carey için daha da önemlisi,
altıncı albümünü hazırlarken edindiği deneyimin ilk albümde
edindiği deneyimden oldukça farklı olmasıydı. “Artık
daha kolay geliyor.” diyor Carey. “İlk albümümü
düşündüğümde, diğer insanlar ve yapımcılarla gerçekleşen
çalışma sürecine
pek alışık olmadığımı ve bu süreçte oynadığım rolün farklı
olduğunu hatırlıyorum. Stüdyodaki yapımcının misafiri gibiydim,
anlaşması olan ve biraz başarı kazanmayı dileyen bir çocuk
gibi. Fakat şimdi kendimi daha rahat ve özgür hissediyorum;
çünkü öyleyim. Giriyorum ve istediğimi yapıyorum. Kendi
kendime şarkı söylüyorum ve bir yardımcı yapımcının projenin
sonunda gelmesi ve bana bazı eleştiride bulunması iyi bir
şey, buna gerçekten açığım. Fakat son birkaç albümümden
bu yana yaptığım işlerde kendimi daha özgür hissediyorum.”
10. One
Sweet Day
Süperstarların ortak çalışmaları, hit
şarkılara aç olan radyo programcılarına çok çekici gelir.
Paul McCartney ve Stevie Wonder, George Michael ve Elton
ikililerinin
şarkıları gibi, Diana Ross ve Lionel Richie ikilisinin
birlikte imza attıkları şarkının zirveye oturması kaçınılmaz
bir gerçekti. Bu yüzden, Mariah Carey ve Boyz II Men’in
aynı başarıyı yakalayacağından kim kuşku duyabilirdi ki?
Gerçekten onlar (Carey ve Boyz II Men), Billboard Hot 100
Singles listesine direkt 1 numaradan girerek ve zirvede
geçirdikleri rekorları alt üst eden 16 haftalık bir maraton
ile daha önceki tüm süperstar ortak çalışmalarından daha
büyük bir başarıya imza attılar.
Carey, “One Sweet Day” fikri için aldığı
ilhamı, kaybettiği belirli bir kişiden değil, birçok kişiden
aldığını ifade ediyor ve şarkının ortaya çıkışı hakkında
şunları dile getiriyor: “Walter’a (Afanasieff) fikirden
bahsettim ve kafamda duyduğumu ortaya çıkarması için onu
yönlerdiğim her zamanki çalışma sürecine girdim. Walter’a
şarkıyı söylemeden önce şarkının ilk bölümünü ve nakaratı
çoktan yazmıştım. Kafamda nakaratı oluşturmadıysam şarkıyı
bitirmem biraz zaman alıyor; neyse ki nakaratı yazmıştım.
Daha sonra durdum; çünkü şarkıyı Boyz II Men ile bitirmek
istiyordum.”
Afanasieff, bu büyük buluşma hakkında
şunları dile getiriyor: “O dönemler Boyz II Men, en
büyük olaydı. Bu dört adamla buluşmak ve şarkıyla ilgilenip
ilgilenmeyeceklerini
görüşmek üzere menajerleri yardımıyla bir buluşma ayarladık.
Şarkıyı beğendiler. Stüdyoda şarkı çalarken Mariah da eşlik
ediyordu. Ve Mariah şarkıyı söylerden grup elemanlarından
biri melodiye eşlik etmeye başladı.”
Boyz II Men grubu Nathan Morris, dinlediği
şarkı karşısında şaşkınlığa uğramıştı. “Mariah çoktan
yazmış olduğu ilk bölümü söyledi. Şarkının fikri ve sözleri,
yazmış
olduğum başka bir şarkıyla çok uyumluydu. Bu tesadüf şaşırtıcıydı;
çünkü onun benim yazdığım bir şarkıyla ilgili olan bir
şarkı yazdığını bilmiyordum.” diyor Nathan. Daha sonra
neler olduğunu Afanasieff şöyle açıklıyor: “Birlikte
iki şarkının sözlerini ve bir parça melodilerini birleştirdik.
Bu yüzden, şarkının yazarları Mariah ve Boyz II Men.”
Yapımcı Afanasieff, kayıt döneminde yaşanan
kargaşa hakkında şunları hatırlıyor: “Çılgıncaydı.
Film ve video ekibi vardı. Klavyenin başında, şarkıyı bestelemeye
çalışıyordum. Boyz II Men elemanları, dünyadaki en meşgul
insanlar. Saat 4:30, menajerleri ve korumaları bekleme
odasındalar ve saat 7’ye kadar iş devam edecek. Karşınızda
dört adam var ve hala onların (şarkıdaki) bölümleri üzerinde
çalışmamışsınız. Bu yüzden terliyordum. Ve bu çocuklar
etrafta koşturup eğleniyorlar, Mariah ile gülüyorlar ve
röportaj gerçekleştiriyorlar. Ve ben insanların omuzlarına
vurarak şöyle diyorum: ‘Mikrofon başına gelmemiz gerekiyor!
Birkaç saat sonra ayrılıyorlar, çalışmanın yeterli olmasını
dileyerek söyledikleri her şeyi kaydediyorum. Evimdeki
stüdyoya giriyorum, kayıtları bir araya getiriyorum ve
dört adamın vokallerini harmanlıyorum. Ardından stüdyoya
Mariah geliyor, biraz daha vokal kaydedip eklemek üzere.
Çünkü şarkı, kulağa tamamen bir Boyz II Men şarkısı gibi
geliyordu ve içinde yeteri kadar Mariah Carey yoktu.”
Dünyanın dört bir yanındaki Carey takipçileri
gözlerini Billboard Hot 100 Singles listesine dikmişti,
“One Sweet Day” daha önce zirvede geçirilen 14 haftalık
rekoru egale ederken. “Son anlara kadar buna hiç odaklanmamıştım.”
diyor Carey. “İyi bir şey değil bu. Bunun iyi bir davranış
olduğunu düşünmüyorum. Ama bu başarı kesinlikle bir lütuf
ve bunun için gerçekten çok minnettarım.”
11. Always
Be My Baby
Mariah Carey’nin “Daydream” albümünden
yayımlanan üçüncü single’ı “Always Be My Baby”nin (Carey’nin)
onbirinci 1 numaralı hit single’ı olmasıyla, Carey o zamana
dek en çok 1 numara single’a sahip olan solo kadın sanatçılar
Whitney Houston ve Madonna ile eşit konuma geldi. Ayrıca
“Always Be My Baby”, Carey için üçte üç idi; çünkü sanatçının
beşinci stüdyo albümünden yayımlamış olduğu üç single’ın
üçü de 1 numaraya oturmuştu. “Forever” bir radyo hiti olsa
da, “Always Be My Baby”den sonra albümden başka bir single
yayımlanmadı.
“Daydream”de çalışmak üzere giriştiği
yapımcı arayışlarında Carey’nin rastladığı insanlardan
biri de Jermaine Dupri idi. Carey, bu Atlanta kökenli müzisyen
ile çalışmak istediğini, Dupri’nin Kris Kross için yaptığı
“Jump” şarkısından beri biliyordu. Dupri ayrıca sahip olduğu
plak şirketi So So Def çatısı altında bulunan Xscape grubu
için yazdığı ve ürettiği şarkılar ile başarı kazanmıştı.
“Çok farklı bir ruhu var.” diyor Carey, Jermaine Dupri
hakkında. “Jermaine, Manuel (Seal) ve bir araya geldik
ve Jermaine bateriyi programladı. Ona isteğim duygudan
bahsettim, Manuel ellerini klavyenin üzerine koydu ve ben
melodiyi söylemeye başladım. Şarkının köprü ve ikinci bölümü
üzerinde gidip geldik. Şarkı sözlerinin taslağını hazırlamıştım
ve birdenbire “Always Be My Baby”i söylemeye başladım.”
Kendisinden önceki yapımcılar gibi, Dupri
de Carey’nin vokal yeteneklerinden etkilenmişti. “Sesiyle
her şeyi yapabiliyor, vokal olarak gerçekten güçlü.” diyor
Jermaine Dupri. Carey’nin yetenekleri, onun arka vokallerine
de yansıyor. Birçok şarkısında olduğu gibi “Always Be My
Baby”deki arka vokalleri, diğer sanatçıların şarkılarında
yer alan enstrümanların bazı görevlerini üstleniyor. “Çoğu
zaman arka vokalleri kendim yapmayı bu yüzden seviyorum,
ya da en azından başlangıçta bazı kayıtlar gerçekleştiriyorum.
Sesimi iki katmanlı kaydediyorum veya kaydettiğim birkaç
ses kaydını bir araya getiriyorum. Sesimle uyum sağlamak
bana kolay geliyor. Arka vokaller için diğer vokalistleri
kullanacaksam, benim sesimin üzerine çıkmalarına izin veriyorum.
Bana göre bu tarz şarkılarda nakarat gerçekten çok önemli.
Ve birçok doğaçlama vokal eklemeye çalışıyorum, şarkının
tek düze olmaması için.”
“Always Be My Baby”den ardından bir yıldan
daha az bir süre geçtikten sonra Carey Hot 100 listesine
geri döndü. Fakat bir sanatçı olarak değil, sahip olduğu
plak şirketi Crave’in patronu olarak. Crave’in listelerde
yarışmak üzere yayımladığı ilk single, R&B bayan grubu
Allure’ün seslendirdiği “Head Over Heels” şarkısıydı. “Hiç
kimseyi tanımamanın, gidecek bir yer bilmemenin, farkedilmek
veya anlaşılmak için beklemenin nasıl bir his olduğunu
hatırlıyorum. Bu yüzden Crave, benim bir rüyamdı. Desteğimi,
yardımımı veya ortak çalışmamı isteyen her sanatçıyla çalışmaya
çalışıyorum. Ve bu onlar için önemli; çünkü onlara kılavuzluk
yapıyorum. Başarıya erken bir yaşta ulaştım ve bu sayede
onlara sadece bir plak şirketi çalışanı olarak değil, bir
arkadaş olarak yaklaşmam daha kolay oluyor.”
Carey, şirketin adının nereden geldiğini
açıklamaya henüz hazır değil gibi görünüyor. “Bu adı
henüz hiçkimsenin dinlemediği bir şarkımdan aldım. Bu bir
sır.
Bir gün bunun hakkında konuşacağım.”
12. Honey
“Butterfly” albümünde yer alacak birkaç
şarkıda çalışması için Carey’den teklif alan Bad Boy Entertainment’ın
kurucusu Sean “Puffy” Combs’a (şimdiki adıyla P. Diddy)
göre Mariah Carey büyük bir hip-hop hayranı. “Mariah
ve Q-Tip’in (A Tribe Called Quest grubu elemanı) bir fikri
vardı, bu yüzden benden albümde yapımcılık yapmamı istediler.”
diyor Combs. Fakat onun mükemmeli arayış ihtiyacı, onu
bulmayı beklediğiniz bir yerden uzak tutmuştu. Bu konuda
şöyle devam ediyor Combs: “Birçok insan, benim çok
emir verici olduğumu düşünüyor. Bu yüzden Mariah stüdyoda
vokallerini
kaydederken içeriye girmeme izin verilmedi. Bunun hakkında
çalışmaya çalışıyorum. Bazen insanlara nefes alma fırsatı
vermeyecek kadar mükemmeliyetçi bir insanım. Bu yüzden
birçok stüdyoda çalışmam yasaklandı. Mariah, ‘Honey’i mükemmel
hale geldiğini düşündüğü ana kadar kaydetti, belki yüz
kere. Seçmem için bana yüz tane kayıt verdi.”
“Butterfly” albümünden yayımlanan ilk
single ve hemen bir hit olan “Honey”, Billboard Hot 100
Singles listesine direkt 1 numaradan giriş yaptı. Single,
o zamana dek bu başarıyı gerçekleştiren altıncı single
olmasının yanısıra, “Fantasy” ve “One Sweet Day”den sonra
bu başarıyı gösteren üçüncü Mariah Carey single’ı oldu.
O zaman dek hiçbir sanatçının bu listeye direkt 1 numaradan
girebilmiş iki tane bile şarkısı yoktu. “Honey” ayrıca
Carey’i diğerlerinden ayıran bir single idi. Carey, “Always
Be My Baby” single’ı ile Billboard Hot 100 Singles listesinde
en çok 1 numara single’a sahip olan solo kadın sanatçılar
Whitney Houston ve Madonna ile bu alanda eşit bir konuma
gelmişti. Bu üç kadının da 11 tane 1 numara hiti vardı.
Fakat “Honey” sayesinde Carey, diğerlerinin önüne geçmiş
oldu. Carey artık bu alanda Beatles (20 adet), Elvis (17
adet) ve Michael Jackson’ın (13 adet) hemen arkasında;
kendisiyle aynı miktarda 1 numara single’a sahip olan Supremes
ile dördüncü sırayı paylaşıyordu. Carey’nin bağlı bulunduğu
Columbia plak şirketi ise, “Honey” ile o güne dek toplam
seksen adet 1 numara single yayımlayarak müzik tarihinde
bir ilke imza atmıştı.
“Honey” ayrıca Combs’a etkileyici bir
liste başarısı kazandırdı. Single, Stevie J. İle yapımcılığını
üstlendiği Billboard Hot 100 Singles listesinde peş peşe
1 numara olan üçüncü single’dı. Müzik tarihinde bu başarı,
bir yapımcı ve yapımcı takımı tarafından yalnızca üçüncü
kez yakalanıyordu. George Martin, 1964 yılında Beatles’a
verdiği “I Want To Hold Your Hand”, “She Loves You” ve
“Can’t Buy Me Love” şarkılarıyla peş peşe üç gol atmıştı.
1978 yılında ise Ben Gibb, Andy Galuten ve Karl Richardson’dan
oluşan takım, aynı başarıyı Bee Gees’in yorumladığı “Stayin’
Alive”, Andy Gibb’in yorumladığı “(Love Is) Thicker Than
Water” ve yine Bee Gees’in yorumladığı “Night Fever” single’larıyla
yakalamıştı. Sean ve Stevie ise yapımcılığını gerçekleştirdikleri
“I’ll Be Missing You”, “Mo’ Money Mo’ Problems” ve “Honey”
single’ları ile bu başarıyı tattı. Bu üç hit single’ın
yapımcısı ayrıca başka bir ilke daha imza attı: 1997 yılının
bütün bir yazında 1 numarada kaldılar. Daha önce hiçbir
yapımcı veya yapımcı grubu, yayımladığı single veya single’lar
ile tamamen bir mevsim boyunca Billboard Hot 100 Singles
listesinin zirvesinde kalamamıştı.
Daha kişisel bir bilgi: “Honey”, 1997
yılında Sony Music Entertainment başkanı Tommy Mottola’dan
ayrılmasından sonra Carey’nin yayımladığı ilk single idi.
Şarkı, “Butterfly” albümünün genelinde de görüldüğü gibi
daha önceki albümlerinde dinlediğimiz kadından daha rahat,
daha olgun ve açıkça daha şehvetli bir Mariah Carey ortaya
çıkardı. “Kendi başıma da başarılıyım.” demişti Carey,
Los Angeles Times yazarı Elysa Garder’a. “Hayatımın
bu noktasında, hissettiklerimi açığa çıkarmak için kendimi
yeterince özgür hissediyorum, bir maske takmadan… Bu benim
için kesinlikle bir evrim.” 27 yaşındaki süperstar için
bu evrim, bir menajer ve avukat değişikliğini ve filmlerde
ve televizyonda oyunculuk merakının ortaya çıkmasını da
kapsamıştı.
13. My
All
Mariah
Carey “Butterfly” albümünün çalışmalarına, diğer albümlerinde
olduğu gibi başlamıştı. “Bütün dünya,
yeni bir albüm hazırlamaya başlama vaktimin geldiğini söylüyordu.”
diyor Carey. Ama bu, her zamanki “iş” gibi değildi. “Hayatım
farklı bir yöne doğru ilerlemeye başlamıştı ve şarkılar
da bunu yansıtıyordu. Aynı zamanda, Puffy ve Stevie J.
gibi bana ilham vermiş olan farklı yapımcılarla ilk kez
çalışabilme fırsatını yakalayabilmiştim. Yine Walter Afanasieff
ile çalışıyordum; fakat artık yapımda biraz daha fazla
söz sahibi olmaya başlamıştım. ‘Şurası daha değişik olmalı,
şurayı yumuşatmamız gerekiyor.’ diyordum. Gerçek ben ortaya
çıkıyordu.”
“My All”, Afanasieff ve Carey’nin birlikte
çalıştığı son şarkılardan biriydi. “Puerto Rico’ya
gitmiştim ve Latin müziğinden oldukça etkilenmiştim. Geri
döndüğümde
melodi aklımdaydı. Hayatımın melankolik bir noktasıydı
ve şarkı içimdeki arzuyu yansıtıyor. Özgür kalmak istiyorsunuz
ama bunu başaramıyorsunuz gibi bir durumdu bu; hapsedilmişsiniz,
ama bu duygularınızı şarkı sözleriyle ve şarkı söyleyerek
serbest bırakıyorsunuz. Bu yüzden birçok insanın şarkıyı
olcukça güçlü bir şekilde hissettiğini düşünüyorum; çünkü
dinlediğinizde duygunun çok açık olduğunu anlıyorsunuz.”
diyor Carey, şarkının çıkış noktası hakkında.
Carey sonuç olarak “My All”u Afanasieff’in
San Francisco’daki stüdyosunda kaydetse de, (Carey ve Afanasieff)
şarkıyı Carey’nin New York’taki malikanesinde yer alan
stüdyoda yazdılar. “Birinin evinde gördüğüm en iyi
stüdyoydu.”
diyor Afanasieff. “Artık orada değil. Ama klavyelerimin
yer aldığı ve oturup geç saatlere kadar şarkı yazdığımız
stüdyonun arka kısmında geçirdiğim anları hatırlıyorum.
Trinity adında yeni çıkan bir klavye vardı, bazı melodiler
üzerinde gelip gidiyordum ve çelik akustik gitardan farklı
bir melodi hücum etti. Sonunda “My All”u ortaya çıkaran
bu güzel melodiyle oynadım. Mariah söylemeye başladı, ben
de çalmaya başladım ve böylece şarkının temelini oluşturduk.
Biraz da bateri ritimi ekledim. Bu, onunla yazması daha
basit olan şarkılardan biriydi.“
“My
All”daki İspanyol gitarının tınıları, Carey ve Afanasieff’i
köklerine götürdü; Carey, büyürken
çok Latin müziği dinlemediğini hatırlasa da. “İspanyol
kökenli büyükbabamla (baba tarafı) çok vakit geçirmedim;
ama onu ziyaret etmek için Queens’e gittiğimde, bu müziği
duyduğumdan ve bunun bilinç altıma yerleştiğinden eminim.”
diyor Carey. Brezilya’da doğan; fakat Rus kökenli olan
Afanasieff ise şöyle diyor: “Hayatım boyunca
Rus, Latin ve Brezilya müziği dinlemiştim ve gerçekleştirmesi
zor olan eski tarz Rus, Latin-İspanyol tarzı karışımı bir
müzik yaratma işine girişmiştim.”
14. Heartbreaker
“Rainbow”, Mariah Carey’nin ilk albümünden
beri bağlı bulunduğu Columbia plak şirketinden yayımladığı
son stüdyo albümüydü. “Dürüst olmam gerekirse, bir
albüm daha yayımlayıp ayrılmak istiyordum; çünkü özel hayatım
değişmişti. Hala sistemin içinde olmak benim için zordu;
fakat stüdyoya girip en kişisel şarkılarımdan biri olan
‘Petals’ı yazmak benim için harika bir çıkış yolu olmuştu.
Bence bu şarkı, şu ana dek yazmış olduğum en samimi şarkı
sözlerine sahip.” diyor Carey.
“Petals” bir single değildi. Şirket, Carey
ve Carey’nin ortak arkadaşları sayesinde tanıştığı DJ Clue
tarafından üretilen “Heartbreaker”da karar kılmıştı. “DJ
Clue, Stacey Lattisaw’ın ‘Attack of the Name Game’ döngüsünü
tavsiye etmişti; çünkü bunun diğer mutlu şarkılar gibi
bana çok uygun olduğunu düşünüyordu. Daha sonra remiks
için ‘It Ain’t Fun’ı önerdi. O anda olayın bittiğini anladım
ve bunun o ana dek yapmış olduğum kulüp şarkıları içinde
en ateşlisi olduğunu söyledim. Kulüplere gittiğinizde hala
Ol’ Dirty Bastard’lı ‘Fantasy’yi ve Missy (Elliott) ve
(Da) Brat’lı ‘Heartbreaker Remix’i çaldıklarını görebilirsiniz.
Clue ile çalışmaya bayılıyorum.” diyor Carey. Carey, “Heartbreaker”da
çalıştığı Jay-Z hakkında da heyecan duyuyor: “Uyum
sağladığınız ve saygı duyduğunuz birisini bulduğunuzda
çalışmalar eğlenceli
oluyor. Jay-Z, bir şarkı sözü yazarı ve bir sanatçı olarak
çok takdir ettiğim biri. Birlikte stüdyoda otururken birdenbire
kafiyeli dizeler ortaya çıkarabiliyor. Bir kalem ve kağıda
ihtiyacı olmuyor. Bunu, mikrofunu eline alarak doğaçlama
vokaller söyleyen ve sizi bambaşka bir yere götüren bir
şarkıcının yaptığı iş ile eşdeğerde görüyorum.”
Carey, “Heartbreaker”ın şarkı sözleri
için aldığı ilham hakkında şunları dile getiriyor: “Aynı
erkeğe geri dönmeye devam eden ve kendilerine engel olamayan
kızların bakış açısından yazdım. İncineceklerini biliyorlar.
Ben de bu kızlardan biriydim, ve biliyorum ki etrafta onlardan
çok var.”
“Heartbreaker”ın arka vokalleri, Carey’nin
uzun zamandan beri tanıdığı biri tarafından seslendirildi;
Trey Lorenz. Mariah’nın tekrar yorumladığı Jackson 5’ın
“I’ll Be There”inde yer alan erkek sesi de Lorenz’e aitti.
“O, harika bir şarkı sözü yazarı ve şarkıcı.” diyor Carey,
Lorenz hakkında. “Güncel tarzda müzik yapsa da, eski
tarz müzikten çok etkileniyor. Onunla daha ilk albümüm
yayımlanmadan
önce tanışmıştım. O harika biri, sadık bir arkadaş.”
“Rainbow”daki “Heartbreaker”ın orijinal
versiyonunda bir parti atmosferi hissediliyor. Fakat stüdyoda
hiç de kalabalık bir topluluk yoktu. Bu konu hakkında şöyle
diyor Carey: “Stüdyoda sadece ben, Clue, Jay-Z ve Clue’nun
getirdiği herhangi bir yapımcı vardı. Clue bir DJ olduğu
için, parti atmosferi taşıyan birçok farklı fikir üretebiliyor.”
“Heartbreaker”, Carey’nin toplam dokuz
yıl içinde Billboard Hot 100 Singles listesinde 1 numaraya
ulaşan ondördüncü single’ıydı. “Heartbreaker” ile Carey,
o zamana dek kendisi gibi 13 adet 1 numara single’a sahip
olan Michael Jackson’ı geride bıraktı ve bu alanda üçüncü
sıraya yükseldi. Artık Carey’nin önünde sadece Beatles
(20 adet 1 numara single) ve Elvis Presley (17 adet 1 numara
single) bulunuyordu.
15. Thank
God I Found You
Mariah Carey ile ilk kez çalışmaya başladıklarında
yapımcılar Jimmy Jam ve Terry Lewis’ı en çok etkileyen
şey, Carey’nin tam olarak ne istediğini bilmesi ve yapımcıların
geçmiş eserleri hakkında özel bir ilgiye sahip olmasıydı.
“Yaptığımız bütün şarkıları biliyordu.” diyor Jimmy Jam
ve şöyle devam ediyor: “Bizim ve yaptıklarımız hakkında
her şeyi biliyordu. Diana Warren ile ‘Can’t Take That Away’
adında bir şarkı yazmıştı ve bize ‘ ‘Again’de kullandığınız
yaylı çalgılar böyleydi, ‘On Bended Knee’de buna benzeyen
bir bateri programı kurmuştunuz.’ dedi. Şarkının son halinin
nasıl olması gerektiği konusunda bize tam bir resim çizebiliyordu.”
Jam ve Lewis, Carey’den ne istedikleri
hakkında belirli bir ön fikre sahip değildi. “Birlikte
büyüdüğümüz Janet (Jackson) gibi değildi. Mariah kendi
işini kendi yapıyordu ve şarkılarının düzenlemesi ve yapımı
hakkında çok çalışıyordu. Bu yüzden buna saydı duyduk ve
‘Senin için ne yapabiliriz?’ dedik. Bizimle beş ya da altı
saatliğine çalışmak için bu şehire uçardı. Birkaç şarkı
yazardık. Tekrar uçağa atlardı ve sıradaki diğer işlerini
bitirmeye giderdi.”
Bir gece Timberwolves maçındayken Jam
ve Lewis, Carey’nin asistanından Carey’nin bir şarkı için
bir fikri olduğunu ve geceyarısı Minneapolis’e varacağı
haberini aldılar. Kararlaştırılan saatte onunla stüdyoda
buluştular. “Şarkı ‘Thank God I Found You’ idi.” diyor
Jam. “Mariah melodiyi söyledi. Genellikle bu gibi çalışmalarda
akorları düzenlemesi için Big Jim Wright’la çalışırız;
fakat o gece orada değildi ve bunu kendim yapmak zorunda
kaldım. Çalarken nasıl devam edeceğimi bilemediğim bir
bölümle karşılaşmıştım. Mariah’nın oldukça iyi bir kulağı
var, onun yardımı sayesinde bunu hallettim.”
Bu gece yarısı çalışması hakkında Carey’nin
de benzer bir hatırası var: “Birbirimize danışarak
stüdyoda oturuyorduk. ‘Thank God I Found You’, o sıralar
yaşadığım
bir ilişkiden ilham aldığım bir aşk şarkısıydı. Şarkıyı
önce Jimmy ve Terry’ye söyledim, daha sonra birlikte üzerinde
çalıştık. (Jam ve Lewis) Hayatım boyunca bana büyük bir
ilham kaynağı oldu. Büyürken, onların yazmış olduğu birçok
klasik şarkı dinledim.”
Bu gece çalışmasında Jam ve Lewis, Carey’nin
bu şarkıya bazı erkek şarkıcıların katılmalarını istediğini
biliyordu. “Şarkıyı yazarken yaptığımız ilk seçim,
K-Ci and JoJo idi. Ama onlar farklı bir plak şirketine
bağlıydılar ve şarkıda yer almak için alacakları izin hakkında
birçok
sorun yaşandı. Stüdyo vaktini ayarlayıp onlara ‘Gelin ve
söyleyin. Bir saat içinde bitirebilirsiniz. Sorunlar hakkında
daha sonra endişeleniriz.’ dedik.” Ama bu olay hiç
gerçekleşmedi. “Bu yüzden, şarkıya uyabilecek sesler
hakkında düşünmeye başladık. Joe, R&B’de tanınan biriydi;
fakat şimdiki gibi bir yıldız değildi. Joe’nun, video ve
performanslarda
yer alabilecek iyi bir çocuk olduğunu düşündük. Düet yaptığınızda
bu işler çok önemli oluyor, (Joe’nun) plak şirketi de istekliydi.”
Joe, kendisinden böyle bir şey istendiği için çok memnun
olmuştu. “Mariah beni stüdyoya gelmem için çağırdığında
ne kaydedeceğim hakkında hiçbir fikrim yoktu; fakat bu
fırsatı kaçırmak istemedim. Ben kayıt odasında şarkı söylerken
o da kontrol odasında oturuyordu. Onu orada otururken ve
gülümserken görmek, onunla aynı ortamda bulunmak harikaydı.”
diyor Joe.
Jam ve Lewis, şarkıda erkek vokal armonisi
yer almasını da istiyordu; bu yüzden 98 Degrees’in dört
üyesini projeye dahil ettiler. “Kendi bölümlerini kısa
bir sürede kaydetmek zorunda kaldıkları için ‘Vokaller
için üzgünüz.’ dediler. Ama katıldılar ve şarkının hakkını
verdiler. Joe da verdi. Her zaman, onun çok yetenekli olduğunu
ve bulunduğu konumdan daha iyi bi yerde olması gerektiğini
düşünmüşüzdür. Bu şarkı, onun kendini göstermesi için bir
atlama taşı görevi görmüştü.” diyor Jam ve Lewis.
16. We
Belong Together
Mariah’nın on altıncı 1 numara single’ını
ortaya çıkaran çalışma, neredeyse gerçekleşmiyordu.
Mariah’nın bir mucizeye ihtiyacı vardı.
2004 Kasım’ında Mariah, hala kariyerini
bitirme noktasına getiren derin bir başarısızlığın içindeydi.
(“Glitter”ı hatırlayanınız var mı?) Fakat çantasında, başarısının
fitilini ateşleyeceğinden emin olduğu bütün bir albüme
yetecek kadar yeni materyal vardı.
Bağlı bulunduğu plak şirketinin patronu
L.A. Reid, yine de Carey’nin biraz sigortaya ihtiyacı olduğunu
düşündü ve özgürlük bildirgesi “The Emancipation of Mimi”ye
son sihirli tozları serpiştirmek üzere bir çalışma dönemi
daha gerçekleştirmesini tavsiye etti. Carey, konu hakkında
şöyle diyor: “L.A Reid bana, ‘Sen ve Jermaine Dupri,
birlikte sihir oluşturuyorsunuz, neden onunla birlikte
stüdyoya
girmiyorsun?’ demişti. Ben de; ‘Jermaine’i seviyorum, acaba
boş mudur?’ diye cevap vermiştim. Biliyordum ki Usher veya
bir başkası için milyonlarca iş üzerinde çalışıyordu. Fakat
Jermaine; ‘Haydi yapalım.’ diye cevap verdi.”
Son yirmi yılın en büyük hit yapımcılarından
biri olan Dupri; Mariah’nın yanısıra Usher, TLC, Alicia
Keys, Jay-Z, Nelly, Aaliyah, Kris Kross ve daha birçok
şarkıcı için hit şarkılar üretmişti. Carey, ertesi gün
Dupri’nin Atlanta’daki stüdyosuna vardığında Dupri ile
aralıksız çalıştı ve iki gün içinde iki şarkı ortaya çıkardılar:
“Get Your Number” ve “Shake It Off”.
O zamana kadar Carey ve Reid, yeni albümün
ilk single’ı olarak bir Snoop Dogg ve Pharrell Williams
ortak çalışması olan “Say Somethin”i yayımlamayı planlıyordu.
Reid’in, Dupri imzalı yeni şarkıları dinledikten sonra
verdiği tepkiyi Carey şöyle hatırlıyor: “L.A. Reid,
‘Ah, hayır! Şimdi single’ı değiştirmek zorundayız. Bunları
birinci
ve ikinci single olarak yayımlamalıyız.’ demişti.”
Carey, fikri benimsemişti: “Kimse
bana ‘Shake It Off’un ilk single olamayacağını söyleyemezdi.
Demodan itibaren benim favori şarkımdı.”
Dupri, albümün neye ihtiyacı olduğu hakkında
hemen bir çalışma yapmıştı: “İçerdiği hip-hop esintileri
bir yana, yaptığım şarkılar kulağa çok hoş geliyor. Bence
Mariah’nın eksiği buydu.”
Dupri ve Mariah, iki gün içinde bu iki
şarkıyı ortaya çıkardıktan sonra neden dursunlardı ki?
“Reid bana, ‘Tekrar Atlanta’ya gitmek ister misin?’
diye sormuştu.” diyor Carey. Ve böylece Carey ve Dupri tekrar
bir araya geldiler, iki gün içinde albümdeki ilk iki şarkı
ve single olan “It’s Like That” ve “We Belong Together”ı
meydana getirdiler. Çalışma hakkında şunları diyor Carey:
“ ‘Tamam, Shake It Off’u seviyoruz. Bu şarkının üstüne
nasıl çıkacağımızı bilmiyoruz, ama bir deneyelim.’ dedik.
Fitili ateşleyen ‘It’s Like That’ oldu, ardından daha büyük
bir şarkı olan ‘We Belong Together’ geldi.” “We Belong
Together”, Carey’nin tatlı on altısıydı: On altıncı 1 numara
hit single’ı; bir kadın sanatçı tarafından yayımlanan en
çok 1 numara single miktarı.
Dupri, Mariah’ya yaptırmadığı şeyden ötürü
daha fazla saygı hak edebilir. Multi-oktav vokal jimnastikleriyle
tanınan biri olarak (Sözlükte “melisma” başlığına baktığınızda
Mariah’nın bir resmini göreceksiniz.), Carey “We Belong
Together”da kendini dizginlediği için bir model teşkil
ediyor: Şarkının son anlarına dek sesini hiç yükseltmiyor.
Nakaratı, sanki istediğini elde edememeye boyun eğmiş gibi
söylüyor ve bu yaklaşım şarkıyı haykırmasından daha güçlü
kılıyor.
“İnsanlar, ince detay sanatını öğrenmek
zorunda.” diyor Carey. “Bunu yaptıktan sonra şarkıyı
nasıl söylediğim hakkında bir ilham kaynağı teşkil ettiğini
fark
ettik. Şarkı bize dokunduysa başkalarına da ulaşacağı belliydi.”
Carey ayrıca her heceye düşen notalar
ve şarkıyı öne çıkaran hip-hop esintili tarz (şarkının
müziği, bir ana tempo ve birkaç basit piyano melodisinden
oluşuyor) yüzünden, o güne dek kullandığı alışılmış şarkı
söyleme tekniğinin dışına çıktı.
“Jermaine’den beklemediğim bir şekilde,
temponun konsepti ve melodik fikirler hakkında düşünceler
üretmeye koyulduk; çünkü genelde bütün müziği dikte ettiren
ben olurdum.” diyor Carey ve şöyle devam ediyor: “Ama
gerçekten bazı harika fikirleri vardı.”
Şarkının büyük bir kısmı, klasik kalp
kırıklığını dile getiriyor. Şarkının ikinci bölümü için
Mariah, bir şarkıyı özel kılan şeyin ne olduğunu anlamak
üzere Dupri ile bir görüşme yaptı.
İkili, Carey’nin şarkıda radyoyla uğraşırken
karşımıza çıkacak olan Bobby Womack’ın “If You Think You’re
Lonely Now” ve Babyface’in “Two Occasions” şarkılarında
karar kıldı: "I gotta change the station. / So I turn
the dial, tryin' to catch a break. / And then I hear Babyface.
/ “I only think of you” and it's breaking my heart. / I'm
trying to keep it together but I'm falling apart." (İstasyonu
değiştirmem gerek. / Bu yüzden kolu çeviyorum, bir ara
vermeye çalışarak. / Ve sonra Babyface’i duyuyorum. / “Sadece
seni düşünüyorum” ve bu kalbimi kırıyor. / Bir arada tutmaya
çalışıyorum; ama parçalara ayrılıyorum.)
Carey şarkının sonunda, kalbindeki güçlü
tutkuyu ifade eden vokal çıkışıyla melonkolik ruhu koruyor.
Kariyerini tekrar canlandırdığı gibi.
“İki yıl önce, komik çiftlikteki en
çılgın kişi gibiydi. Ama bu imaj artık yok oldu.”
diyor Dupri ve devam ediyor: “Ve ‘eski Mariah’ iken
bile bu kadar çok dalda aday olmamıştı. Mariah Carey
olarak tanıdığımız
kişinin
tekrar doğuşu gibi oldu bu.” Carey ise şöyle diyor:
“Atlanta’ya
gitmiş olduğum için çok memnunum. Ve şunu da söylemeliyim
ki, birlikte albümdeki bazı favorilerimi yazdık. Jermaine
hakkında çok gurur duyuyorum; o işine çok odaklı ve ne
yapılması
gerektiğini iyi biliyor.”
“Yeteneği görmezden gelemezsiniz.” diye
ekliyor Carey. Özellikle kendi yeteneğini.
Sıradaki #1 Single: Don't Forget About
Us... (Yakında)
Not: Bu
sayfadaki içerik, Fred Bronson'ın "The
Billboard Book of Number 1 Hits, Updated
And Expanded 5th Edition" adlı kitabından
(1. - 15. single'lar) ve MTV
News yazarı Jennifer
Vineyard'ın
"Road To The Grammys: The Story Behind Mariah
Carey's 'We Belong Together'" adlı makalesinden (16. single)
alınmış olup Türkçe çevirisi MariahTurkiye.net tarafından
hazırlanmıştır. Lütfen
izinsiz yayımlamayın.
<< Makale
ve Röportajlar