::. "Aspen Peak" Dergisi (Aralık 2006 Sayısı)
(Röportajı İngilizce olarak okumak için buraya tıklayın.)
Oldukça yoğun bir programı ve bitmek bilmeyen bir yapılması-gerekenler listesine sahip olmasına rağmen, Mariah Carey Aspen'a uğramayı ihmal etmiyor.
Süperstarlık çok çalışma, tutku, cömert bir ruh, yeni ve yaratıcı çıkış noktaları arayışı olmadan gelmiyor...en azından Mariah Carey için. Şarkıcı, söz yazarı, aktris ve geleceğin parfüm yaratıcısı, Aspen'e uğruyor ve durmak bilmiyor.
Aspen Peak: Albümünüz The Emancipation of Mimi için gerçekleştirdiğiniz turnenin Amerika ayağını tamamladınız. Şimdi Japonya'ya gidiyorsunuz. Neler hissediyorsunuz?
Mariah Carey: Bugün aslında benim sesimi dinlendirme günüm. Birkaç şov arka arkaya yaptım. Şovlar arasında aslında konuşmuyorum ama bu benim en sevdiğim dergi! Havaalanı yolundayım, Japonya'ya gidiyorum, turne üç hafta içinde bitecek. Phoenix'ten yeni geldim, sonradan bir partiye katıldım ki bunu çok yapmam. Şimdi olay sadece uçuş ve sessizlik.
AP: Bu turne ile ilk defa otobüsle yolculuk ettiniz, değil mi?
MC: Çok sevdim. Herkes "yapamayacaksın" deyip bana gülüyordu. Biliyorum, bir diva özelliğim var ama gerçekten çok sevdim.
AP: Genel olarak nasıl bir tecrübeydi?
MC: Çok fazla özel zamanım oldu, ki genelde olmaz. Tribeca'daki evim gerçekten büyük ve herkes evin bir tarafında oluyor. Rahatlatıcıydı, daha bağımsız olduğumu hissettim. Köpeğim Jack'in küçük bir köşesi oldu. Kendi çapında o da ünlü oldu. İki kere Relly Ödülleri'ne aday oldu. Komik olan taraf şu an o otobüsle eve gidiyor kendisi.
AP: Bu turneyi diğer turnelerinizle kıyaslarsanız neler diyebilirsiniz?
MC: Bence, çıktığım en büyük ve en güzel turneydi. Çok iyi konuk sanatçılar vardı. Turnenin yarısının açılışını Sean Paul yaptı. Batı yakası konserlerinin hepsinde Busta Rhymes da vardı. Onlarla birlikte olmak güzeldi. İzleyiciler arasında 12 yaşındaki kızlardan, 24 yaşındaki hip hop'çılara, hatta evli çiftlere kadar herkes vardı.
AP: Kaç kişi sizinle birlikte çalışıyor turne süresince?
MC: Yaklaşık 78 kişi, 13 kamyon ve sekiz tane de otobüs.
AP: Duyduğuma göre Aralık ayında Oprah ile, onun kız öğrenciler için açacağı okulu görmek için Günay Afrika'ya gidiyormuşsun? Bu nasıl gerçekleşti?
MC: Oprah bana davetiye gönderdi. Legends Ball'a da katılmıştım ki o en çok sevdiğim olaylardan biriydi, hatta en iyisiydi. Verdiği yemek ve bize gösterdiği ilgi olağanüstüydü. Ve bu gezi de tarihin parçalarından biri olacak, o yüzden dört gözle bekliyorum. Davet edilmem bile onur verici.
AP: Noel'de Aspen'de olacaksınız. Burayı ilk nasıl tanıdınız?
MC: Evet orada olacağım...Noel'de. Noel öncesini çok seviyorum. Aspen'e 1997 yılından beri gidiyorum. Önce Telluride'ye gittim, orası da güzel ve şirindi.
AP: Orada ne yapmayı düşünüyorsunuz?
MC: Hiç iyi bir kayakçı değilim. Şirin bir kıyafetle bir kez kayıyorum, o kadar. Olay şu ki ben beyaz Noel'i çok seviyorum, Aspen'in havasını seviyorum...paparazzi ve ünlüler için değil, o da güzel ama daha başka şeyler yapabiliyorum burda; arkadaşlarımla kızağa binmek gibi. Hepimiz dışarı çıkıyoruz ve en sevimli Noel'i yaşıyoruz, çocukluk rüyalarımı tekrar yaşıyorum adeta. Aspen'de olmak her zaman çok güzel ve canlı. Kendimi evimde gibi hissediyorum.
AP: Her sene uğradığınız yerler var mı?
MC: Genelde Matsuhisa'ya gidiyorum. Nobu restaurantları arasında en sevdiğim o. Şef Nobu'yu onu Japonya'da gördüğümden daha fazla burada gördüm. Joan Boyce'nin takı mağazasına da uğrarım. Piñons'u da çok severim, salataları favorim.
AP: Yokuşlara geri dönelim. Sadece Aspen Dağı'nda mı kayak yapıyorsunuz?
MC: Snowmass'e de gittim. Bence benim gibi kayakçılar için orası daha kolay. Şimdi bu konuda ne kadar kötü olduğumdan bahsetmek istemiyorum ama olay şu - ben çabuk kalkabilen bir insan değilim. Uyumayı çok severim, o yüzden yokuşa geldiğim zaman, o her zaman olayın sonudur. Eğer bir snowboarding kursuna gitseydim sanırım orada da çok zaman geçiremezdim. Bir kere kayarak günü bitiriyorum. Ama bu sene snowboarding yapmayı deneyeceğim.
AP: Ama arkadaşlarınız olacak sizi kollayacak.
MC: Evet, arkadaşlarım ve bzı akrabalarım burada olacaklar. İngiltere'den gelecek bir arkadaşım, aynı zamanda İsviçre'den de biri var ki o benim 10. sınıftan beri tanıdığım biri.
AP: Her sene aynı yerde mi kalırsınız?
MC: Farklı yerleri deniyorum, bir gün Aspen'de bir evim olmasını çok isterim. Ben çok kendine özgü bir insanım, yaşadığım yeri ben yaptım, ve daha da önce de yaptığım yerler oldu. Kendi istediğim gibi olmasını istiyorum yaptığım şeylerin. Bu olayın nasıl yürüdüğünü bilirisiniz, bir milyar yıl ve bir milyar dolar ile!
AP: Kasabada yaşamak ister miydiniz?
MC: Dağ eteklerinde yaşamak güzel olurdu ama istediğimde geri dönebilmeliyim. Buradaki huzuru seviyorum, muhteşem bir tablodan çıkmış gibi sanki. Çok Muhteşem. Şöhret anı değil orada olan, sadece eğlence.
AP: Bir zamanlar bir dernek ile çalışmıştınız ve yetimhanede yaşayan çocukları Denver'dan buraya getirmiştiniz. Bunu bu sene de yapacak mısınz?
MC: Deniyorum. Bu gerçekten eğlenceli, Noel vermek ve paylaşmak demek. Eğer bu, çocuklara verilecek zaman ve onları eğlendirmekse bence herkes bunu yapmalı. Geri vermek benim için çok önemli. Mutlu olduğumu hissediyorum. Geçen sene onlarla kayak yapmaya gittik ve çok eğlendik. Sanki kendimi izliyordum onlar kayarken.
AP: Yürüyüşe çıkar mısınız?
MC: Pek sayılmaz. Tam olarak yürüyüş sayılmayabilir ama kaldığım yerde kısa gezintiler yapıyorum, ki buralar genelde kırlar ve ormanlık alanlar oluyor.
AP: Bu yıl nerede kalmayı istiyorsunuz?
MC: Henüz bilmiyorum ama bir jakuzisi mutlaka olmalı. Ondan çıkıp karda yuvarlanmayı çok seviyorum. Birileri bunun Aspen'de bir adet olduğunu söylemişti belki de yalan söylüyorlardı. Bizim adetimiz Noel Baba bikinileri giyip, jakuziye girmek ve karda yuvarlanmak.
AP: Burda geçireceğiniz haftadan ve Oprah ile çıkacağınız geziden sonraki planlarınız nedir?
MC: Beni çok heyecanlandıran bir film üzerinde çalışıyorum. Yapımcısı Lee Daniels, Monter's Ball'da onun eseriydi.
AP: Filmdeki rolünüz nedir?
MC: Bir garsonu canlandırıyorum, bir 'country' kızı. Hikaye babalarını bulmaya çalışan iki kardeş hakkında.
AP: Film ne zaman vizyonda olacak?
MC: 2007 Noel'ine yetiştirmeyi umuyoruz.
AP: Önünüzde çok iş var gibi?
MC: Bir diğer önceliğim ise Elizabeth Arden ile oluşturacağımız parfüm. Bu benim için bir ilk olacak. Güzel ve yaratıcı bir süreç oldu. Şirketlerle oturuyorsunuz ve onlar size değişik kokuları sunuyorlar. Sen orada istediğin kokuyu oluşturuyorsun. Sanki şarkı yazmak gibi. Parfüm oluşturulmak üzere, şişeleme ve promosyon işleri kaldı. Neol'den sonra çalışmalarına başlayacağım yeni albümümle birlikte çıkacak.
AP: Henüz bir adı var mı parfümün?
MC: Evet, ama şu an söyleyemem!
AP: The Emancipation of Mimi ile büyük bir başarı yakaladınız, gurur duyuyor olmalısınız.
MC: Evet, özellikle BMI'nin 'En İyİ Şarkı Sözü Yazarı' ödüllerini almam çok gurur verici. İnsanlar pianonun önünde veya gitarla görmedikleri sürece sizi gerçek bir söz yazarı ve besteci olarak görmüyorlar ki ben bu özelliklerimle bilinmek isterim öncelikle. Bir çok insan bunun farkında değil.
AP: Güzel bir yıldı ama değil mi?
MC: Bütün bir yıl sadece Aspen'e gelmeyi düşünüyordum!
Çeviri: MariahTurkiye.net
<< Makale ve Röportajlar