::. "Blue Jean" Dergisi (Kasım 1999 Sayısı)
GÖKKUŞAĞININ ALTINDA
Gökkuşağını yakalayıp altında bir saniye olsun durabilmek imkansız mı? Ama Mariah Carey’nin 1990 yılında gökkuşağını yakalayıp altında bir saniye durmuş ve dileğini tutmuş olduğunu düşünebiliriz. Mariah, “Rainbow” ile listeleri allak bullak etmeye hazırlanırken biz de gökkuşağı rüyaları görmeye devam ediyoruz.
Mariah Carey, 1990’lı yılların en yüksek tiraj başarılarına sahip kadın şarkıcısı. Beş oktavlık sesi ile, hip-hop’tan dance’e, romantik balladlardan sert R&B melodilerine kadar yorumladığı her tarza hükmedebilen bir yorumcu. Pop müziğin tartışılmaz divalarından biri, tıpkı Whitney Houston ve Celine Dion gibi. Ama her zaman onlardan bir adım önde; çünkü Mariah kendi müzikal malzemesini yaratan bir söz ve müzik yazarı aynı zamanda.
Kendi adını verdiği debut albümüyle piyasaya girdiği 1990 yılından beri her albümü ile listebaşı oldu Mariah. Müzik tarihi boyunca sadece Elvis ya da Beatles gibi efsanelerin tutturabildiği rakamları tutturdu. Ödül rekortmeni bir pop yıldızı olarak, tıpkı Elvis ya da Beatles gibi, büyük bir markaya dönüştü imzası. Mariah’nın müzik kariyeri, olağanüstü bir başarı öyküsü sonuç olarak. Somutlaştırmamız gerekirse, 1990’lı yılların en çok 1 numara albüm çıkaran kadın şarkıcısı, iki albümü birden (“Music Box” ve “Daydream”)10 milyonluk satış barajını aşan ilk kadın şarkıcı, sekiz albümü birden üçlü platin kazanan tek kadın şarkıcı, 1990’larda en çok 1 numara single (14 adet) çıkaran şarkıcı.
Tüm bunların karşılığında da, soul, R&B, pop rock tarzlarında en çok ödüllendirilen ve onore edilen isim yine o. 1990 Grammy ödüllerinde en iyi yeni şarkıcı ve en iyi kadın pop vokal (“Vision of Love” ile). Yine aynı yıl Soul Train ödüllerinde en iyi yeni sanatçı, en iyi albüm ve en iyi single. Amerikan Müzik ödüllerinde 1992 yılında R&B türünde en iyi kadın şarkıcı; 1993 yılında pop rock türünde en iyi kadın şarkıcı ve adult contemporary türünde en iyi albüm; 1995 yılında yine pop rock türünde en iyi kadın şarkıcı ve 1996 yılında pop rock ve soul-R&B türlerinde en iyi kadın şarkıcı.
Mariah ilk Billboard ödüllerini ise 1991 yılında aldı. En iyi adult contemporary, en iyi sanatçı, en iyi albüm, en iyi single, en iyi single-kadın şarkıcı dallarında. 1996’da yılın en iyi Hot 100 Singles sanatçısı ve Boyz II Men ile paylaştığı Hot 100 Singles özel başarı ödülleri bunları izledi.
1998’de Dünya Müzik Ödülleri töreninin yıldızı Mariah oldu. En çok satan R&B sanatçısı ödülüyle birlikte 1990’lıların tüm dünyada en çok satan stüdyo kadın sanatçısı onur ödülünü kucakladı. Dünya Müzik Ödülleri, Mariah’nın yabancı olduğu bir şey değil. Sanatçı, daha önce defalarca en çok satan stüdyo sanatçısı, en iyi performans sanatçısı, en iyi pop kadın şarkıcısı gibi neredeyse bütün dallarda Dünya Müzik Ödüllerine damgasını vurmuştu.
1998 yılında kendisine en iyi sanatçı dalında verilen Aretha Franklin ve yılın sanatçısı dalında verilen Lady of Soul ödülleri ise Mariah Carey’nin kariyeri açısından diğer ödüllere oranla daha bir önem taşıyor.
Mariah’nın uzun zamandır beklenen yeni stüdyo albümü “Rainbow” ile tüm bu olağanüstü başarılar ve rekorlar zincirine yeni halkalar ekleyeceğine dair zaten kuşkumuz yoktu. Söz konusu albümden çıkarılan ilk single “Heartbreaker” anında bir satış rekoru yakalayarak “piyasaya verildiği hafta en çok satan Mariah Carey single’ı” sıfatını kazandı. Aynı zamanda müzik endüstrisinin en önemli referans noktalarından biri olarak kabul edilen Billboard Hot 100 Singles listesinde 1 numaraya yerleşerek Mariah’ya “hafta bazında en çok 1 numara olan sanatçı” ünvanını getirdi. Bu ünvan, Mariah “Heartbreaker” ile ortalığın tozunu attırmadan önce Beatles’a aitti.
Bu ayın başında piyasaya verilecek olan “Rainbow”, standart Mariah Carey çizgisinin dışında değil. Ağırlıklı olarak R&B ve soul tabanlı. Jay-Z ve Snoop Doggy Dogg’un katkılarıyla yer yer hip hop ve rap kokuları yayan bir albüm. “Heartbreaker”da Jay-Z, “Crybaby”de Snoop Doggy Dog ve “How Much”da Usher ile düet yapıyor Mariah. “Heartbreaker”ın Dj Clue tarafından yapılan remiksinde ise Da Brat ve Missy Elliott yer alıyor. Kendi alanlarında son derece yetkin birer isim olan bu üç müzisyen, albümün bütününe yansıyan katkılarda da bulunuyor. Stüdyo prodüksiyonu açısından seçkin bir iş olduğunu söyleyebiliriz “Rainbow”un. Tıpkı diğer Mariah Carey albümleri gibi buna da muazzam boyutta bir yatırım yapılmış ve son stüdyo tekniklerinin gerektirdiği hiçbir masraftan kaçınılmamış.
“Rainbow”, genel olarak aşk üzerine kurgulanmış bir albüm. Yaralı kalplerden, suskun hayallerden, hayal kırıklıklarından ve yine de inatla umutlardan bahsediyor. Mariah kuşkusuz R&B müziğin sırtını dayadığı ballad geleneğini layığıyla sürdüren bir şarkıcı. Albüm boyunca sesinin tüm olanaklarını kullanıyor. Tüm diğer albümlerinde olduğu gibi “Rainbow”da da Mariah’nın orkestrasyon ve enstrümantasyon olaylarına pek rağbet etmediğini söylememiz lazım. Demek ki insanın oktavlar boyu inip çıkabilen böyle bir sesi olunca başka müzikal unsurlara çok da ihtiyacı kalmıyor.
Mariah cephesinden bir başka haber ise sanatçının ilk sinema çalışması “The Bachelor” ile ilgili. İngiliz yönetmen Gary Sinyor’un Hollywood’da çektiği bu filmde Mariah, Chris O’Donnell, Renee Zellweger ve Brooke Shields ile karşılıklı rol kesiyor ve kulağımıza gelen haberlere bakılırsa bu işi de gayet iyi beceriyor. Müzmin bekar Jimmie Shannon’ın büyükbabsından kalan 100 milyon dolarlık mirası kapabilmek uğruna evlilikle ilgili tüm düşüncelerini değiştirdiği ve eski sevgilileri arasından bir eş seçimi yapmak zorunda kaldığı geceyi anlatan filmde Mariah, esas oğlanın eski sevgililerinden birini, opera şarkıcısı Ilana’yı oynuyor. Film Kasım ayının başında, büyük ihtimalle “Rainbow”un piyasaya çıktığı günlerde gösterime girecek.
Yeni bir albüm, bir sinema debut’su ve geniş bir turne ile Mariah Carey yeni milenyumun eşiğinde ortama gerçek anlamda bir canlılık getiriyor anlayacağınız. Kendisini yakın takibe alarak gerekeni yapacağımızdan kuşkunuz olmasın.
Hazırlayan: Özlem Gürel
<< Makale ve Röportajlar