Türkiye'nin en kapsamlı Mariah Carey sitesi, MariahTurkiye.net'e hoşgeldiniz.

Welcome to MariahTurkiye.net, the #1 source for everything Mariah in Turkish.
 
 


 
 

Tek yapabildiğim, yapmakta bulunduğum şeyi yapmaya ve hayranlarımın duymak istediği müziği üretmeye devam etmek. “Dünyanın en büyüğü olmak istiyorum.” gibi tavırlara giremem. Bilirsiniz; bunu önceden kestiremezsiniz, kontrol edemezsiniz. Tek yapabildiğim burada oturmak ve şarkılarımı yazmak, video kliplerimi çekmek, yemek, içmek, dans etmek, günün tadını çıkarmak, her ne olursa.

 
 

Adı: Mariah Turkiye
URL: www.mariahturkiye.net
Tema:
v2.0 - Purple Rain
Açılış: 18 Eylül, 2006
Webmaster: Can, Murat

 



 


::. "Elle" Dergisi (Ağustos 2008 Sayısı)


Geceler Onun

Olağanüstü bir sesi, şehvetli ve kendinden genç bir kocası ve rekor kıran yeni bir albümle Mariah Carey dünyanın hakimiyetini ele geçirmek üzere. Fakat Dan Crane’in de hemen anladığı gibi; bu onun düzenli iş saatlerine bağlı kaldığı anlamına gelmiyor.

Fotoğraflar: Alexei Hay
Tasarım: Joe Zee

Benden nefret ediyor musun?” diye soruyor Mariah Carey, sıkı bir kucaklaşmayla beni formda olan vücuduna doğru çekerken. Gözlerime bakarak “Geç kaldığım için çok üzgünüm.” diyor ve ellerini çekip telaşla havada sallamaya başlayarak mazeretini gösteriyor: Tırnaklar hala kurumamış!

Saat 12:37, gece yarısı. Los Angeles’ta bulunan Beverly Wilshire Four Seasons otelinin yüksek bir katında yer alan genişçe bir süitin oturma odasındayım ve Mimi, Cuma gecesi gerçekleştireceğimiz röportaj için iki buçuk saat gecikmiş durumda. O klasik bir diva: Gazeteciyi otelin barında bekletiyor. Neden mi? Çünkü tırnaklarını yaptırıyor.

Neden mi umursamıyorum? Günümüzün yetenekten yoksun pop yıldızı imalatlarının tersine; Mariah Carey yaklaşık yirmi yıldır bu piyasada mücadele veriyor. Nisan ayında yayımladığı son albümü “E=MC²” ve “Touch My Body” single’ı ile yedi oktava sahip bu ses akrobatı, Billboard Hot 100 listesinde en çok bir numara hit single’a sahip olarak Elvis’in geçmiş rekorunu egale etti ve muhtemelen yakında zirvedeki Beatles’ı da (20 tane bir numara single’ları var) geride bırakacak. Mariah’nın kendi adını taşıyan ilk albümü 1990 yılında yayımlandı ve 9 tane platin sertifikayla ödüllendirildi; o günden bu yana Mariah on stüdyo albümü daha yayımladı ve Barbra Streisand ve Madonna’yı takiben en çok satan üçüncü kadın sanatçı ünvanını aldı. 1997 yılında Sony Music’in eski patronlarından Tommy Mottola ile gerçekleştirdiği feci evliliği sonlandırdı ve 2001 yılında duygusal bir çöküntü yaşadı. 2001 yılında gösterime giren ve enkaz niteliği taşıyan “Glitter” filmi ve soundtrack albümünün hatıralarını neredeyse eleştirmenlerin ve halkın belleklerinden silercesine, 2005 yılında yayımladığı ve o yılın en çok satan albümü olan “The Emancipation of Mimi” ile sıkı bir geri dönüş yaptı.

Ve benim için Cuma gecesinin bu geç saatinde, 38 yaşındaki bu bayanın genç yüzüyle saçtığı karşı konulamaz güzellik ışığı ve büyüleyici masumiyeti azımsanacak bir telafi gibi değil. Bedenine harikulade uygun duran Louis Vuitton pantolonu ve badisinin üzerine “1991’den kalma eski bir kazak” giyen Carey, bacaklarını uzatarak koltuğa yerleşiyor. Kibar bir şekilde Azzedine Alaia marka topuklularının birini diğer ayak bileğinin üzerine atarken Titian’ın “Urbino Venüsü” tablosunun giyinik ve modern bir figürü haline dönüşüyor.

Daha da önemlisi, Venüs Mimi mutlu görünüyor; ya da kendi deyimiyle “şen”. Neden öyle olmasın ki? Cebinde yeni bir hit albüm ve iki yeni filmi olan, yakın zamanda Time dergisi tarafından yayımlanan “dünyanın en etkili 100 insanı” listesine giren (ki dergideki listede Mariah ile ilgili bölümü kahramanı Stevie Wonder kaleme aldı) Mariah’nın kutlama yapmak için bir sürü sebebi var. Ve tabii ki 27 yaşındaki aktör ve rap şarkıcısı Nick Cannon –duyduğuma göre şu an diğer odada uyuyor- ile Eleuthera adasında gerçekleştirdiği sürpriz evliliği de unutmamak gerek. Yatak odasının kapısının arkasından ara sıra yükselen havlama seslerini düşünürsek, yeni beyefendinin uykusu oldukça ağır. “Onu hiçbir şey uyandıramaz.” diyor Carey.

M.C.’nin gece şöhreti hakkında önceden bilgim olmasına rağmen, sohbetimize gece kuşunun yorgun olup olmadığını sorarak başlıyorum.

İpeksi sesiyle “İyi görünüyor muyum?” diye yanıtlıyor.

Muhteşem görünüyorsun.” diye cevap veriyorum. Yalan söylemiyorum, gerçekten mükemmel görünüyor. Bana, egzersizler esnasında kullanmaktan en çok keyif aldığı kelime “Bir daha!” olan Fransız çalıştırıcısı Patricia’dan bahsediyor. “Vücudu benim kolum kadar.” diyor Mariah, sol pazusunu eliyle kavrarken. “Ama tamamen kastan oluşuyor. Bir deri bir kemik değil. Benimle çalışmaktan memnun. Ve Artık yemek yememe de izin veriyor.

Mariah şarap kadehinden Gatorade marka içeceğini yudumlarken (acaba akşam yemeği mi, yoksa kahvaltı yerine mi?) hayatını bir romana benzetiyor. 23 yaşındayken Tommy Mottola ile gerçekleştirdiği evlilik, bir kulede (ya da tam olarak Bedford/Connecticut’da yer alan 10 milyon dolarlık kocaman bir malikanede) esir olarak tutulan Rapunzel’in hikayesine benzetilebilir. Geçmişi hakkında “Hayatımın mutsuz olduğu o dönemlerde her zaman kaçırılmayı istedim. Hep bir kaçış yolu aradım; fakat bulamadım.” diyor Carey. Mottola’dan ayrılmasından on sene sonra genç ve yakışıklı prens Nick Cannon onu kurtarmaya gelir. “Beni kaçırıyormuş gibi bir helikoptere bindirdi ve sonra yeniden evlilik teklifinde bulundu.” diyor Carey, Nick Cannon için. Cannon, Carey’e ilk evlilik teklifini ikincisinden birkaç gece önce Carey’nin Manhattan’daki evinin çatı katında, bir şeker yüzüğün içine sakladığı 17 karatlık elmas yüzük ile yapmıştı. Gülerek “Bir de ilk çıktığımdan bu yana bana Külkedisi diyorlardı ve birçok insan bunun gerçek olmadığını düşünüyordu.” diyor Carey.

Yeni evliler ilk kez 2005 yılında, Cannon’ın (Cannon, o dönemde rol aldığı “Drumline” filmi ve MTV’de yayımlanan “The Nick Cannon Show” programı sayesinde oldukça gündemdeydi) Carey’e bir ödül takdim ettiği Teen Choice Ödülleri’nde tanıştı. Fakat romantik olarak birbirlerine yakınlaşmaları yakın zamanda gerçekleşti. “Tüm ilişkiyi sessiz bir biçimde yürüttük. Bu yüzden hiç buluşmadık, ne demek istediğimi anlıyor musunuz? Çünkü öyle yapsaydık ilişki sessiz ve özel olmazdı. İnsanlara bize ‘Ne yapıyorsunuz? Ne hakkında konuşuyorsunuz? Bu çok saçma… Emin misiniz?’ gibi sorular sorma fırsatını vermek istemedik.” diyor Carey. Çift, evlenmeden önce ilk dövmelerini yaptırdı. Aşklarını ilan edercesine; Carey’ninki, ortasından “Mrs. Cannon” yazısı geçen kelebek şeklinde bir dövme; Cannon’ınki ise sırtının büyük bir kısmını kaplayan süslemeli “Mariah” yazısından oluşuyor.

Dedikodular bu evliliğin yeni albümün tanıtımı için tam vaktinde gerçekleşmiş olduğu yönünde gelişse de böyle bir reklam numarası ihtimali zayıf görünüyor. Bazıları için M.C.’nin aldatıcı “cazibeli diva ve saf aşık” bileşiminden oluşan yapısını kabul etmek zor olabilir; fakat onun daimi şirin imajı, devamlı başarısının önemli etkenlerinden biri. Medyaya göre 2001 yılında yaşadığı “bunalım” döneminde sergilediği en büyük kabahat, minicik bir elbiseyle MTV’nin “Total Request Live” programına katılıp gençlere çubuklu dondurma dağıtmasıydı. Whitney Houston ve Bobby Brown’ın nam-ı değer kavgaları ve gördükleri uyuşturucu tedavilerine kıyasla hayli basit bir olay. Sürekli mukayese edildiği zorlu bukalemun Madonna’nın tersine; Mariah, Marilyn Monroe edasıyla hassas bir performansçı olarak kaldı. (Bu arada aklıma gelmişken; Mariah Marilyn’in antika piyanosuna sahip olmak için zamanında 600.000 dolar harcamıştı.) Daha da fazlası; satış alanında kırdığı rekorlara rağmen, Carey kültürel bir etki olarak nadiren saygı görüyor; yine de American Idol’daki birçok yarışmacıyı dinlediğinizde (akla hemen üçüncü sezonun birincisi Fantasia geliyor) kesinlikle Carey’nin el hareketleriyle yön verdiği tanınmış melismatik vokal tekniğini (tek heceyi birçok farklı nota üzerinden yorumlama tekniği) sergileme girişimlerini gözlemleyebilirsiniz.

Onun şarkılarını söylemek isteyen, onun gibi söylemek isteyen birçok genç şarkıcı görüyorsunuz.” diyor American Idol’ın jüri üyesi ve aynı zamanda Mariah’nın kariyerinin başlangıcından beri onunla çalışmakta olan Randy Jackson ve şöyle devam ediyor: “O, dünyadaki en iyi şarkıcılardan biri; ama ayrıca dünyadaki en iyi şarkı sözü yazarlarından biri. Onun gibisi yok. Muhteşem şekilde şarkı söylemek, muhteşem bir ses tonuna sahip olmakla başlar; Nat King Cole, Frank Sinatra, Stevie Wonder, Donny Hathaway, Nina Simone, Ella Fitzgerald gibi. Mariah kadifemsi bir ses tonu ve inanılmaz bir vokal yeteneğine sahip. Onu diğerlerinden farklı kılan bu. Bir marka olarak radyoda hemen ayırt edilebiliyor. Ve de onun gibi şarkı yazabilmek? Haydi dostum. Bugün gördüğünüz birçok insanın (isim vermeyeceğim) vokal yeteneği var; fakat ses tonları güzel değil. Sanırım Kutsal Kase olarak tanımlayabileceğimiz şey bu. O, her şeye sahip. Hepsi orada, boğazında.”

Carey ile birlikte “We Belong Together” gibi büyük hitlere imza atan ve de E=MC² albümünde birçok ortak çalışması bulunan yapımcı Jermaine Dupri ise şöyle diyor: “O, müzik tarzının ne olduğunu tam olarak bilen ve hayranlarının nelerden hoşlanacağını anlayabilen bir insan, ve de muhakkak günümüzün en yetenekli şarkıcılarından biri.”

Island Def Jam Music Group’un yöneticisi ve aynı zamanda Mariah’nın yeni albümünün yardımcı uygulayıcı yapımcısı L.A. Reid “Yetenek her zaman kazanır.” diyor ve şöyle devam ediyor: “Ve Mariah Carey’de bir yetenek bereketi var, inanılmaz derecede yetenekli. O daima genç, müziğin gerçek bir hayranı ve öğrencisi olduğu için, bir sünger gibi her zaman çevresindeki müziği emiyor. Yaşlanmayı ve eski moda olmayı reddediyor. Bu piyasada neredeyse yirmi yıldır bulunmasına rağmen o hala en genç sanatçılardan biri. Müziğinde gençleri kendine çeken bir şey var. Mesela Long Island’da 11 yaşında çocuk hayranları var. Daimi gençlik ve muhteşem yetenekten oluşan bu sihirli bileşime sahip olması olağanüstü bir olay.”

Yetenek ve şöhret çoğu zaman bir bedel ile birlikte gelir; fakat uzun süreden beri magazin basının bir hedefi olan Carey, kendini çok ciddiye almayarak takdire değer bir yetenek sergiliyor. Mariah bu durumu en son bilgisayarını tamir etmek üzere evine gelen inek tipli bilgisayar teknisyeninin (30 Rock’ın harika oyuncusu Jack McBrayer) komik fantazileri, yastık kavgaları ve tek boynuzlu atıyla çıktığı yürüyüşten oluşan rekor kıran single’ı “Touch My Body”nin video klibinde kanıtladı. Bu yanı hakkında “Özel veya aleni de olsa bu albümdeki çoğu şey şakadan ibaret. Ama bazı insanlar var ki, bir şarkı söylerken şaka yapabileceğimi idrak etmek istemiyor.” diyor Mariah.

Eğlenceyle birlikte müzik, Mariah için her zaman bir çıkış noktası oldu. Anne ve babası o üç yaşındayken boşandı. Ağabeyi Morgan, ablası Alison ve İrlandalı/Amerikan opera şarkıcısı annesi Patricia ile birlikte Long Island’da yaşadı; Mariah liseden mezun olmadan önce 13 kez bir evden başka bir eve taşındılar. 2002 yılında babasını (baba tarafı Venezuela kökenli olan Afrikalı/Amerikalı uçak mühendisi Alfred Roy Carey) kanser yüzünden kaybetmeden hemen öncesine kadar Mariah ile babasının arasında gergin bir ilişki vardı.

Melez olması sebebiyle Mariah, kendi deyimiyle görünümde tek ırktan oluşan “destek sistemi”nin yokluğunu yaşadı. Açık renkli bir tene sahip olduğu için çoğu insan onun melez olduğunu fark edemiyor. “Aralarında ‘Onun babası siyah.’ diyebilecek insanların da bulunduğu, görsellik üzerine kurulu bir toplumda yaşıyoruz.” diyor Carey ve ekliyor: “Mesela benim önümde söylenen birçok şey, ten rengi benden biraz daha koyu olan bir arkadaşımın yanında söylenmeyen şeyler.”

Bu durum, onun müziğini pazarlayan müzik şirketlerince de kullanılıyor. “Bir keresinde bir arkadaşım, dev bir şirketin, pazarlama aşamasında sesimin ‘soul’ müziğe olan yatkınlığını kullandığını belirtmişti. Sanırım görüntümün belirsizliğinden hoşlandılar.” diyor Carey. Bu ırksal belirsizlik, Carey’nin hem pop hem de hip-hop dinleyicilerine ulaşmasında, farklı radyo istasyonu ve kulüplerde hit olan ve de geçiş tarzı olarak nitelendirilen bu şarkıları üretmeye devam etmesinde büyük bir etken haline dönüştü.

Carey ırksal belirsizliğinin, başkanlık seçimlerinde yarışan Barack Obama’yı desteklemesinin doğal bir nedeni olarak gördüğünü belirtiyor. “Obama’nın anlattığı birçok hikayeyle bağdaşım kurabiliyorum. Tabii ki çok iyi bir politika analisti değilim; fakat bu olay, gençken yaşadığım olaylardan daha büyük bir etki bıraktı üzerimde.” diyor Carey. Acaba Obama için bir kampanya şarkısı söyleyecek mi, ya da kampanyaya destek organizasyonlarına katılacak mı? “Benden herhangi bir şey yapmamı talep ederse onur duyarım. Şu sıralar sadece yapılanları izliyorum.”

Obama ile birlikte çalışmak gerçekleşebilir veya gerçekleşmeyebilir; fakat Carey kariyeri boyunca “Fantasy”nin hip-hop remiksinde (80’lerde hit olmuş Tom Tom Club’ın “Genius of Love” şarkısının sample’ı üzerine kurulmuş olan bir çalışma) rap yapan Ol’ Dirty Bastard’dan, artık "aşırı duygusal" bulduğunu kabul ettiği “Hero” şarkısı ile bir düet çalışması yaptığı Pavarotti’ye kadar uzanan oldukça geniş bir sanatçı yelpazesi ile çalıştı. Carey, kendisi hakkında Time dergisinde “Hayatımda, gerçekten muhteşem bir sese ve benimle benzer bir ruha sahip olan sadece üç kişiyle karşılaştım: İlk eşim Syreeta, Minnie Riperton ve Mariah.” ifadelerini kullanan Stevie Wonder ile yakın bir zamanda çalışmayı umuyor.

Onu tanımak ve onun bir arkadaşım olduğunu söyleyebilmek, benim için inanılmaz bir onur.” diyor Carey ve devam ediyor: “İlk söylediğim şarkılar büyük bir olasılıkla onun şarkılarıydı. Yakında birlikte bir şey üzerinde çalışmaya başlayacağız. Bunun hakkında hep konuşuyoruz; fakat programlarımız bir türlü uyuşamıyor. O da benim gibi bir gece kuşu.”

Yatak odasından gelen öfkeli havlamaları duymamazlıktan gelebilmek artık güçleşiyor ve Carey özür diliyor. Birkaç dakika sonra odaya hareketli bir Jack Russell dalıyor. Sağ baş parmağının altındaki küçük izi göstererek “Bu J.J. Elimdeki küçük ısırıktan o sorumlu.” diyor Carey ve devam ediyor: “Gösterinin yıldızı olmak zorunda; aksi taktirde çılgına dönüyor.” diyor ve küçük yarasının üzerine yapıştırdığı Hello Kitty yara bandının bloglarda haber olarak verilmesi hakkında dalga geçiyor.

Halkın mikroskobu altında bulunan kişiliğiyle ilgili ise; M.C. şarkılarında yarattığı imaj (mesela; E=MC² albümünün ilk şarkısı olan “Migrate”den birkaç dize: “Paran varsa ve serseriysen; ki bundan hoşlanırım. / Yüz, vücut ve kapındaki Lamborghini. / Böyleysen niteliklisin. / Yoksa göç et, hoşça kal.”) ve bir birliktelikte aradığı şeyler hakkında dile getirdiği düşünceler arasında ortaya çıkan fark hakkında sıkıntı yaşıyor ve şunları dile getiriyor: “Bence bundan mizahi olarak bahsettiğimi, birlikte bir aile kurabileceğim birinden bahsettiğimi anlayabilirsiniz. Sorun, ona veya şuna sahip olması gerektiği değil; öyle bir şeyi şarkılarımda yazabilirim; ama bu gerçek anlamda doğru olmak zorunda değil.”

Carey’nin dediğine göre Nick, onun gibi, “inançla motive olan” biri. “Gerçekten onunla hayata dair ortak bir ruhani bakış açısına sahibiz. İnsanların ‘Bundan önce bir ilişkim var mıydı? Bundan önce bir ilişkim yok muydu?’ gibi endişeleri olsa da, ben herhangi gerçek bir ilişki içinde değildim. Bu, daha çok bir arkadaşlık ve iş ortaklığıydı.”

Nick için usulca “O harika bir adam.” diyor; fakat söylediklerinin kurt gibi aç olan dedikodu makinesi medya tarafından yanlış aktarılabileceğinden korkarak, bana Nick hakkında her zaman dikkatli konuştuğunu söylüyor ve şunları ekliyor: “Çok zor; özellikle meşru medyanın ‘4 milyon dolarlık bir düğün töreni düzenleyecekler.’ dediği zamanlar. Neden böyle bir şey yapalım ki?” Carey, oldukça resmi ve pahalı olan bu New York düğünü dedikodusu hakkında şöyle dalga geçiyor: “Evet, 4 milyon dolar harcayacağız! Gerçekten muhteşem olacak! İnsanlar ayrılırken onlara altın dağıtacağız! Üzerlerine altın serpeceğiz! ‘Coming to America’ filmindeki gibi olacak! Ne düşünüyorlar, anlayamıyorum. Kimseye duyurmadığımız bu kumsal düğünü ile tam tersini yapmayı amaçlamıştık.”

Carey ellerini çırpıyor ve deli gibi koşup gürültü çıkaran J.J.’e oturması için emir veriyor. Köpek, söyleneni hemen duyuyor ve istenileni yerine getiriyor. Bundan etkileniyorum. Köpek üzerindeki göz alıcı otoritesi, beni ne çeşit bir anne olmayı düşündüğüne ve Nick ile bir çocuk sahibi olmayı isteyip istemediğine dair sorular sormaya sevk ediyor. Carey, bunun kendisi için önemli olduğunu, Nick ve kendisinin şöhretinin getireceği zorluklara rağmen böyle bir isteklerinin olduğunu dile getiriyor: “Hollywood veya ünlüler diyarında sıkışıp kalabiliyorsunuz; ve bu belki de çocuklar için en iyi şeylerden biri değil; çünkü böyle bir şeyi onlar istemiyor. Kendi adıma konuşacak olursam; çocukken kendimi her zaman emin ve güvende hissedip hissetmediğimi bilmiyorum ve bu kimsenin suçu değil; çünkü kimsenin hakkında kötü konuşmak istemiyorum; fakat bence birine karşı sorumlu olmak gerçekten çok önemli bir şey, yaptığınız şeylerin çocuk için en iyisi olup olmadığı hakkında sürekli düşünmeniz gerekiyor. Halkın gözü önünde olan biri olarak kendinizi biraz geriye çekmek zorunda kalıyorsunuz ve bunu yapmaya alışık da değilsiniz.” Peki Carey, Nick’i potansiyel bir baba olarak nasıl görüyor? Carey bu soruya “Şu ana kadar karşılaştığım insanların hiçbirinin ondan daha iyi bir baba olabileceğini düşünmüyorum.” diye cevap veriyor.

Artık saat gece yarısı 02:30’u çoktan geçmiş. Ve çocuk sahibi olmak hakkında saatlerce konuşabilecek süperstarın mutluluğu daha da belirginleşiyor: “Bu, kesinlikle hayatım boyunca en mutlu olduğum dönem. Hayatım hakkında bir şeyler biliyorsanız, hiç özel hayatım olmadığını da biliyorsunuz. Ya da olduysa bile, maskeler altında yaşanan, varlığını sürdürememiş ilişkiler… Kariyerimi özel hayatımın önünde tutmuştum; çünkü hep öyle hissettiğim için ikisine birden sahip olmayı hak edebileceğimi bilmiyordum. Bu benim kendi güvensizliğim ve yaşadığım alandı.” Kendisini ve albümlerini süslediği kelebekler gibi, Carey bir koza içinde tutsak durumuna düştüğü ve de E=MC² albümünde yer alan daha karanlık şarkılardan biri olan “Side Effects”te açık bir şekilde gönderme yaptığı Tommy Mottola ile yaşadığı evlilikten bu yana göz kamaştırıcı bir metamorfoz yaşamış gibi görünüyor. Şarkı sözlerinde yer alan Mottola günlerine yapılmış bariz göndermeler hakkında soru sorduğumda ve o dönem ile günümüzü kıyaslamasını istediğimde Carey şöyle bir cevap veriyor: “Şarkıda güldüğüm bir dize var: ‘Bir süre sonra sadece yalan söyledim. / Tamamen haksızdın. / Haklı olduğunu söyledim.’ Bunun nasıl olduğunu biliyor musunuz? Karşınızdakine ‘Pekala, haklısın.’ dermiş gibi; fakat hiç de o şekilde söylemiyorsunuz. “Tamaaaaam, haklısııııııııııııın…” dermiş gibi… Neyse, bu çok saçma. Hiç de eğlenceli değil. Ama ben oldukça eğlenceli bir pilicim.



Elle Türkiye (Eylül 2008 Sayısı)

Kaynak: ELLE
Çeviri: MariahTurkiye.net (Lütfen izinsiz yayımlamayın.)


<< Makale ve Röportajlar