::. "Elle" Dergisi
(Ağustos 2008 Sayısı)
Geceler Onun
Olağanüstü bir sesi, şehvetli ve kendinden genç bir kocası
ve rekor kıran yeni bir albümle Mariah Carey dünyanın hakimiyetini
ele geçirmek üzere. Fakat Dan Crane’in de hemen anladığı
gibi; bu onun düzenli iş saatlerine bağlı kaldığı anlamına
gelmiyor.
Fotoğraflar: Alexei Hay
Tasarım: Joe Zee
“Benden nefret ediyor musun?” diye soruyor Mariah
Carey, sıkı bir kucaklaşmayla beni formda olan vücuduna
doğru
çekerken. Gözlerime bakarak “Geç kaldığım için çok
üzgünüm.”
diyor ve ellerini çekip telaşla havada sallamaya başlayarak
mazeretini gösteriyor: Tırnaklar hala kurumamış!
Saat 12:37, gece yarısı. Los Angeles’ta bulunan Beverly
Wilshire Four Seasons otelinin yüksek bir katında yer alan
genişçe bir süitin oturma odasındayım ve Mimi, Cuma gecesi
gerçekleştireceğimiz röportaj için iki buçuk saat gecikmiş
durumda. O klasik bir diva: Gazeteciyi otelin barında bekletiyor.
Neden mi? Çünkü tırnaklarını yaptırıyor.
Neden mi umursamıyorum? Günümüzün yetenekten yoksun pop
yıldızı imalatlarının tersine; Mariah Carey yaklaşık yirmi
yıldır bu piyasada mücadele veriyor. Nisan ayında yayımladığı
son albümü “E=MC²” ve “Touch My Body” single’ı ile
yedi oktava sahip bu ses akrobatı, Billboard Hot 100 listesinde
en çok bir numara hit single’a sahip olarak Elvis’in geçmiş
rekorunu egale etti ve muhtemelen yakında zirvedeki Beatles’ı
da (20 tane bir numara single’ları var) geride bırakacak.
Mariah’nın kendi adını taşıyan ilk albümü 1990 yılında
yayımlandı ve 9 tane platin sertifikayla ödüllendirildi;
o günden bu yana Mariah on stüdyo albümü daha yayımladı
ve Barbra Streisand ve Madonna’yı takiben en çok satan
üçüncü kadın sanatçı ünvanını aldı. 1997 yılında Sony Music’in
eski patronlarından Tommy Mottola ile gerçekleştirdiği
feci evliliği sonlandırdı ve 2001 yılında duygusal bir
çöküntü yaşadı. 2001 yılında gösterime giren ve enkaz niteliği
taşıyan “Glitter” filmi ve soundtrack albümünün hatıralarını
neredeyse eleştirmenlerin ve halkın belleklerinden silercesine,
2005 yılında
yayımladığı ve o yılın en çok satan albümü olan “The Emancipation
of Mimi” ile sıkı bir geri dönüş yaptı.
Ve
benim için Cuma gecesinin bu geç saatinde, 38 yaşındaki
bu bayanın genç yüzüyle saçtığı karşı konulamaz güzellik
ışığı ve büyüleyici masumiyeti azımsanacak bir telafi gibi
değil. Bedenine harikulade uygun duran Louis Vuitton pantolonu
ve badisinin üzerine “1991’den kalma eski bir kazak”
giyen Carey, bacaklarını uzatarak koltuğa yerleşiyor. Kibar
bir şekilde Azzedine Alaia marka topuklularının birini
diğer ayak bileğinin üzerine atarken Titian’ın “Urbino
Venüsü” tablosunun giyinik ve modern bir figürü haline
dönüşüyor.
Daha da önemlisi, Venüs Mimi mutlu görünüyor; ya da kendi
deyimiyle “şen”. Neden öyle olmasın ki? Cebinde yeni bir
hit albüm ve iki yeni filmi olan, yakın zamanda Time dergisi
tarafından yayımlanan “dünyanın en etkili 100 insanı” listesine
giren (ki dergideki listede Mariah ile ilgili bölümü kahramanı
Stevie Wonder kaleme aldı) Mariah’nın kutlama yapmak için
bir sürü sebebi var. Ve tabii ki 27 yaşındaki aktör ve
rap şarkıcısı Nick Cannon –duyduğuma göre şu an diğer odada
uyuyor- ile Eleuthera adasında gerçekleştirdiği sürpriz
evliliği de unutmamak gerek. Yatak odasının kapısının arkasından
ara sıra yükselen havlama seslerini düşünürsek, yeni beyefendinin
uykusu oldukça ağır. “Onu hiçbir şey uyandıramaz.” diyor
Carey.
M.C.’nin gece şöhreti hakkında önceden bilgim olmasına
rağmen, sohbetimize gece kuşunun yorgun olup olmadığını
sorarak başlıyorum.
İpeksi sesiyle “İyi görünüyor muyum?” diye yanıtlıyor.
“Muhteşem görünüyorsun.” diye cevap veriyorum. Yalan söylemiyorum,
gerçekten mükemmel görünüyor. Bana, egzersizler esnasında
kullanmaktan en çok keyif aldığı kelime “Bir daha!” olan
Fransız çalıştırıcısı Patricia’dan bahsediyor. “Vücudu
benim kolum kadar.” diyor Mariah, sol pazusunu eliyle kavrarken.
“Ama tamamen kastan oluşuyor. Bir deri bir kemik değil.
Benimle çalışmaktan memnun. Ve Artık yemek yememe de izin
veriyor.”
Mariah şarap kadehinden Gatorade marka içeceğini yudumlarken
(acaba akşam yemeği mi, yoksa kahvaltı yerine mi?) hayatını
bir romana benzetiyor. 23 yaşındayken Tommy Mottola ile
gerçekleştirdiği evlilik, bir kulede (ya da tam olarak
Bedford/Connecticut’da yer alan 10 milyon dolarlık kocaman
bir malikanede) esir olarak tutulan Rapunzel’in hikayesine
benzetilebilir. Geçmişi hakkında “Hayatımın mutsuz
olduğu o dönemlerde her zaman kaçırılmayı istedim. Hep
bir kaçış
yolu aradım; fakat bulamadım.” diyor Carey. Mottola’dan
ayrılmasından on sene sonra genç ve yakışıklı prens Nick
Cannon onu kurtarmaya gelir. “Beni kaçırıyormuş gibi
bir helikoptere bindirdi ve sonra yeniden evlilik teklifinde
bulundu.” diyor Carey, Nick Cannon için. Cannon, Carey’e
ilk evlilik teklifini ikincisinden birkaç gece önce Carey’nin
Manhattan’daki evinin çatı katında, bir şeker yüzüğün içine
sakladığı 17 karatlık elmas yüzük ile yapmıştı. Gülerek
“Bir de ilk çıktığımdan bu yana bana Külkedisi diyorlardı
ve birçok insan bunun gerçek olmadığını düşünüyordu.”
diyor Carey.
Yeni
evliler ilk kez 2005 yılında, Cannon’ın (Cannon, o dönemde
rol aldığı “Drumline” filmi ve MTV’de yayımlanan “The Nick
Cannon Show” programı sayesinde oldukça gündemdeydi) Carey’e
bir ödül takdim ettiği Teen Choice Ödülleri’nde tanıştı.
Fakat romantik olarak birbirlerine yakınlaşmaları yakın
zamanda gerçekleşti. “Tüm ilişkiyi sessiz bir biçimde
yürüttük. Bu yüzden hiç buluşmadık, ne demek istediğimi
anlıyor musunuz?
Çünkü öyle yapsaydık ilişki sessiz ve özel olmazdı. İnsanlara
bize ‘Ne yapıyorsunuz? Ne hakkında konuşuyorsunuz? Bu çok
saçma… Emin misiniz?’ gibi sorular sorma fırsatını vermek
istemedik.” diyor Carey. Çift, evlenmeden önce ilk
dövmelerini yaptırdı. Aşklarını ilan edercesine; Carey’ninki,
ortasından
“Mrs. Cannon” yazısı geçen kelebek şeklinde bir dövme;
Cannon’ınki ise sırtının büyük bir kısmını kaplayan süslemeli
“Mariah” yazısından oluşuyor.
Dedikodular bu evliliğin yeni albümün tanıtımı için tam
vaktinde gerçekleşmiş olduğu yönünde gelişse de böyle bir
reklam numarası ihtimali zayıf görünüyor. Bazıları için
M.C.’nin aldatıcı “cazibeli diva ve saf aşık” bileşiminden
oluşan yapısını kabul etmek zor olabilir; fakat onun daimi
şirin imajı, devamlı başarısının önemli etkenlerinden biri.
Medyaya
göre
2001 yılında yaşadığı “bunalım” döneminde sergilediği en
büyük kabahat, minicik bir elbiseyle MTV’nin “Total Request
Live” programına katılıp gençlere çubuklu dondurma dağıtmasıydı.
Whitney Houston ve Bobby Brown’ın nam-ı değer kavgaları
ve gördükleri uyuşturucu tedavilerine kıyasla hayli basit
bir olay. Sürekli mukayese edildiği zorlu bukalemun Madonna’nın
tersine; Mariah, Marilyn Monroe edasıyla hassas bir performansçı
olarak kaldı. (Bu arada aklıma gelmişken; Mariah Marilyn’in
antika piyanosuna sahip olmak için zamanında 600.000 dolar
harcamıştı.) Daha da fazlası; satış alanında kırdığı rekorlara
rağmen, Carey kültürel bir etki olarak nadiren saygı görüyor;
yine de American Idol’daki birçok yarışmacıyı dinlediğinizde
(akla hemen üçüncü sezonun birincisi Fantasia geliyor)
kesinlikle Carey’nin el hareketleriyle yön verdiği tanınmış
melismatik vokal tekniğini (tek heceyi birçok farklı nota
üzerinden yorumlama tekniği) sergileme girişimlerini gözlemleyebilirsiniz.
“Onun şarkılarını söylemek isteyen, onun gibi söylemek
isteyen birçok genç şarkıcı görüyorsunuz.” diyor American
Idol’ın jüri üyesi ve aynı zamanda Mariah’nın kariyerinin
başlangıcından beri onunla çalışmakta olan Randy Jackson
ve şöyle devam ediyor: “O, dünyadaki en iyi şarkıcılardan
biri; ama ayrıca dünyadaki en iyi şarkı sözü yazarlarından
biri. Onun gibisi yok. Muhteşem şekilde şarkı söylemek,
muhteşem bir ses tonuna sahip olmakla başlar; Nat King
Cole, Frank Sinatra, Stevie Wonder, Donny Hathaway, Nina
Simone, Ella Fitzgerald gibi. Mariah kadifemsi bir ses
tonu ve inanılmaz bir vokal yeteneğine sahip. Onu diğerlerinden
farklı kılan bu. Bir marka olarak radyoda hemen ayırt edilebiliyor.
Ve de onun gibi şarkı yazabilmek? Haydi dostum. Bugün gördüğünüz
birçok insanın (isim vermeyeceğim) vokal yeteneği var;
fakat ses tonları güzel değil. Sanırım Kutsal Kase olarak
tanımlayabileceğimiz şey bu. O, her şeye sahip. Hepsi orada,
boğazında.”
Carey
ile birlikte “We Belong Together” gibi büyük hitlere imza
atan ve de E=MC² albümünde birçok ortak çalışması
bulunan yapımcı Jermaine Dupri ise şöyle diyor: “O,
müzik tarzının ne olduğunu tam olarak bilen ve hayranlarının
nelerden hoşlanacağını anlayabilen bir insan, ve de muhakkak
günümüzün en yetenekli şarkıcılarından biri.”
Island Def Jam Music Group’un yöneticisi ve aynı zamanda
Mariah’nın yeni albümünün yardımcı uygulayıcı yapımcısı
L.A. Reid “Yetenek her zaman kazanır.” diyor ve
şöyle devam ediyor: “Ve Mariah Carey’de bir yetenek
bereketi var, inanılmaz derecede yetenekli. O daima genç,
müziğin gerçek bir
hayranı ve öğrencisi olduğu için, bir sünger gibi her zaman
çevresindeki müziği emiyor. Yaşlanmayı ve eski moda olmayı
reddediyor. Bu piyasada neredeyse yirmi yıldır bulunmasına
rağmen o hala en genç sanatçılardan biri. Müziğinde gençleri
kendine çeken bir şey var. Mesela Long Island’da 11 yaşında
çocuk hayranları var. Daimi gençlik ve muhteşem yetenekten
oluşan bu sihirli bileşime sahip olması olağanüstü bir
olay.”
Yetenek ve şöhret çoğu zaman bir bedel ile birlikte gelir;
fakat uzun süreden beri magazin basının bir hedefi olan
Carey, kendini çok ciddiye almayarak takdire değer bir
yetenek sergiliyor. Mariah bu durumu en son bilgisayarını
tamir etmek üzere evine gelen inek tipli bilgisayar teknisyeninin
(30 Rock’ın harika oyuncusu Jack McBrayer) komik fantazileri,
yastık kavgaları ve tek boynuzlu atıyla çıktığı yürüyüşten
oluşan rekor kıran single’ı “Touch My Body”nin video klibinde
kanıtladı. Bu yanı hakkında “Özel veya aleni de olsa
bu albümdeki çoğu şey şakadan ibaret. Ama bazı insanlar
var
ki, bir şarkı söylerken şaka yapabileceğimi idrak etmek
istemiyor.” diyor Mariah.
Eğlenceyle birlikte müzik, Mariah için her zaman bir çıkış
noktası oldu. Anne ve babası o üç yaşındayken boşandı.
Ağabeyi Morgan, ablası Alison ve İrlandalı/Amerikan opera
şarkıcısı annesi Patricia ile birlikte Long Island’da yaşadı;
Mariah liseden
mezun olmadan önce 13 kez bir evden başka bir eve taşındılar.
2002 yılında babasını (baba tarafı Venezuela kökenli olan
Afrikalı/Amerikalı uçak mühendisi Alfred Roy Carey) kanser
yüzünden kaybetmeden hemen öncesine kadar Mariah ile babasının
arasında gergin bir ilişki vardı.
Melez olması sebebiyle Mariah, kendi deyimiyle görünümde
tek ırktan oluşan “destek sistemi”nin yokluğunu yaşadı.
Açık renkli bir tene sahip olduğu için çoğu insan onun
melez olduğunu fark edemiyor. “Aralarında ‘Onun babası
siyah.’ diyebilecek insanların da bulunduğu, görsellik
üzerine kurulu bir toplumda yaşıyoruz.” diyor Carey ve
ekliyor: “Mesela benim önümde söylenen birçok şey,
ten rengi benden biraz daha koyu olan bir arkadaşımın yanında
söylenmeyen şeyler.”
Bu durum, onun müziğini pazarlayan müzik şirketlerince
de kullanılıyor. “Bir keresinde bir arkadaşım, dev
bir şirketin, pazarlama aşamasında sesimin ‘soul’ müziğe
olan
yatkınlığını kullandığını belirtmişti. Sanırım görüntümün
belirsizliğinden hoşlandılar.” diyor Carey. Bu ırksal
belirsizlik, Carey’nin hem pop hem de hip-hop dinleyicilerine
ulaşmasında,
farklı radyo istasyonu ve kulüplerde hit olan ve de geçiş
tarzı olarak nitelendirilen bu şarkıları üretmeye devam
etmesinde büyük bir etken haline dönüştü.
Carey ırksal belirsizliğinin, başkanlık seçimlerinde yarışan
Barack Obama’yı desteklemesinin doğal bir nedeni olarak
gördüğünü belirtiyor. “Obama’nın anlattığı birçok hikayeyle
bağdaşım kurabiliyorum. Tabii ki çok iyi bir politika analisti
değilim; fakat bu olay, gençken yaşadığım olaylardan daha
büyük bir etki bıraktı üzerimde.” diyor Carey. Acaba Obama
için bir kampanya şarkısı söyleyecek mi, ya da kampanyaya
destek organizasyonlarına katılacak mı? “Benden herhangi
bir şey yapmamı talep ederse onur duyarım. Şu sıralar sadece
yapılanları izliyorum.”
Obama ile birlikte çalışmak gerçekleşebilir veya gerçekleşmeyebilir;
fakat Carey kariyeri boyunca “Fantasy”nin hip-hop remiksinde
(80’lerde hit olmuş Tom Tom Club’ın “Genius of Love” şarkısının
sample’ı üzerine kurulmuş olan bir çalışma) rap yapan Ol’
Dirty Bastard’dan, artık "aşırı duygusal" bulduğunu
kabul ettiği “Hero” şarkısı ile bir düet çalışması yaptığı
Pavarotti’ye
kadar uzanan oldukça geniş bir sanatçı yelpazesi ile çalıştı.
Carey, kendisi hakkında Time dergisinde “Hayatımda,
gerçekten muhteşem bir sese ve benimle benzer bir ruha
sahip olan
sadece üç kişiyle karşılaştım: İlk eşim Syreeta, Minnie
Riperton ve Mariah.” ifadelerini kullanan Stevie Wonder
ile yakın bir zamanda çalışmayı umuyor.
“Onu tanımak ve onun bir arkadaşım olduğunu söyleyebilmek,
benim için inanılmaz bir onur.” diyor Carey ve devam
ediyor: “İlk söylediğim şarkılar büyük bir olasılıkla
onun şarkılarıydı.
Yakında birlikte bir şey üzerinde çalışmaya başlayacağız.
Bunun hakkında hep konuşuyoruz; fakat programlarımız bir
türlü uyuşamıyor. O da benim gibi bir gece kuşu.”
Yatak
odasından gelen öfkeli havlamaları duymamazlıktan gelebilmek
artık güçleşiyor ve Carey özür diliyor. Birkaç
dakika sonra odaya hareketli bir Jack Russell dalıyor.
Sağ baş parmağının altındaki küçük izi göstererek “Bu
J.J. Elimdeki küçük ısırıktan o sorumlu.” diyor Carey
ve devam ediyor: “Gösterinin yıldızı olmak zorunda;
aksi taktirde çılgına dönüyor.” diyor ve küçük yarasının
üzerine yapıştırdığı Hello Kitty yara bandının bloglarda
haber olarak verilmesi
hakkında dalga geçiyor.
Halkın mikroskobu altında bulunan kişiliğiyle ilgili ise;
M.C. şarkılarında yarattığı imaj (mesela; E=MC² albümünün
ilk şarkısı olan “Migrate”den birkaç dize: “Paran varsa
ve serseriysen; ki bundan hoşlanırım. / Yüz, vücut ve kapındaki
Lamborghini. / Böyleysen niteliklisin. / Yoksa göç et,
hoşça kal.”) ve bir birliktelikte aradığı şeyler hakkında
dile getirdiği düşünceler arasında ortaya çıkan fark hakkında
sıkıntı yaşıyor ve şunları dile getiriyor: “Bence bundan
mizahi olarak bahsettiğimi, birlikte bir aile kurabileceğim
birinden bahsettiğimi anlayabilirsiniz. Sorun, ona veya
şuna sahip olması gerektiği değil; öyle bir şeyi şarkılarımda
yazabilirim; ama bu gerçek anlamda doğru olmak zorunda
değil.”
Carey’nin dediğine göre Nick, onun gibi, “inançla motive
olan” biri. “Gerçekten onunla hayata dair ortak bir
ruhani bakış açısına sahibiz. İnsanların ‘Bundan önce bir
ilişkim
var mıydı? Bundan önce bir ilişkim yok muydu?’ gibi endişeleri
olsa da, ben herhangi gerçek bir ilişki içinde değildim.
Bu, daha çok bir arkadaşlık ve iş ortaklığıydı.”
Nick için usulca “O harika bir adam.” diyor; fakat söylediklerinin
kurt gibi aç olan dedikodu makinesi medya tarafından yanlış
aktarılabileceğinden korkarak, bana Nick hakkında her zaman
dikkatli konuştuğunu söylüyor ve şunları ekliyor: “Çok
zor; özellikle meşru medyanın ‘4 milyon dolarlık bir düğün
töreni düzenleyecekler.’ dediği zamanlar. Neden böyle bir
şey yapalım ki?” Carey, oldukça resmi ve pahalı olan bu
New York düğünü dedikodusu hakkında şöyle dalga geçiyor:
“Evet, 4 milyon dolar harcayacağız! Gerçekten muhteşem
olacak! İnsanlar ayrılırken onlara altın dağıtacağız! Üzerlerine
altın serpeceğiz! ‘Coming to America’ filmindeki gibi olacak!
Ne düşünüyorlar, anlayamıyorum. Kimseye duyurmadığımız
bu kumsal düğünü ile tam tersini yapmayı amaçlamıştık.”
Carey ellerini çırpıyor ve deli gibi koşup gürültü çıkaran
J.J.’e oturması için emir veriyor. Köpek, söyleneni hemen
duyuyor ve istenileni yerine getiriyor. Bundan etkileniyorum.
Köpek üzerindeki göz alıcı otoritesi, beni ne çeşit bir
anne olmayı düşündüğüne ve Nick ile bir çocuk sahibi olmayı
isteyip istemediğine dair sorular sormaya sevk ediyor.
Carey, bunun kendisi için önemli olduğunu, Nick ve kendisinin
şöhretinin getireceği zorluklara rağmen böyle bir isteklerinin
olduğunu dile getiriyor: “Hollywood veya ünlüler diyarında
sıkışıp kalabiliyorsunuz; ve bu belki de çocuklar için
en iyi şeylerden biri değil; çünkü böyle bir şeyi onlar
istemiyor. Kendi adıma konuşacak olursam; çocukken kendimi
her zaman emin ve güvende hissedip hissetmediğimi bilmiyorum
ve bu kimsenin suçu değil; çünkü kimsenin hakkında kötü
konuşmak istemiyorum; fakat bence birine karşı sorumlu
olmak gerçekten çok önemli bir şey, yaptığınız şeylerin
çocuk için en iyisi olup olmadığı hakkında sürekli düşünmeniz
gerekiyor. Halkın gözü önünde olan biri olarak kendinizi
biraz geriye çekmek zorunda kalıyorsunuz ve bunu yapmaya
alışık da değilsiniz.” Peki Carey, Nick’i potansiyel bir
baba olarak nasıl görüyor? Carey bu soruya “Şu ana
kadar karşılaştığım insanların hiçbirinin ondan daha iyi
bir
baba olabileceğini düşünmüyorum.” diye cevap veriyor.
Artık saat gece yarısı 02:30’u çoktan geçmiş. Ve çocuk
sahibi olmak hakkında saatlerce konuşabilecek süperstarın
mutluluğu daha da belirginleşiyor: “Bu, kesinlikle
hayatım boyunca en mutlu olduğum dönem. Hayatım hakkında
bir şeyler
biliyorsanız, hiç özel hayatım olmadığını da biliyorsunuz.
Ya da olduysa bile, maskeler altında yaşanan, varlığını
sürdürememiş ilişkiler… Kariyerimi özel hayatımın önünde
tutmuştum; çünkü hep öyle hissettiğim için ikisine birden
sahip olmayı hak edebileceğimi bilmiyordum. Bu benim kendi
güvensizliğim ve yaşadığım alandı.” Kendisini ve albümlerini
süslediği kelebekler gibi, Carey bir koza içinde tutsak
durumuna düştüğü ve de E=MC² albümünde yer alan daha karanlık
şarkılardan biri olan “Side Effects”te açık bir şekilde
gönderme yaptığı Tommy Mottola ile yaşadığı evlilikten
bu yana göz kamaştırıcı bir metamorfoz yaşamış gibi görünüyor.
Şarkı sözlerinde yer alan Mottola günlerine yapılmış bariz
göndermeler hakkında soru sorduğumda ve o dönem ile günümüzü
kıyaslamasını istediğimde Carey şöyle bir cevap veriyor:
“Şarkıda güldüğüm bir dize var: ‘Bir süre sonra sadece
yalan söyledim. / Tamamen haksızdın. / Haklı olduğunu söyledim.’
Bunun nasıl olduğunu biliyor musunuz? Karşınızdakine ‘Pekala,
haklısın.’ dermiş gibi; fakat hiç de o şekilde söylemiyorsunuz.
“Tamaaaaam, haklısııııııııııııın…” dermiş gibi… Neyse,
bu çok saçma. Hiç de eğlenceli değil. Ama ben oldukça eğlenceli
bir pilicim.”
Elle Türkiye (Eylül 2008 Sayısı) |
Kaynak: ELLE
Çeviri:
MariahTurkiye.net (Lütfen izinsiz yayımlamayın.)
<< Makale
ve Röportajlar