::. "Blue Jean" Dergisi (Eylül 2001 Sayısı)
Mariah’a N’oldu?
Annesi iki gay’le yaşadığı için çocukluğunda sürekli itilip kakılan Mariah Carey, bugün pop dünyasının en büyük yıldızlarından biri. “Glitter” albümünü ve filmini aynı anda patlatmak üzereyken psikiyatrik tedaviye alınan şarkıcının durumunu, satış rekorlarını ve ödüllerini de anarak şöyle bir irdeledik.
Temmuz ayının son haftasında Mariah’nın intihar teşebbüsünde bulunduğu gerekçesiyle hastaneye kaldırıldığı haberini aldık. Herkese göre “parlak” bir hayat yaşayan bir sanatçının nasıl bir ruh hali içinde olduğunu oldukça merak ediyorduk. Sinir krizlerine ve psikiyatrik tedavi sürecine daha önce pek tanık olmadığımız Mariah Carey, belli ki pek “parlak” bir hayat yaşamıyor ve pek çok süperstar gibi şöhretin ağır bedelini ödüyordu. “Neyse” dedik, “gün ola hayır ola”. Konuyla ilgili ilk resmi açıklama Mariah’nın basın sözcüsünden geldi. Mariah depresyondaydı ve bir sinir krizi geçirdikten sonra birkaç tabak bardak kırmış ve o sırada orasını burasını kesmişti. Açıkçası bu açıklama bizi pek ikna etmedi. Nitekim Mariah’nın geveze doktoru baklayı ağzından çıkarmış ve sanatçının o bardakları tabakları kırdıktan sonra kırıkların üstünde yürüdüğünü, bu yüzden ciddi kesikleri olduğunu yumurtlamıştı. Durumun ciddiyeti zaten Mariah’nın bir süre önce resmi web sitesine yolladığı mesajda açığa çıkıyor: Açıkçası, söylemek istediğim tek şey hayat içinde neler olup bittiğini bilmediğim. Artık hiçkimseye güvenmeyeceğim. Umutsuzca bu odanın dışına çıkmaya çalışıyorum. Biraz mola vermeye ihtiyacım var.” Bu cümlelerin ardından akla gelen ilk şey kuşkusuz Mariah’nın sevgilisi, Elvis Presley’nin Latin versiyonu denilen Luis Miguel ile sorunlar yaşadığı oldu. Mariah bu bilgileri size aktardığım şu günlerde doktor kontrolü altında, psikiyatrik tedavi görüyor.
Biraz dedikodulara bakalım. Bunlardan en çok döneni Luis Miguel olanı değil aslında. Mariah’nın Eminem ile ne halt karıştırdığı daha çok konuşuluyor. Hatta sevgili sıfatlı Luis Miguel’in bu işlere bozulduğu söyleniyor. Mariah albümünden çıkacak ikinci single’ın klibinde Eminem’in görünmesini istemiş. Eminem de “Albümü bi dinlim” demiş ve dinledikten sonra da kibarca reddetmiş teklifi. Ancak Mariah ısrarcı çıkmış ve ağzıbozuk rapçiyi bir haftasonu için Manhattan’daki dairesine davet etmiş. İki ünlü bir apartman dairesinde bir hafta boyunca kapalı kalınca da olanlar oldu tabii. Mariah’nın sözcüsü bu konuda da bir açıklama yaparak “Eminem ve Mariah hiç yalnız kalmadılar, çünkü Eminem buluşmaya akrabalarıyla gelmişti, haftasonu boyunca beş kuzeni onlarla birlikteydi” dedi. Bu arada en çok döndürülen dedikodulardan biri de Mariah’nın eski eşi, Sony Music’in patronu Tommy Mottola ile ilgili. Mottola’nın Mariah’yı yıpratmak için elinden geleni ardına koymadığı söyleniyor. Şu sıralar Thalia ile evli olan Mottola, Mariah’nın çalışma arkadaşı Jack Palladino’nun söylediğine göre Mariah aleyhinde gizli bir karalama kampanyası başlatmış. Mottola bunun için “Mariah’nın hastalığı beni çok üzdü ve bu konuda ona elimden gelen desteği vermeye hazırım” diyor. Bir alıntı yaparak bu konuyu oluruna bırakalım. “Benim için çok çalışmak asla sorun olmadı. Çok çalışıyorum, çünkü eskiden beş param yoktu ve şimdi olabildiğince kazanmak istiyorum. Bugün son derece sert kuralları olan müzik endüstrisinde sağlıklı biçimde ayakta kalabilmişsem bunun tek sebebi hayattan daha büyük olmadığımı düşünmemdir. Hepimiz insanız ve bunu unuttuğumuz zaman gerçeklikten uzaklaşıp kendimizi kötü bir ruh durumu içinde buluruz. Şimdi bazı yıldızların bu kötü durumda olması onların hatası, paranın ya da şöhretin değil.” Bu sözler, Mariah’nın Backstreet Boys’dan AJ McLean’in rehabilitasyona alınması hakkındaki görüşleri aslında. Görüyorsunuz işte. İnsan ne oldum dememeli, ne olacağım demeli.
Glitter
Artık “diva” kelimesinden çok, “pop müzik efsanesi” sıfatı yakıştırılan Mariah Carey sinema debut’sunu “Glitter” ile yapıyor. Filmin Ağustos başlarında Amerika’da gösterime girmesine karar verilmişti ancak Mariah’nın sağlık problemleri ve şu intihar söylentileri yüzünden gala ileriki bir tarihe ertelendi. “Glitter” adından da anlamış olabileceğiniz gibi 1980’lerin disco club sahnesine göndermelerle dolu. Berbat bir çocukluk geçirdikten sonra gerçek ailesini ve sesini bulma mücadelesine giren Billie Frank’in öyküsü anlatılıyor filmde. Annesi tarafından sürekli hırpalanan Billie, bir evlatlık olduğunu öğrendiğinde hayatını değiştirme kararı alıyor. Yıllar sonra tanıştığı karizmatik “bad boy” DJ Julian Dice ile birlikte yıldızlara doğru yol alıyorlar. Partneri ve yapımcısı Dice ile fırtınalı bir aşk yaşıyor Billie. Gördüğünüz gibi gerçek bir Hollywood klişesi ile sinema debut’sunu yapıyor Mariah. Oyuncu kadrosundan da bahsetmek gerekirse, Max Beesley’nin Julian Dice rolüne süper oturduğu söylenirken rapçi Da Brat ve oyuncu Tia Texada’nın Billie’nin en yakın arkadaşları Lousie ve Roxanne’i mükemmel oynadıkları buna ekleniyor. Filmin ilginç yönlerinden biri müziklerin Mariah tarafından yazılmış ve çoğunlukla yorumlanmış olması. Aynı zamanda filmde “executive” müzik yapımcısı olarak adı geçiyor. Ortakları ise Jimmy Jam, Terry Lewis ve Big Jim Wright. “Glitter” soundtrack albümü, bir film müziği olarak da değerlendirilebilir, Mariah’nın Virgin Records ile sözleşmesinin ilk ürünü olarak da. Sonuçta heyecanla beklenen müzikal nesne olduğu kesin. Albümün genel olarak 1980’lerin funk ve disco müziklerini çok iyi yansıttığını, soul müzik için önemli bir ürün olduğunu, 1990’ların ses tekniklerine sırtını dayadığını not düşelim. Filmin teması, yani “rüyalarına sımsıkı sarıl, onlar sana rehberlik yapacaktır” cümlesi Mariah’nın şarkılarının da teması. İlk single “Loverboy”u zaten biliyorsunuz. Bu şarkıda Cameo’nun ünlü “Candy”sinden bölümler kullanılmıştı. Soundtrack’de 1970’lerin, 1980’lerin başka önemli isimlerini bulmanız da mümkün. Yakında Limp Bizkit tarafından cover’lanacak olan Frankie Goes To Hollywood klasiği “Relax”, Blondie’nin inanılmaz güzellikteki şarkısı “Heart of Glass”, The Strikers’ın “Body Music”i, Art of Noise’un “Moments In Love”ı, Howard Johnson’dan “So Fine”, Stevie Wonder’dan “All I Do”.
Müzik tarihinin en başarılı, en çok ödüllü isimlerinden biri olan Mariah’nın müzikteki yaratıcılık gücünü sinemada da tekrarladığını söylüyor eleştirmenler. Filmi hakkında şöyle diyor kendisi: “Filmin ve Billie rolünün benim için farklı duygusal argümanları öğrenme açısından faydası oldu. Bunu bir film yıldızı olmak olarak görmüyorum. Elbette filmin ticari açıdan başarılı olması en büyük dileğim ama filmin benim için asıl önemi şarkıcı ve besteci olarak müzikte müzikte gösterdiğim yaratıcılığı sinemada da sürdürmek.” Küçük bir kızken “Büyüyünce ne olacaksın?” sorusuna “şarkıcı ve oyuncu” yanıtını veren Mariah için büyük adım elbette. “Glitter” projesinin albüm ayağı için ise söyleyecek fazla şeyi yoktur herhalde. Siz de biliyorsunuz ki o 1990’ların en çok satan kadın şarkıcısı zaten.
Rekorlar ve Ödüller
Evet, 1990’lı yılların en çok satan kadın şarkıcısı Mariah Carey, 1990’ları “Rainbow” albümüyle kapatmıştı. Bu albüm, 1997 çıkışlı “Butterfly”ı takip etmekteydi. “Rainbow”dan çıkan ilk single “Heartbreaker” tam olarak 29 Eylül 1999 günü müzik tarihine adını yazdırdı. Bu single Mariah’nın Billboard Hot 100 listesinde 1 numara olan 14. single’ı olmuştu. Şu anda Mariah’nın önünde iki isim var, bunlardan ilki aynı listede 20 adet 1 numara single ile The Beatles (saygıyla selamlarız). İkinci isim ise rocn’n’roll müziğin kralı Elvis Presley. Elvis Presley’nin 17 adet 1 numara olmuş single’ı var, ancak “Don’t Be Cruel”ın b-side’ı “Hound Dog” da sayılacak olursa bu sayı 18’i buluyor. 271 kopya ilk hafta satışı ile Mariah’ya tüm zamanların ilk haftada en çok satan sanatçısı ünvanını getiren “Heartbreaker”, 1 numaradaki ikinci haftasına girdiğinde Mariah da 1 numaradaki 60. haftasını yaşıyor ve The Beatles’ın 59 haftalık rekorunu kırıyordu. İlginç olan bir nokta ise Jackson 5 cover’ı “I’ll Be There” hariç bütün 1 numara hitlerini Mariah’nın kendisinin yazmış olması. “I Don’t Wanna Cry”, “Someday”, “Love Takes Time” ve “Vision Of Love” hariç hepsinin co-producer’ı olması da cabası. Bu dört “big hit” Mariah’nın 12 milyon kopya satan debut albümünden diye hatırlatalım hemen. Mariah Carey 1990’lıların her bir yılında mutlaka 1 numara single çıkarmış tek isim. Single çıkmayan albümü “Merry Christmas” ve 13 liste başı şarkısını topladığı koleksiyon albümü “Number Ones” hariç bütün albümlerinden çıkan ilk single’lar mutlaka 1 numara oldu.
1990 Grammy’lerinde En İyi Yeni Sanatçı ve En İyi Kadın Pop Vokal ile ilk ödüllerini kapıp aynı yıl Soul Train Ödülleri’nde En İyi Yeni Sanatçı, En İyi Albüm ve En İyi Single (Kadın Sanatçı) kategorilerinden yüzakıyla çıkmıştı. Amerikan Müzik Ödülleri de kariyerinin ilk yıllarında hep Mariah’ya gitti: 1992’de En İyi Kadın Sanatçı (R&B); 1993’de En İyi Kadın Sanatçı (Pop/Rock) ve En İyi Albüm (Adult Contemporary); 1995’de En İyi Kadın Sanatçı (Pop/Rock); 1996’da En İyi Kadın Sanatçı (Pop/Rock, ayrıca Soul/R&B). Mariah ilk Billboard Ödülleri’ni ise 1991 yılında aldı. En İyi Adult Contemporary Sanatçısı, En İyi Pop Sanatçısı, En İyi Albüm, En İyi Pop Single kategorilerinde. 1996’da ise Billboard’da Yılın Hot 100 Single Sanatçısı seçildi Boyz II Men ile birlikte. 1998’e girildiğinde ise satış başarıları ona Dünya Müzik Ödülleri’nin En Çok Satan R&B Sanatçısı ile 1990’ların En Çok Satan Sanatçısı için Efsane Ödülü’nü getirdi. Dünya Müzik Ödülleri’nde Mariah’nın ilk başarısı ise Dünyada En Çok Satan Pop Sanatçısı, Dünyada En Çok Satan Amerikalı Sanatçı ve En İyi Performans Sanatçısı kategorilerinde 1995’de gerçekleşmişti.Ertesi yıl yine Dünya Müzik Ödülleri’nde Yılın En Çok Satan R&B Sanatçısı, Yılın En Çok Satan Kadın Sanatçısı, Yılın En Çok Satan Pop Sanatçısı, Yılın En Çok Satan Amerikalı Kadın Sanatçısı seçilmişti. Kendisine göre kariyerinin en önemli ödülü olan Aretha Franklin Entertainer Ödülü’nü ise 1998 yılında Lady of Soul’da aldı. 2000 yılının Ocak ayında daha önce Michael Jackson ve Prince’e verilen Amerikan Müzik Ödülleri Özel Başarı Ödülü bu kez Mariah’nın oldu. Mariah, gördüğünüz gibi, bu ödüle layık bulunan ilk kadın sanatçıydı. 1999’da Billboard Müzik Ödülleri’nde Son On Yılın Sanatçısı, Dünya Müzik Ödülleri’nde Milenyumun En Çok Satan Kadın Sanatçısı Seçilmesi ise herhalde müthiş yeteneğinin en büyük göstergeleridir.
Son bir satış bilgisi. Mariah Carey toplamda 140 milyon albüm ve single sattı. 84 adet altın, platin, multi-platin sertifikası aldı RIAA’den (Sadece Amerika için geçerli yani). Dünya genelinde aldığı sertifikaları siz düşünün artık.
Derleyen: Özlem Gürel
<< Makale ve Röportajlar